KÜLT-ABLASI

KÜLT-ABLASI

  • Sanki bir numara varmış gibi insanı ifrit eden cinsten bir bağırtı gürültü, bir çalgı çağanak. Arkasından çıka çıka ”yaz ekranı renklendi” gibi sokakta bulsanız yüzüne bakmayacağınız bir klişe çıkıyor.


    Sanki bir numara varmış gibi insanı ifrit eden cinsten bir bağırtı gürültü, bir çalgı çağanak. Arkasından çıka çıka ”yaz ekranı renklendi” gibi sokakta bulsanız yüzüne bakmayacağınız bir klişe çıkıyor. Hoş klişenin bir mahsuru yok, her sezon kavram uyduracak halleri yok üç beş seyirci kapacağız diye. Ben de ahengi bozmayayım aynı jargonla devam edeyim. Renk renk, konsept konsept, çeşit çeşit yarışmadan payıma düşen ”Ah Be Güzelim”miş bu hafta. Editörüm yaz dedi yazdım. Maruz kaldığım işkenceyi varın siz tahmin edin. Anladım ki yarışma konseptinin olmazsa olmazı salaklık. Zaten hazretin karşısında zekasını koruyabilen var mı?
    Nasıl yağmurun gelişi kara kara bulutların üzerinize çökmesinden, gözeneklerinizi tıkayan, nefes aldırmayan nemden anlaşılıyorsa krizde öyle belli ediyor kendini. Ortalığın perişanlığına, işsizliğe, habere falan gerek yok. Televizyonda şebeklikte sınır tanımayan adamın üstüne üstüne gelen ucuz yarışmalar başladı mı bilin ki kriz baş göstermiş, hatta almış başını gitmiş. Yarışmalar coştu kudurdu bendine sığmayıp taştı hem yaz hem kriz münasebetiyle stüdyoları bastı. Kimi çoktandır içimizi kıyıyor, kimini hasretle bekliyoruz.
    Bin kere denenen hafif dramatik soslu ilgi çekici bir karakter üzerine yüklenen yarışmalardan biri “Ah be Güzelim”. Şişe dibi gözlükleriyle zeki fakat sosyallikten nasibini almamış kıyıda köşede tozlanmış delikanlıyla, silikonsa silikon, bakımsa bakım, hiçbir masraftan kaçılmamış fekat hard diskinin takılması üretim aşamasında unutulmuş kızcağızımızın bir evde kalıp birbirlerini değiştirmelerini konu alan Amerikan gençlik filmleri esintili “Dahi ve Güzel” yarışması vardı hani. Bu da neredeyse onun yeni sürümü. Bir iki farkla. Kızlarla erkekleri bir araya getirmeyip çilingir nedir gibi cevabını vermek için engin kültür gerektiren soruları yanıtlayan gençler tahmin ediyor. Bu soruyu kızlar bilir, bilemez diye. Tahmin doğruysa puan üstüne puan. Televizyonda olan bitene inanmak ayrı bir salaklıksa da ortalık epeyce bir çalkalanıyor maksat yerini buluyor tabii.
    Çilingirci çilingiri tamir eden adam. Çilingir anahtarı kapıya soktuğumuz delik oluyorsa da, üstelik delik üzerine kızların kıkırdamalarıyla abuk subuk müstehcen göndermelere gidiliyorsa da ne gam. Şunun şurası eğleniyoruz işte. Kızlarımızın hepsi bir ajansta kayıtlı fotomodel ya da manken üzerlerine biçilen rol güzel fakat dünyadan haberi olmayan kadın. Kitaplardan Yaprak Dökümü’nü, filmlerden Recep İvedik 2’yi, yemeklerden zeytinyağlı dolmayı tercih eden bir profile sahipler. İdeal kadın tipi yani. Bak karşıyı gör cinsinden. Fizik tamam ama beyin dublajı şart diyen seyirciler bir yenden kızlara dublaj yapıp bak bak neler varmış hayıflanmalarıyla beraber bir yandan ibret içinde ağızları açık seyrediyorlar herhalde. Herhalde diyorum zira ben görev olarak seyrederken bile sıkıldım yarışmayı. Kalıp belli güzel ama salak kızımız bizi eğlendiriyor. Üstelik üniversitede okuyor. Ondan sonra tartışmanın bini bir para üniversitede okuyan kızımızın salaklıklarından eğitim sistemine kadar uzanan ucu bucağı gelmez bir toplumsal tezler yumağı. Türkiye’nin güneyini bile bilmiyorlar. Bu daha da vahim bildiğin televizyon programı bu her şeyi santim santim ölçülmüş biçilmiş, senaryosu hazır, anında gelişen hiç bir şey yok burada. Koltuk tepesinden sosyoloji dersi derlemenin ne alemi var. Sağını, solunu bilebilen herkes yön bilir coğrafya dahisi olmaya lüzum yok. Biz mi salak seviyoruz, bize öğütlenen mi bu, yoksa hepten mi sıyırdık bilemiyorum. Mesele yumurta tavuk paradoksu misali.
    İyisi mi çok zorda kalmadıkça televizyonu açmayın, açtıysanız seyretmeyip fon olarak kullanın, es kaza seyrettiyseniz hemen oracıkta unutun hasarı en aza indirin. Ben çoktan unuttum bile.
    ayşe bengi
    www.evrensel.net