GERÇEĞİN GÖZÜYLE

GERÇEĞİN GÖZÜYLE

  • Demokratik rejimlerin sık rastlanan cilvelerindendir. Sandıktan çıktıklarını, halkın özgür iradesiyle iktidara geldiklerini söyler durur politikacılar. İktidara yerleşince de kendilerini omuzlayan halkı unutuverir...


    Demokratik rejimlerin sık rastlanan cilvelerindendir. Sandıktan çıktıklarını, halkın özgür iradesiyle iktidara geldiklerini söyler durur politikacılar. İktidara yerleşince de kendilerini omuzlayan halkı unutuverir, kendi kaderine terk ederler. Güç odakları ile, egemen sermaye ile el sıkışır; plan, projelerini birlikte kotarırlar. Gerçekleri kamuoyunun öğrenmemesi için de yasaklara başvurur, halkın doğruları öğrenme, bilgi edinme hakkını görmezden gelirler. Gazetelerin ve gazetecilerin pembe haberlerle dolu yazılar yazması mutlu eder onları. Huzurlarında yer verir desteklerler. Gerçeği araştıran, yazan, yayınlayan; gazetecilik mesleğinin yurttaşların gerçeklerden haberdar olmasını sağlamak olduğunun bilincindeki kesimden ise rahatsızlık duyarlar. Hemen yasaklar girer devreye, olmadı üst üste açılan davalar, yüksek para cezalarıyla gazeteciyi yıldırma operasyonları başlar. Rejimin adı demokrasidir ama Türkiye Yayıncılar Birliği’nin “Düşünce ve İfade özgürlüğü” raporuna göre son bir yıl içinde toplatılan, yargıya taşınan kitap sayısı 40’ı aşıyor. Yazarlar kalemi bırakmış, adliye adliye dolaşıyor. Bunlardan biri meslektaşımız Nedim Şener, istihbarat raporlarına dayanarak kaleme aldığı “Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları” kitabı nedeniyle yargılanıyor. Hakkında 28 yıla kadar hapis cezası isteniyor. Ülkenin yurtdışındaki kültür elçilerinden yazar Nedim Gürsel’in “Allahın Kızları” kitabı yüzünden başı dertten kurtulmuyor. Kitap yargıda beraat ediyor. Bu kez de sayın muhbir vatandaş giriyor devreye. Gelsin yeni bir dava...
    Ülkenin demokrasi ile imtihan edildiği günümüzde bir habere Genelkurmay Askeri mahkemesi yasak koyuyor. Nerede kaldı halkın gerçekleri bilme öğrenme hakkı? Yazar Heirich Böll, bir denemesinde gerçekle ilgili şunları söyler: “...Gerçeği açan bir maymuncuk yoktur: Kitaplar ve olgular, gerçek kırıntılarıdır en çok, ya da gerçeğe götüren anahtarlardır; içerisini bir görmek isteyenlere bir evin kapıları gibi açarlar GERÇEK kapılarını. Ve açılan kapıdan girmek gerekir, o ana kadar bilinmeyen odalara girmek ve bilinmeyene bir göz atmak gerekir.” Ve unutulmamalı ki gazetecinin tartışılmaz görevi de gerçeği aramak, gerçeği gün ışığına çıkarmak, insanların gerçek bilgilerle donanmasını sağlamaktır demokrasilerde. Şeffaflık bu nedenle demokratik rejimlerin olmazsa olmazlarındandır. Bir sözcük değildir yalnızca. Yasaklar, kitap toplamalar, sansür, örtülü sansür günümüze dek yıllarca uygulandı bu ülkede. Tek parti dönemiyle, darbelerle, kimi hükümetler eliyle; sonuçta gelişmekte olan ülke statüsünden kurtulamayan, okuma özürlü, eğitimi arapsaçına dönmüş, kültür erozyonuna uğramış bir toplumun sancıları yaşanıyor hâlâ. Ne yazık!
    TURGAY OLCAYTO
    www.evrensel.net