RAMP IŞIKLARI

RAMP IŞIKLARI

  • 1963 yılında Ankara’da Asaf Çiğiltepe ve arkadaşları tarafından kurulan ve o yıldan bugüne inat ve ısrarla sanat anlayışından taviz vermeden 46 yıldır çalışmalarını sürdüren Ankara Sanat Tiyatrosu, ya kapanacak ya da İstanbul’a taşınacak.


    1963 yılında Ankara’da Asaf Çiğiltepe ve arkadaşları tarafından kurulan ve o yıldan bugüne inat ve ısrarla sanat anlayışından taviz vermeden 46 yıldır çalışmalarını sürdüren Ankara Sanat Tiyatrosu, ya kapanacak ya da İstanbul’a taşınacak. Bütün özel tiyatroların yaşadığı mekan, finansman ve kadro sorunu AST’yi de kıskacına aldı ve bu tarihsel kuruma hazin sonu hazırladı.
    Türkiye’nin kısmen demokratik bir devlet ve bilinçli bir toplum olma yolunda ilerlediği bir dönemde kuruluşu gerçekleştirilen Ankara Sanat Tiyatrosu, bu demokratik zemini sanatın özgürleşmesi ve özgür yaratımın çerçevesinin genişletilmesi yolunda demokratik haklarını sonuna kadar kullanarak, yükselen sınıf mücadelesine ve politik hareketin ivmesine estetik cepheden düzeyli katkılar sunmaya başladı. Kurucusu Asaf Çiğiltepe’nin bir turne yolculuğunda trafik kazasında vefat etmesi üzerine yönetimi devralan Güner Sümer Çiğiltepe’nin açtığı yoldan daha bilinçli ve daha kararlı bir şekilde ilerleyerek AST’yi kalıcı bir kurumsal yapıya dönüştürmek üzere çalışmalarına devam etti.
    Kuruluşundan bu yana yerli ve yabancı yazarların en önemli yapıtlarını, sadece Ankaralı seyirci değil tüm Türkiye ile buluşturan AST, Türkiye’den Orhan Kemal, Aziz Nesin, Nâzım Hikmet, Vasıf Öngören, Oktay Arayıcı, Sermet Çağan, Güner Sümer, İsmet Küntay ve Turgut Özakman gibi yazarların epik tarzda yazılmış ve toplumsal, kültürel ve törel değerleri yeniden tartışmaya açan metinlerini, estetik değeri yüksek yapımlarla seyircinin karşısına çıkardı. Dünya yazarlarından başta Bertolt Brecht olmak üzere N.Gogol, M. Gorki, S.Beckett, Mrozek ve Brendan Behan gibi politik tiyatronun öncü isimlerini Türkiye’nin en zor zamanlarında sahneye taşıyarak seyirci ile buluşturdu ve bu çalışmalarla Ankara’da uzun yıllar tiyatroda bir geleneğin öncülüğünü üstlendi.
    Kuruluşundan bugüne her sezon yaklaşık dört oyunla perdelerini açan AST’nin; 1970 yılında 12 Mart faşizminin baskısı sonucu Bertolt Brecht’in “Hitler Rejiminin Korku ve Sefaleti” ve Oktay Arayıcı’nın “Seferi Ramazan Bey’in Nafile Dünyası” adlı oyunları sakıncalı bulunarak yasaklanır ve tiyatro kapatılır. Tiyatronun kısa bir dönem kapatılmasıyla gösterimlerini Menekşe Sineması’nda sürdüren AST oyuncuları, yasağın kaldırılmasıyla yeniden kendi mekanlarına dönerler ve repertuvar politikasından ve sanat anlayışlarından ödün vermeden seyircileriyle buluşmaya devam ederler.
    Ankara Sanat Tiyatrosu’nda, Türkiye’nin tarihinde bir ilke imza atılarak, oyuncularla tiyatronun sahibi arasında toplusözleşme imzalanır ve aynı yıl AST oyuncuları, patron toplusözleşme hükümlerini yerine getirmediğinden greve giderler.
    1973-74 sezonunda Rutkay Aziz’in genel sanat yönetmeni olması ile yeni bir döneme kapı aralayan AST, bu dönemde daha radikal oyunlarla seyircisinin karşısına çıkar ve bir yandan da topluluk kendi içinde yönetim anlaşmazlığına düşer. Erkan Yücel ve kimi arkadaşları ayrılarak Devrimci Ankara Sanat Tiyatrosu’nu kurarlar. Ancak bu yapı bir zaman sonra dağılır ve oyuncular yeniden AST’yi tercih ederler. Rutkay Aziz yönetimi Bilgesu Erenus’un “Nereye Payidar?”, Ömer Polat’ın “Aladağlı Miho” ve petrol boru hattında çalışan işçilerin 3 ay iş bırakmalarını konu edinen “804 İşçi” adlı oyunlarını repertuvarına alır. Rutkay Aziz, seçtiği oyunlar ve turne programı ile tiyatroyu geniş bir yelpazede seyirci kitlesi ile buluşturur.
    Bu hareketlilik ve tiyatro serüveni 12 Eylül 1980 yılına kadar sürer. Ardından 12 Eylül faşizminin baskıları sanat ve sanatçı üzerinde yavaş yavaş hissedilmeye başlar ve AST bu baskılardan da payına düşeni fazlasıyla alır. Bu baskılara bir de parasal sıkıntılar eklenince AST seyircisine başvurur. Bir kampanya ile kurum yeniden yaşatılmaya çalışılır. 1990 yılına kadar tarihsel çizgisinden ve sanatsal tavrından ödün vermeyen AST, bu yıldan sonra aşamalı olarak kadrosunu yitirmeye başlar ve yeniden parasal darboğaza girer.
    Bugün gelinen noktada AST’nin önünde iki seçenek bulunuyor; ya kapatılacak ya da İstanbul’a taşınacak. Türkiye’de politik tiyatroda bir geleneğin kurumsal olarak sürdürümcüsü olan ve tiyatro tarihinde haklı bir yer edinen topluluk, artık öyle görünüyor ki anılarda yaşatılacak ve bir nostalji olarak zaman zaman sohbetlerde dile getirilecek. Türkiye’de şu anda sahnelerde yolu AST’nin sahnelerine düşmemiş, 50 yaş üzeri kimse yok gibi neredeyse. Rutkay Aziz’i artık bundan sonra büyük bir görev ve sorumluluk bekliyor. Ankara Sanat Tiyatrosu yaşatılmalı; ne pahasına olursa olsun!..
    METİN BORAN
    www.evrensel.net

    0 yorum yapılmış

      Yorum yapın

      Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.