Hükümet sözünü tutsun

Hükümet sözünü tutsun

Kürt sorunu ve ertelenen Anayasa değişikliği konularını değerlendiren Ünsal, hükümete seçim öncesi verilen sözleri tutma çağrısı yaptı.


MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal, seçim öncesinde seçmene taahhüt edilen sivil anayasanın ertelemiş olmasını eleştirerek, Hükümeti verilen sözü tutmaya çağırdı. Verilen sözü tutmamanın ahlaki olmadığını ifade eden Ünsal, “İnsanlardan ‘şunları yapacağım’ deyip oy ister ve yapmazsanız, doğru bir şey yapmamış olursunuz” dedi.
MAZLUMDER’in yeni Genel Başkanı Faruk Ünsal, AKP eski Adıyaman Milletvekili. Özellikle 1 Mart Tezkeresi’ne karşı olması ve muhalif tavırlarıyla öne çıkan Ünsal, 2007 seçimlerinde yeniden aday gösterilmedi. Ünsal ile Anayasa değişikliğini ve Kürt sorununun çözümünü konuştuk.
SEÇMENE TAAHHÜTLERİ VARDI
AKP Hükümeti’nin de 2007 seçimlerine giderken seçmene yeni anayasa taahhüt ettiğini belirten Ünsal, “Seçim sonucunda çıkmış olan parlamentonun seçmene taahhüt ettiği sivil anayasayı ertelemiş olmasını, seçmen-seçilen ilişkisi bakımından ahlaki bulmadığımı ifade edeyim. Siz insanlardan ‘şunları şunları yapacağım’ deyip oy ister ve yapmazsanız, doğru bir şey yapmamış olursunuz” dedi. Sivil bir anayasanın mutlaka Kurucu Meclis eliyle yapılması gerektiğini belirten Ünsal, “Sadece şu anda Meclis’te temsil edilen partiler tarafından oluşturulan bir anayasa değil, mutlaka çeşitli toplum kesimleri, meslek grupları; Müslüman-gayrimüslim, Sünni-Alevi değişik felsefi-dini grupları temsil edecek sivil bir anayasa hazırlanmalıdır” dedi.
BİRLİKTE YAŞAMI ESAS ALAN BİR ANAYASA
Anayasanın referandumla topluma tasdik edilmesi gerektiğini vurgulayan Ünsal, “Yeni anayasanın en temel özelliği ise birlikte yaşamayı esas alan bir toplumsal sözleşme olmalıdır” dedi. Bir arada yaşamaktan kastının, ‘tek tipleştirme’ olmadığının da altını çizen Ünsal, “Kimliklerimizin, tanımlarımız eşliğinde saygı gördüğü bir temel haklar bildirgesinden söz ediyorum” dedi. AKP’nin gücünün böyle bir mekanizmaya yeteceğini, dolayısıyla bu gücü kullanması gerektiğini kaydeden Ünsal, “Bu konuda muhalefetin de bir itirazı olmamalı. Toplumun bütün katmanlarının temsil edildiği, tamamen sivil, özgürlükleri kapsayan bir metinden profesyonel siyaset neden imtina eder, onu da anlamış değilim” dedi.
BİR DAHA DARBELERE CESARET EDEMEZLER
Böyle bir toplumsal mutabakat metninin olması halinde, darbe yapmak isteyenlerin de artık buna cesaret edemeyeceğini vurgulayan Ünsal, Ergenekon davasını, “İster darbe teşebbüsünde bulunan birtakım askeri zevat, isterse kendilerine yasanın tanımadığı yetkileri kullanan ve yasada tanımlanmamış organizasyonlar içerisinde bulunan bir grup, kim olursa olsun vahim bir durum var ortada” diye değerlendirdi. ‘Başarılı’ darbecilere dokunulmamasını eleştiren Ünsal, “bütün meselelerin üstesinden gelebilmenin yolunun sivil bir anayasadan geçtiğini” belirtti. Ünsal, “Geçmişimizde 1960’la başlayan, açık veya kapalı darbeler var. Doğrusu, halk iradesinin hiçbir şekilde çökertilmeye tabii tutulmadan gerçek anlamda tesis edilmesi gerekir. O bakımdan toplumsal bir mutabakat sağlanması için sivil anayasa hazırlama sürecinin çok önemli olacağını düşünüyorum” dedi.
TEK TİPLEŞTİRME BASKISI
Artan şiddet olaylarını da değerlendiren Ünsal, “Toplumu tek tipleştirdiğinizde, kendilerinin dönüştüğüne inanan insanlar baskı altında hınç biriktiriyorlar. O bakımdan tahammül kültürünü, hoşgörüyü inşa etmemiz gerekiyor” dedi. Bunun sadece formel eğitimle izah edilemeyeceğini belirten Ünsal, “Eğitim süreci, sanayi toplumunun ihtiyacı olan ara elemanı yetiştirmek üzere tornadan adam çıkarmak olarak işliyor. Kendi değerleriyle barışık yapılar inşa etmeliyiz” dedi. “Devlet, bütün eğitimi kendi milli eğitim sisteminin tanımlanmış müfredatı gibi görür ve medeniyet algısını eni boyu belli bir şablonla tanımlar ise geleneksel yapıların burada hayat bulması mümkün değildir” diyen Ünsal, “Gerçekten kendi kültürümüzün, geleneklerimizin çözmekte başarılı olduğu o kadar çok problem var ki. Onların yaşamasına müsaade etmeliyiz. Toplumlar, nihayetinde yalnız mahkemelerde sorun çözmüyorlar” dedi. “Örneğin cemevleri politik bir algı olarak inşa edildi” diyen Ünsal, “Halbuki bunlar gönül inşa eden, bir biçimde içinden çıktığı toplumun sorunlarını çözmüş ve çözmeye çalışan; modern olmayan ve modern olmak zorunda da olmayan kurumlarımızdandır. Cemevleri mutlaka Diyanet İşleri veya Kültür Bakanlığı’nın himayesinde de olmak zorunda değildir. Devlet, hayatımızın içerisinde ne kadar az olursa o kadar iyidir” şeklinde konuştu. Ünsal, geçmişte bir siyasi partide görev yapmış olmasının MAZLUMDER’i o partinin siyasetine çekmek anlamına gelmemesi gerektiğini belirterek, “İnsan hakları dili muhaliftir, o nedenle siyasi muhalif değil ama sivil muhalefet olacağız” dedi. (Ankara/EVRENSEL)
Sultan Özer / Şiar Can Şener
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.