HARPUT İÇİN KOLLARI SIVAMANIN TAM ZAMANI

HARPUT İÇİN KOLLARI SIVAMANIN TAM ZAMANI

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, Elazığ kentinin kendi tarihsel ve kültürel mirası üzerine kafa yormaya başlamasını ve bunu yaparken de yöresel ve ülkesel uzmanların görüşlerini almasını son derece olumlu buldum.


Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, Elazığ kentinin kendi tarihsel ve kültürel mirası üzerine kafa yormaya başlamasını ve bunu yaparken de yöresel ve ülkesel uzmanların görüşlerini almasını son derece olumlu buldum. Tarihsel sürecin geçmişte kalan kısmını ve gelecekteki boyutunu düşündüğümüzde hiçbir şey için geç kalınmamış demektir ve kolları sıvamanın tam zamanıdır. Bunun da Elazığ Mimarlar Odası tarafından yapılarak ön plana Harput mimari mirasının çıkarılmasını özellikle anlamlı buluyorum. İzlenimlerimi şu başlıklarda toplamayı uygun görüyorum:
1. Harput’taki mimari miras, çok kültürlülüğün eşsiz bir örneğidir. Bugün ayakta kalmayı başarabilen az sayıda yapı ve geçmişteki zenginliğin bugüne ulaşan izleri bunun kanıtını oluşturmaktadır.
Ancak bu mirasın ve izlerin yeterince korunamadığı da aşikardır. Sempozyumda bu çok dilli, çok dinli, kısacası çok kültürlü tarihsel miras sık sık dile getirildi. Bu gerçekliğe yaklaşım tarzımızın her türlü önyargıdan, bağnazlıktan ve fanatizmden uzak olması gerekir. Yani Elazığ’ın tarihine eğilen ve Harput’un geçmişi hakkında soru soran, araştırma yapan herkesin orada bir zamanlar büyük bir Ermeni ve Süryani Hıristiyan nüfusun varlığını kabul etmesi ve dile getirmesi gerekir. 20. yüzyılın bir tarihine kadar orada varolan bu çok kültürlülükten bugün geriye pek fazla birşey kalmamıştır ve Harput’taki Türk-Müslüman başat kültürün bugün elverdiğince bir monokültür olarak yaşatılmasına çalışılmaktadır. Oysa bu, Harput’un fakirleşmesi anlamına gelir.
2. Harput’un bugünkü görünümü ile yurtdışından veya yurtiçinden ziyaretçi çekebilmesini pek mümkün görmüyorum. Bu olsa olsa halen yürütülmekte olan dar kapsamlı bir ‘‘inanç turizmi’’ çerçevesinde kalır. Bunlar da yakın çevreden gelerek oradaki İslam eserlerini ve türbeleri ziyaret eden yerli turistlerdir. Oysa yukarıda belirtmiş olduğum çok kültürlü Harput’un turistik ürün haline getirilerek uluslararası pazarlara sunulması ile ‘‘kültür turizmi’’ başlatılabilir ve Harput bu rotalara dahil edilebilir. Ancak bunun için Harput’ta ciddi bir çevre düzenlemesine, yeşil alanların bir çeşit ‘‘Arkeoloji Parkı’’ na dönüştürülmesine, Diyanet ve Müftülüğe bağlı yapıların işlevlerinin değiştirilmesine, az sayıda kalmış olan sivil mimari miras örneklerinin sınırlı sayıda yatağa sahip butik otele ve uluslararası standartta hizmet verecek lokantalara dönüştürülmesine acilen ihtiyaç vardır. ‘‘Evrensel’’ geçmişe sahip olan Harput ancak bu şekilde ‘‘küresel’’ turizm pastasından pay alabilir.
3. Elazığ kent merkezindeki eski vilayet binasının Kent Müzesi’ne dönüştürüleceğini memnuniyetle öğrenmiş bulunuyorum. Söz konusu bina çok amaçlı kültür ve sanat etkinlikleri için son derece elverişli olup, Elazığ kenti için mükemmel bir cazibe merkezi olacaktır. Ancak kent müzesi çalışmaları uzun solukludur ve sabır gerektirir. Buradaki en önemli faktör, kentin çok kültürlü geçmişine tarafsız ve takıntısız bir yaklaşım içinde olabilmektir. Bunun ilk örneği ise kütüphanenin oluşturulmasıyla verilebilir. Halen Elazığ Halk Kütüphanesi’nde bulunan ve Harput’taki Amerikan, Fransız ve Alman misyoner okullarının kütüphanelerinden bugüne kadar gelebilmiş olan yabancı dildeki kitapların tasnifi ve arşivlenerek ilgilenecek araştırmacılara sunulması önemli bir başlangıç teşkil edebilir. Bu sayede Harput’taki kültürel mirasın geride kalan kısmının koruma altına alınmasıyla tüm dünyaya bir mesaj verilmiş olunur.
Elazığ’da gerçekleştirilen bu sempozyum gerek düzey ve gerekse ilgili dinleyici kitlesi açısından son derece ümit vericiydi. Bundan sonra yapılacak en önemli iş, yine Mimarlar Odası’nın liderliğinde tüm paydaşlarla birlikte makul bir yol haritasını çıkarmak ve onu küçük ama emin adımlarla hayata geçirmektir.
Dr. Yusuf Örnek
www.evrensel.net