DURUM

DURUM

  • CHP Lideri Deniz Baykal’ın güncel olan “belge” tartışması sırasında “eğer darbecileri yargılayacaksanız önce 12 Eylül’den başlayalım, Anayasa’nın 15. Maddesini –darbecilerin yargılanamayacağına ilişkin madde- kaldıralım” sözlerine...


    CHP Lideri Deniz Baykal’ın güncel olan “belge” tartışması sırasında “eğer darbecileri yargılayacaksanız önce 12 Eylül’den başlayalım, Anayasa’nın 15. Maddesini –darbecilerin yargılanamayacağına ilişkin madde- kaldıralım” sözlerine, Hürriyet Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök’den ciddi itirazlar geldi. Baykal’ın bunu söylemekteki niyeti, gerçekten de bunu isteyip istemediği, yoksa Ergenekoncu paşaların marifetlerini küllemek üzere mi bunları söylediği gibi niyetleri bir yana, Özkök 12 Eylül’ün yargılanamayacağını savunuyor. Özkök açıkça 12 Eylül’ü savunup, “önce 11 Eylül’ün hesabını verin –terör, siyasi cinayetler vb. kastediyor” demektedir.
    Özkök bu kadarla kalmamakta, 12 Eylül askeri faşist darbesini “vicdanlarda da aklamaktadır! “siz 12 Eylül’ü mahkum edebilirsiniz, ama en azından o dönemi yaşayan insanların, anne ve babaların vicdanında Evren Paşa’yı mahkum edemezsiniz” demektedir. Özkök’ün 12 Eylül savunusu kuşkusuz ilk değil, yeni de değil. Aynı gün Bekir Çoşkun ise bu konuda şunları yazıyordu; “…..Kenan Evren kızıp “O zaman verin benim anayasamı...” diyerek ellerinden alıp yırtsa anayasayı... Ne Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığı kalıyor, ne Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığı, ne Deniz Baykal’ın muhalifliği, ne TBMM, ne siyasi partiler ne de darbeyi yargılayacak yargı...”
    Çoşkun bunlarla da yetinmemiş “12 Eylül bir “insanı silme” projesiydi. Sendikalar, üniversiteler, sivil toplum örgütleri yok edildi 12 Eylül’de...Kökleri olan siyasi partiler, siyasi partilerin kadın kolları, gençlik kolları... Sessiz ve sinmiş işçi, ülke sorunlarına duyarsız gençlik, pısırık ve ürkek bir halk...Tümü 12 Eylül’ün eseridir. Ve tarikatların etkinleştiği, en çok imam hatibin açıldığı, Özal eliyle yeşil sermayenin yaratıldığı dönemdir 12 Eylül...”
    Bu iki yazara da söylenmesi gerekenler kuşkusuz farklı. Önce Özkök’e sormak lazım, darbeden sonra işkencede, hapishanelerde, darağaçlarında katledilenlerin ana babaları yok mu? Dizginsiz bir devlet terörü uygulayan beşli çete ülkeyi cehenneme çevirmedi mi? Emniyet müdürlükleri, karakollar, cezaevleri işkence merkezleri haline gelmedi mi? Cezaevlerini kapılarında ömür tüketen anne ve babalar için vicdanın hiç sızlamıyor mu?
    Çok sevdiğin paşan özel harpte komutanlık yapmamış, “anarşi ve terörün” darbe koşullarını oluşturması için yeterince çaba göstermemiş miydi? “Asmayıp da besleyelim mi?” deyip 17 yaşındaki Erdal Eren’i uyduruk bir mahkeme kararı ile idama gönderenler, diğer idamları uygulayanlar bu faşist generaller çetesi değil miydi? Sen bütün bunları unutabilirsin, ama bu halk unutmayacak, vicdanında da hiçbir zaman aklamayacaktır. Bu hesap er geç sorulacaktır. Üstelik sadece üç beş darbeciden hesap sorulması ile değil, bütün bir sistemi ve onun ardındaki güçleri de sanık sandalyesine oturtarak.
    Gelelim Bekir Coşkun’a. İyi güzel bunları yazıyorsun da, hem 12 Eylül Anayasası –laikliği koruyor!- savunup, hem de vatandaşa niye “göbeğini kaşıyanlar, düşüncesizler, hayvanlar” diye saldırıyorsun. Hayvanları sevmek güzel de, onlara gösterdiğin özenin birazını bu insanlara da göstersen olmaz mı? Sonuçta bu insanları geri, cahil, düşüncesiz, bilime düşman, demokrasi karşıtı olarak eğitip, şekillendiren, sadece 12 Eylül ile sınırlı kalmayan, öncesinde ve sonrasında bu düzen ve devlet değil mi? 12 Eylül Anayasası bütün bunları güvence altına almıyor mu? Savunduğun Ergenekoncular, emekli generaller, onlarla işbirliği içindeki katiller nasıl bir düzeni savunuyorlar?
    Bekir Coşkun! Genel Yayın Yönetmenin hiç olmazsa senden daha samimi. O açıktan darbeyi savunuyor, çizgisinde tutarlılık var, açık sözlü. Peki sen nesin? Neyi savunuyorsun? Yeteneğin ve güçlü kalemin, kıvrak zekan kimlere hizmet ediyor? Bekir Coşkun halka karşı yazıyorsun. Sadece maaşını veren patronuna hizmet etmiyorsun, cumhuriyetçilik, Atatürkçülük, ulusalcılık, Kemalizm adına yola çıkan, aslında bunları üzerlerinde sadece yafta olarak taşıyan faşizan kafalara, onların karanlık, uğursuz amaçlarına da hizmet ediyorsun. Bekir Coşkun! Sen karnını kaşıyanlar desen de bu halk eninde sonunda her şeyi yerli yerine oturtur. Bunu hiç unutma.
    Ahmet Yaşaroğlu
    www.evrensel.net