Patlamamış mısır

Patlamamış mısır

Rüyalar gerçek oldu. Bütün anketlerde bir numara çıkan “Boş zamanlarımda belgesel izliyorum” ruhu hayat bulmak için zamanın ruhunu bekliyormuş. Zamanın ruhu, Zeitgeist’ın Türkçesi.


Rüyalar gerçek oldu. Bütün anketlerde bir numara çıkan “Boş zamanlarımda belgesel izliyorum” ruhu hayat bulmak için zamanın ruhunu bekliyormuş. Zamanın ruhu, Zeitgeist’ın Türkçesi.
Size son zamanlarda en çok fanatiği olan filmi söyleyeyim. Terminatör değil, Transformers değil, Sevgili Kocacığım değil, Japonum ve Ödüm Koptu değil, Lost: The Movie değil. Aklınıza gelen, benim kafamdan uydurduğum ya da sinemalarda gösterilen, DVD tezgahlarında boy gösteren filmlerin hiçbiri değil. “Zeitgeist” diye bir belgesel öyle bir fırtına estiriyor ki, indirenler, birbirine önerenler, “Nasıl sevmezsin” diye ötekine küsenler... Kendine özgü, çok değişik bir ortamı var.
İki belgesel var bu isimde. İlki 2007, ikincisi 2008 tarihli. İkisinin de yönetmeni, yapımcısı, her şeyi Peter Joseph diye bir adam. Birincisi, iki saatte dünya tarihinde olan bitenin özünü anlattığını öne sürüyor. Onu da üç bölüme indirgiyor. Birinde, Hıristiyanlığın aslında eski inançlardan araklanmış bir inanç sistemi olduğu anlatılıyor. Bir nevi, Hıristiyan “Din Bu”su. İkinci bölüm, 11 Eylül saldırılarında, birtakım hiç adı anılmayan “kılçıklar” olduğunu savunuyor. “Loose Change” vardı, meraklıları bilir, biraz da “Fahrenheit 9/11”. Üçüncü bölümde “Amerika neler neler yapıyor, inanamazsınız” türünden birtakım Amerikan tarihi kırıntıları var.
Darılmaca yoksa, filme tahammül ettiğim iki saatten sonra düşündüklerimi söylemem lazım. Bu filmde anlatılanların daha önce söylenmemiş, çok cesur, herkesin izlemesi gereken şeyler olduğunu düşünmek için, hiç okumamak demeyeyim de, bayağı az şey görmüş olmak gerekir.
Olsun, Zeitgeist’i sevmek, onu seven arkadaşların suçu değil. Zamanın ruhunun suçudur diyelim. Bense, ilk filmde de ruhsuzdum, ikincisinde daha ruhsuzdum.
Bir kere, hakikaten filmde anlatılanların hiçbir numarası yok. Biraz din tarihi, biraz Amerikan tarihi bilmeye bile gerek yok, bir hafta üst üste gazete okursanız bileceğiniz, duyacağınız şeyler. 11 Eylüllü kısmı da, neye dayandığı belli olmayan komplolar. Görüntülerde alt katlarda bir şey patlıyor gibi görünüyormuş, üçüncü kule uçaksız nasıl yıkılmış, o gün güvenlik nasıl hata yapmış vs. Nasıl yapıldı merakı çok güzel de, içi boş olduğu için ben bunun adını “teknik muhalefet” koydum. Amerika dediğin dünyanın başının yüz yıllık belası, bunu da dünya nüfusunun yüzde yüz ikisi biliyor. Ama arkadaşlar bunu söylemiyor da ne diyor: Abi orda bomba patladı sanki, o aletin onu yapmaması lazım falan.
Ya, zamanın ruhu dediğin zaten bir avuç ensesi kalının dünyanın geri kalanını tezgahtan geçirmesi hikayesi. Tezgah dediğimin içinde alıp satma da var, yalan dolan da var, nasıl anlarsanız.
Ha, ama Zeitgeist’çı arkadaşlar “hiçbir sisteme” inanmadıkları için, bu söylediklerim onlara ters gelebilir. Birinci filmin en azından bir numarası yok. İkinci film, bildiğin gericilik propagandası. “Venüs Projesi” diye bir şey uydurmuşlar, kültürü yeniden tasarlayacaklarmış. Parayı kaldırıp “kaynak bazlı” diye ne demek olduğu belli olmayan uyduruk ekonomi teorisinden kozmik şehir fotoğraflarına kadar kırk tane saçmalık.
Bu zamanın ruhunun ruh ikizi, ister inanın, ister inanmayın bizde ara ara boy veren, Haydar Baş. Onunki daha Anadolu işi diye DVD’lere basılmıyor, torrent linkleri verilmiyor, ekşi sözlükte başlıkları açılmıyor olabilir. İçerik, aynı derecede tutarsız, bilim dışı. Zeitgeist’çılar bir göz atsınlar diyeceğim, severler diye korkuyorum.
Belgesellerde, gerçekleri manipüle etme, çarpıtma riski her zaman var. Daha anlaşılır, daha etkili olmak için birtakım teferruatları atlayıp ilgi çekici olanın üstüne odaklanınca, hangi bilgi neye dayanıyor, neyin sonucu, neyin nedeni falan her şeyin birbirine karışması doğal. Michael Moore gibi çok sağlam bir belgeselci de benzer bir yolu izliyor, ondan çok daha uyduruk komplocu insanlar da. Kolay çözüm sağlayacak bir öneri, belgesellerde de, habercilikte izlenen 5N 1K dedikleri ilkelerin aranması, yani kim, ne, nerede, ne zaman, neden, nasıl sorularının cevapları... Belki bu sayede biraz daha mantık dahilinde tartışmalar yapabiliriz.
Bir de yerimiz kalsaydı, Zeitgeist’ta hayatın anlamını bulan arkadaşlar için bir okuma listesi verecektim. Belki başka zaman...
Çağdaş Günerbüyük
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.