EVRİM/DEVRİM

EVRİM/DEVRİM

  • TV kanalları haberleri veriyor. Önce “İrticaya Karşı Eylem Planı” ile ilgili gelişmeler... Hemen arkasından Deniz Feneri yolsuzluğu ve Zahid Akman’la ilgili olanlar...


    TV kanalları haberleri veriyor. Önce “İrticaya Karşı Eylem Planı” ile ilgili gelişmeler... Hemen arkasından Deniz Feneri yolsuzluğu ve Zahid Akman’la ilgili olanlar...
    Çaralan yazmıştı: Fazla pazarlık görüntüsü var. İki konuda da bir ileri iki geri. Mehter Marşı’ndan bile düşük hızla yürünüyor ve sadece gürültü çıkıyor. Sahte mi değil mi, gerçekse emri kim verdi, tartışılıp gidiyor. Ve açık seçik taraflar var. Hem gerçek taraflar, hem de yazan çizenler taraftan da daha taraf, tam amigo.
    Bir taraf bir belge için sahte diyorsa, diğer konudaki belgeleri gerçek kabul ediyor. Ve tersi. Birinin ak dediğine diğeri kara diyor. Peki asıl sorun ne?..
    Bir hükümet var ortada. Son yerel seçimlerde oyunu düşürmüş olsa bile hâlâ Meclis çoğunluğunu elinde tutuyor. Hükümetler yıpranır denir, gerçektir; yıpranıyor. Bunca krizin ortasında, milyonlarcası işten atılır, milyonlarcası raflarını yenileyemezken, “yok” ya da “teğet geçti, geçiyor” dersen; sonra dönüp bütün desteğini bir milyonluk nüfus tutmayan büyük sermayedarlara ve etrafına verirsen, yıpranırsın. Ve konuşup durursun.
    Bir “gözbebeğimiz ordumuz” vardı. “En güvenilir kurumlar” listesinin birincisi çıkardı hep. Şimdi?.. Güvenliğin, güvenilirliğin yerinde yeller eser oldu. On gündür sahtekarlık mı; kim hazırladı, kim emretti, bu tartışılıyor! Fikret Bila, bir taraf açısından, yazıyor; “Emir-komuta zinciri olasılık dışı” diye. Ama iş buraya geldikten sonra kim kime inanır? Onlarcası da tersinden yazıyor.
    Güvenliğimizi emanet ettiğimiz bir kurum düşünün ki, kendi güvenliğini alamıyor. Eğer darbe hazırladığı gerçekse, bunu eskiden başarabildiği gibi sessiz-sedasız, saman altından su yürüterek yapamaz olmuş. Son Ayışığı ve Sarıkızları yakalatmasından sonra, şimdi de devamı niteliğinde olduğu söylenen bir eylem planı yakalatıyor. Hem de altında imzasıyla, belgesiyle... Bu, eskiden, o “en güvene mahzar kurum” döneminde olur muydu? Olabilir miydi? Şimdi ya gücü yetmiyor, el elden üstün çıkıyor, ya da yeni Başbakan Yardımcısı Arınç’ın dediği gibi, beceriksizlikten, “iyi ki bu generallerle savaşa girmiyoruz” noktasına geliyoruz! Hangisi önemli değil, ama belli ki ordu kendi güvenliğini alamıyor, nefes alışını dinliyorlar.
    Hele belge yoksa ortada, yani sahteyse, daha da berbat. Demek ki ordunun içinde birileri “fink” atabiliyor. Sağa sola sahte belgeler yerleştirebiliyor. Genelkurmay yetkililerinden birinin imzasıyla belge düzenleyebiliyor. Yarın ya Bila’nın “Emir-komuta zinciri olasılık dışı, çünkü Başbuğ ‘Böyle bir soruyu bile hakaret sayarım’ dedi” diye sunduğu Genelkurmay başkanının imzasıyla bir belge dolaştırılırsa ortalıkta?! Ve bu belge ile sahte mahte, ama bir darbe düzenleniverirse…
    Sahteydi değildi tartışmalarıyla ordunun güvenliği ve güvenilirliğinin tartışmaya açıldığı, tartışılıp durduğu ortada.
    Peki, eskiden böyle değil miydi? Sorunun yanıtını tartışan ya da çekişen tarafların kimliğinde, kimin nerede durduğunda aramak gerek. Eskiden darbeciler dışarıya hiç ses sızdırmıyorlardı, doğru. Ama daima Amerikan emperyalizminin düdüğünü öttürüyorlardı. Ondan olur almayan bir darbe olanaksızdı. Emir-komuta zinciri dışındaki tek “darbemiz”, 27 Mayıs bile “yeşil ışık” almış ve ilk açıklamasında “NATO’ya CENTO’ya bağlıyız” demişti. Yoksa eskiden de deşifre olurlardı.
    Şimdiyse Amerika tam darbe ve darbecilerin arkasında durmuyor. “Demokratlığı”ndan değil tabii. Bugünkü çıkarları AKP ile askeriyenin anlaştırılmasını gerektiriyor. Yarın değişebilir ve “güvenlik” sorunu yeniden tesis edilebilir. NATO ordusu olan ordu içinde ancak NATO ve İkili Antlaşmalar üzerinden olduğu kadar ileri teknolojiyle de “fink” atabilecek yetenekteki tek güç Amerikalılar ve CIA’ları olabilir. Fethullah ve polis içindeki örgütlenmesi, ancak onlara yardım edebilir. Burası Türkiye ise ancak böyle olabilir. Yoksa “Biz kaç darbeyi anlımızın akıyla başarmıştık”!..
    MUSTAFA YALÇINER
    www.evrensel.net

    0 yorum yapılmış

      Yorum yapın

      Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.