Karnesi kırıklarla dolu

Karnesi kırıklarla dolu

Şehri İstanbulluya dar eden ve skandallarıyla gündemden düşmeyen Celalettin Cerrah gitti. Yerine ise İzmir Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın getirildi.


Şehri İstanbulluya dar eden ve skandallarıyla gündemden düşmeyen Celalettin Cerrah gitti. Yerine ise İzmir Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın getirildi. Basının ilk günden övgüler dizdiği, 20 ay sonra yaş haddinden emekli olacak olan Çapkın’ın İzmir’deki 3 yıllık karnesi 23 tane kırıkla dolu.
İstanbul’un çiçeği burnunda Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, Cerrah’ın koltuğuna oturacağını öğrendiği an başladı anlatmaya. İstanbul’un huzurlu bir şehir olduğunu savundu, “30 bine yakın polis, İstanbul’da bu huzuru sağlamıştır” dedi. Dillerden düşmeyen “Polis halk el ele” sloganını tekrarladı, İzmir’deki Kemeraltı projesini esnafın desteğini alarak hayata geçirdiklerini söyledi. “Aldığımız bayrağı ileriye taşımaya çalışacağız” diyen Çapkın, İstanbul’da gerçekleştireceği icraatları için de halk ve basınla işbirliği içinde olmak istediklerinin sinyallerini verdi. Çapkın, “Elimizden gelen çabayı aynı istikrarla son güne kadar sürdürürüz” demekten de geri durmadı. Çapkın’ı ve ekibini, icraatlarıyla tanıyalım.
POLİS ŞİDDETİ ARTTI
Çapkın, İzmir Emniyet Müdürlüğü koltuğuna 10 Mayıs 2006’da oturdu, 2007 haziranında da Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu’nda (PVSK) değişiklik yapıldı. Polisin yetkilerini genişleten, ‘vurma’ yetkisi veren bu değişikliğin ardından, tüm Türkiye’de olduğu gibi, İzmir’de de polis şiddetinde artış yaşandı. Çapkın’ın görev süresi içinde, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) raporuna giren 23 başlıca olay yaşandı. Bunların çoğu da işkence vakaları.
POLİSİN SİLAHLARI KONUŞTU
23 Ekim 2007: Konak’ta bir polis, bir kişiyi darp ettiği, bir kişiyi de bıçakladığı ileri sürülen Emrah Gider’i, karnına sıktığı kurşunla öldürdü. Gerekçesi ise, “Görevli memura direnmek”ti.
24 Kasım 2007: Karşıyaka’da Baran Tursun, polis kurşunlarının hedefi oldu. Bu seferki gerekçe ‘dur’ ihtarına uymamaktı. Ancak 20 yaşındaki Tursun, başına gelen kurşunla yaşamını yitirmişti. 2 yıllık yargılamanın sonucunda tutuksuz yargılanan Polis Oral Emre Atar hakkında verilen hapis cezası, yalnızca 2 yıl 1 aydı.
8 Ocak 2008: İzmir polisi durmak bilmedi. Aradan yalnızca bir ay geçmişken, sivil polisler kimlik sordukları, ancak kendi kimliklerini göstermedikleri Hasan Köse ile tartıştılar. C.U. adlı polis havaya ateş açtı, Köse hastaneye kaldırıldı.
3 Temmuz 2008: Konak’ta bir işyerine girerek hırsızlık yapmaya çalıştıkları öne sürülen kişilerden Uğur Olukkaya vuruldu. Gerekçe ise ‘dur’ ihtarına uymamaktı.
İŞKENCE HAD SAFHAYA ULAŞTI
9 Mayıs 2008: Çiğli’de D.Ö. (17), V.Ö. (15) ve K.K. (15) adlı 3 çocuk, “polise küfrettikleri” ileri sürülerek gözaltına alındı, ilk durakları Güzeltepe Karakolu oldu. Bu çocuklar, daha sonra götürüldükleri 2 karakolda da işkence gördü.
23 Mart 2008: Gündoğdu Meydanı’nda yapılan Newroz kutlamasına saldıran polis yüzlerce kişiyi döverek gözaltına aldı, bu kişilerden 2’si sakatlandı.
29 Ağustos 2008: Narlıdere’de Saygı Sönmez, parkta tanık olduğu kavgayı ayırmaya çalışırken, karakolda gördüğü şiddetten ötürü elmacık kemiği çöktü, çenesinde iki kemik kırıldı.
6 Şubat 2009: S.K. (16) ve S.K. (19) adlı iki kardeş, F.Ç. adlı sivil polisin kızına ‘laf attıkları’ gerekçesiyle götürüldükleri Enes Bediz Karakolu’nda dövüldü, birinin kulak zarı patladı.
30 Ocak 2009: Gözaltına alınan Cahit İldeniz, Cahit Bayık, Miran Bilgin, Ramazan İldeniz ve Hamza Öztürk Işıkkent Karakolu’nda gördükleri işkence ve kötü muamelenin ardından karakolu temizlemeye zorlandı.
DOKTOR-AVUKAT DİNLEMEDİ
9 Eylül 2007: İzmir Enternasyonal Fuarı’nda gözaltına alınan gençlerin avukatları, müvekkillerini görmek için ısrar edince dövülerek gözaltına alındı.
15 Mayıs 2008: Doktor Deniz Yazıcı, yanındaki arkadaşı hakkında ‘arama kararı’ olduğu gerekçesiyle dövülerek ekip aracına bindirildi, boş arazide ve karakolda da dövüldü. Yazıcı ve arkadaşı, polislerin “Baran Tursun’u vuranlara ne oldu ki bizlere de bir şey olsun” dediklerini iddia etti, ancak polisler görevden uzaklaştırıldı.
(İstanbul/EVRENSEL)

ZABITA POLİSİ ARATMADI
Sütlüce’de uykuluk satan Nurettin Yıldız’ın kolunda çatlak var, 15 yaşındaki oğlu Burak’ın kolunda ise kırık. 25 yaşındaki oğlu Gökhan’ın kafası bandajlı, gözü ve sırtı mosmor. Yıldız ailesinin iddiasına göre onları bu hale İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) zabıta ekipleri getirdi. Erzurumlu 11 çocuk babası Yıldız, yıllarca Sütlüce’de uykuluk sattı. 12 yıl önce işi bıraktı ama bir çocuğu işsiz kalıp diğeri askere gidince işe geri döndü. Okmeydanı’nda bir gecekonduda yaşayan Yıldız, şaşkın: “Zabıtalar bize gece 11.00’den sonra açabileceğimizi söylerdi. Yani biliyorlar orada satış yaptığımızı. 10 Haziran gecesi saat 12.45 sıralarında simasını tanıdığım iki sivil zabıta geldi. Biz toparlanamadan elinde telsizle bir görevli geldi. ‘Arabanı alacağız’ dedi. Ben de ‘Araba emanet, almayın’ dedim. Önce tezgahtaki bıçakları aldılar. Sonra telsizli olan elini beline attı. Silah çıkaracak zannettim. ‘Beni mi vuracaksınız?’ dedim. Küfür etti ve biber gazı çıkartarak sıktı. Ben kendimi kaybettim.” Babasını yerde görünce yanına giden ve 40-50 zabıtanın birden gelip sopalarla vurduğunu söyleyen Gökhan, gözlerini hastanede açmış. İBB’yse ‘zabıta dayağı’ iddiasını her zaman olduğu gibi yine reddetti. (İSTANBUL)
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.