Eşit haklarla ev sahibi olmak istiyoruz…

Eşit haklarla ev sahibi olmak istiyoruz…

“Eğer mutlu olmak istiyorsanız, başkalarının mutlu olmasına da razı olmak zorundasınız”Bertnand RusellArapça’da “dayf” misafir demektir. Hiçbirimiz misafir değiliz. Kürtçe’de “méwan” misafir anlamına gelir. Bu ülkede hiç kimse “méwan” değildir.


“Eğer mutlu olmak istiyorsanız, başkalarının mutlu olmasına da razı olmak zorundasınız”
Bertnand Rusell
Arapça’da “dayf” misafir demektir. Hiçbirimiz misafir değiliz. Kürtçe’de “méwan” misafir anlamına gelir. Bu ülkede hiç kimse “méwan” değildir.
“Dayf” ve “Méwan” kavramlarını kapsayan öyle bir değer var ki, Mardin’de yaşayan elli, altmış yaşındakilerin “mazuben” ya da “mazuban” sözcüklerini bilmeyenlerimiz çok azdır. “Mazum” Arapça’da izzet ve ikramdan gelen davet edilen anlamındadır.
“Mazuban” ya da “mazuben” çok daha kapsamlı, çok daha samimi daha içten; ev sahibi-misafir rollerini (devamlı, sürekli) askıya alan; bir diğerinin gözü, kulağı ve yüreği olmaya çalışan; kardeşten de öte aileler ve bu ailelerin oluşturdukları halklar… Farklı kültürel değerlerin yaklaşımları ve iletişim kurmaları sonrasında birlikte yaşarken, türetilen “mazuban” veya “mazuben” çok önemli kazanımlardır. Çünkü Arapça’da “mazuben”in anlamı ne ise Kürtçe’de de “mazuban” odur. Bu değeri günümüze uyarlayarak sürdürebilen aileler yok denecek kadar azdır.
Köye, “mazuben”imiz Mahmut amcalara yada ilçedeki Mehmet Sıraç “mazuban”a gidilecek günler yaklaştıkça heyecanımız, sevincimiz bir kat daha artardı. Bir bakarsınız “mazuban” çocuklarıyla, ellerindeki üzüm sepetiyle gelirken, amcamıza ve kardeşlerimize duyduğumuz yakınlığı, sıcaklığı duyardık. Duyardık, çünkü gelen cevizlere “demek” pestillere sevinir, adeta bayılırdık. Birkaç gün kalındıktan sonra “mazuben”lerimizi yağ tenekeleriyle, akide şekeriyle, Mardin çereziyle yolcu ederken, hepimizin gözleri karşılıklı dolardı. İçimizden bir değil, birçok şey kopardı.
Öteki görmeden, kendim gibi var sayarak dostluklar ve kardeşlikler gelişirken, bunlara benzer birlikteliklerden ürkenler, birilerinin çıkarlarına ya da iktidar anlayışlarına ters düşenlerden; baskılar, zorluklar veya saldırılar çeşitlenerek gelirken; dillerimizin ve inançlarımızın farklılığından yada renkliliğinden rahatsızlık olmuşlardır. Bunlarla yetinmeden haklar ve inançlar arasında çatışma ortamı yaratarak şiddeti körüklemişlerdir. Bu ortamlardan yararlanmak isteyenlerin bütün plan ve projeleri çatışma ve savaş üzerinde kurulduğundan barışa hep karşı çıkmışlardır. Çok acı da olsa bütün bu plan ve projeleri hep kursaklarında kalmıştır. Halklar hep kardeştir, hep kardeş kalacaktır…
Bu nedenlerdendir ki, güvercinlerimiz bile bir başka, savaş yaşayan yörelerimizden farklı olarak barış güvercinlerimiz mutluluklarından yükselerek takla atmakta ve bizleri onurlandırmaktadırlar.
Kardeşliklerimizin tartışılmaz nedenlerinden en önemlisi; hepimiz insanız!... Halkların kardeşliğinin arasına kara kedi sokmayız!..
Bu duyarlılığı, her türlü provokasyon ve provokatörlere karşı her zamankinden daha çok özenle korumalıyız. Çünkü hepimiz ev sahibiyiz!..
ABDULVAHAP OMUZLAR - Eğitimci
www.evrensel.net