YOLCULAR İÇİN EL AYNASI

YOLCULAR İÇİN EL AYNASI

  • Bir yolcu gördüm,Karşılaştığım yolculara soru sormaktan vazgeçeli hayli zaman olduğu halde onu görünce dayanamadım:


    Bir yolcu gördüm,
    Karşılaştığım yolculara soru sormaktan vazgeçeli hayli zaman olduğu halde onu görünce dayanamadım:
    “Arkanda kalan nedir, neler bıraktın geride?” diye sordum.
    Alacağım cevabın bu kadar sıradan olacağını bilseydim eğer ne sorardım bu soruyu, ne de kulaklarımı açıp dinlemek zorunda kalırdım sözlerini.
    Bana şunları söyledi:
    “Tek sebebi var yola çıkmamın ve belki senin de sebebin bu olur, dinle bak.” dedi.
    “Yaptığım onca yolculuk sırasında, geçtiğim yerlerde arkamda bıraktıklarım kimlerdi biliyor musun? Senin sandığının aksine bir daha hiç görmediklerim değildi terk ettiklerim. Onları hep kendimle birlikte taşıdım. Asıl terk edilenler, zihnimde hiç uyanmayanlardı. Onlar unutulmuşların uykusunun kıvrımlarında gezinip dururken aslında beni terk etmiş, alıp başlarını gitmişlerdi.”
    “Peki” dedim “ya kavuşmalar? Her terk edişin açtığı kapıdan çıktığın yolculuklarda hangi kavuşmaları yaşarsın?”
    “Yeni gittiğim her yerde, yepyeni kavuşmaları yaşayan ben miyim pek emin değilim.” dedi. “Çünkü ben daima yalnız ve yabancı kaldım, böyle istedim. Yalnızların kavuşması sadece kendi yalnızlıklarıyla olur başka bir şeyle değil. O nedenle benim yaptığım yolculuklarda herhangi bir kavuşmanın alameti yoktur… Ya senin yolculuklarında?” diye sordu ansızın.
    Sözünü sürdürecek, kavuşmalara dair lafların arkası gelecek diye beklerken birden bire ortaya attığı soruya herhangi bir cevap beklemediği belliydi. Söyleyeceklerini toparlamak, en güçlü kelimeleri bulmak gayretiyle biraz duraladıktan sonra devam etti.
    “Hiç tanımadığın bir hayatın orta yerinde kendini yapayalnız bulduğun gün, alıp başını yabancı bir aleme gitmekten başka çaren kalmaz. Hiç hissettin mi bu duyguyu? Çaresizlikten boğulmuşken ansızın parlayan bir ışığın az sonra çıkacağın yolu aydınlattığı oldu mu hiç?”
    Bu kez sorusuna cevap istiyordu. Sözü biter bitmez dudaklarını kenetlemesi ve bu kadar uzun süre sessiz kalması, sorusunun yankısını dinlemek için gözlerini kapatıp öylece durması cevap beklediğini gösteriyordu. Lakin yabancı olmayı tercih ettiği, yolculuklarının ayrılmaz parçası kıldığı halde neden yalnızlıktan yakınıyordu anlamamıştım doğrusu. Bekledim. Neden sonra,
    “Evet” dedim, “İyi bilirim o ışığı…” devam edecektim ama sustum.
    İkimizin sessizliği, bana kalırsa ilk sorunun da cevabıydı: Çünkü ikimiz de biliyorduk ki, paylaşılan yalnızlıklar, bir başına yaşananlardan daha ağırdır daima, tıpkı şimdi olduğu gibi.
    Asıl paylaşılamayan ise yabancılığımızdı. Belki de en çok yakışan buydu ikimize de.
    Hiç kuşkum yok ki, arkada bıraktıklarımızı söze dökecek olsaydık, o ya da ben fark etmez artık, şunları söyleyecektik:
    “Geride bıraktığım her şey, üstünde dolaştığım bu yalnız gezegen güneşin etrafında bir kere bile dönmeden silinip gidecektir. Yabancılığım da buna dahil, biliyorum.” diyecektik.
    ÖZCAN YURDALAN
    www.evrensel.net