HAYATIN İÇİNDEN

HAYATIN İÇİNDEN

  • Olay çarpıcı. Dünyanın en ilkel, en baskıcı rejimlerinde bile olsa en azından bir kaç kişi sesini yükseltir.Geçtiğimiz gün sayın Cumhurbaşkanımız Karaman’da bir toplantıya katılıyor.


    Olay çarpıcı. Dünyanın en ilkel, en baskıcı rejimlerinde bile olsa en azından bir kaç kişi sesini yükseltir.
    Geçtiğimiz gün sayın Cumhurbaşkanımız Karaman’da bir toplantıya katılıyor.
    İyi de yapıyor. En azından Cumhurbaşkanı geliyor diye belki sokaklar biraz temizlenmiş, sağa sola çeki düzen verilmiştir. Bu bakanların, devletlilerin ara sıra kuytuda kalmış yerlere gidip oralara devlet ve belediye elinin değmesine yardımcı olmalarında fayda var. Ama bu devletli dediklerimiz, sonuç olarak, bizim gibi iki ayaklı, aşağı yukarı bizimki ile eşit büyüklüğe sahip bir beyin taşıyan ve en azından “Pompa” faaliyetini sürdüren bir kalpleri olan ölümlüler değil mi?
    Ölümlüler.
    Peki, bu ayrıcalıklı ölümlülerin kent içinde bir yerden bir yere giderken son Osmanlı padişahlarının cuma alaylarına benzer konvoylar oluşturmaları, yolları trafiğe kapattırıp gövde gösterisi yapmaları, onların değerlerine değer mi katıyor?
    Evet, katıyor.
    Ne yazık ki bizim insanımız kendine benzeyenler tarafından yönetilmeyi pek sevmiyor. Sokakta yürüyen, bankamatik kuyruğunda sıra bekleyen, otobüsle, dolmuşla seyahat eden politikacıyı pek sevmiyor. Kendi için bile ufacık bir ayrıcalık yaratmayı beceremeyen faninin koca ülkeyi yönetmeyi beceremeyeceğini düşünüyor.
    Cumhurbaşkanımız Karaman’dan yola çıkmış. Ankara’da düğüne yetişip, nikah şahitliği yapacak.
    Yapmasın mı?
    Yapsın.
    Ama bir sorun var. Nikaha yetişebilmesi için yolun boş olması ve aracın 200 kilometre hız yapması gerekiyor. Yoksa geç kalacak.
    O yolda 200 km. hız serbest mi?
    Değil.
    Hadi diyelim koskoca Cumhurbaşkanı geçecek. Kim durdurup da ceza yazacak. İngiltere, Almanya filan olsa anlarız da, bu işler bizim ülkede biraz tehlikeli.
    Neyse ki olay yerinde bir kamera ve bir gazeteci var da olay en azından karambole gitmiyor.
    Kameraman vatandaşa soruyor.
    - Ne beklediğinizi biliyor musunuz?
    - Cumhurbaşkanımız geçecekmiş.
    - Başka ülkelerde böyle şeyler olur mu? Şehirler arası karayolu nikaha yetişmek
    için trafiğe kapanır mı?
    - Kapanmaz herhalde.
    Aslında buraya kadar olanlar bizim ülkemiz için alışıldık. Ama asıl etkileyici olan vatandaşın trafik polisine sorusu ve aldığı yanıt.
    - Memur bey, ne bekliyoruz?
    - Sayın Cumhurbaşkanımız geçecek.
    - Ama şehirler arası yolu trafiğe kapatmanız doğru mu?
    -Ne o? Hesap mı soruyorsun?
    Ve ne yazık ki benim ülkemde dürüst vatandaşım, vergileriyle maaşını ödediği trafik polisine, “Evet, hesap soruyorum.” diyemiyor.
    ARİF NACAROĞLU
    www.evrensel.net