Coşkun’un akıbetini sordular

Coşkun’un akıbetini sordular

KAYBEDİLEN yakınlarını arayan, faillerinin hesabını soran Cumartesi Anneleri, Galatasaray Meydanı’nda oturdukları 222’inci haftayı geride bıraktı. 1995’te Elazığ’da kaybedilen ve mezarı bulunan...


KAYBEDİLEN yakınlarını arayan, faillerinin hesabını soran Cumartesi Anneleri, Galatasaray Meydanı’nda oturdukları 222’inci haftayı geride bıraktı. 1995’te Elazığ’da kaybedilen ve mezarı bulunan Hasan Ergul’un DNA sonuçlarının kesinleştiği bu günlerde kayıp yakınları, “Bütün bunlara rağmen yetkililer failleri korumaya hala devam ediyor. Sorumlulara sesleniyoruz, sizin yalanlarınıza hiçbir zaman inanmadık, inanmayacağız, kayıplarımızın unutulmasına asla izin vermeyeceğiz” dedi.
1995’te kaybedilen Abdurrahman Coşkun’un dosyasının Ergenekon savcılarına gönderildiği eyleme, Coşkun’un yengesi Mukaddes Coşkun da katıldı. Şair Ruhan Mavruk’un Cumartesi Anneleri için yazdığı şiirini okumasının ardından, 12 Eylül 1994’te kaybedilen Kenan Bilgin’in kardeşi İrfan Bilgin, Coşkun’un öyküsünü anlattı:
ÖNCE MAYINA BASTI
“Abdurrahman Coşkun, 1 Nisan 1974’te Mardin Dargeçit’in Ulaş Köyü’nde doğmuştu. Hem çobanlık yapıyor, hem de okuyordu. 1993’te bir grup asker tarafından, iki arkadaşıyla birlikte alınarak bir mağaraya götürüldü. PKK’liler için tuzak kuran askerler, “Gidin içeriye bakın orada ne var” diyerek onları mağaraya soktu. İçeri girer girmez patlayan mayın, Abdurrahman’ın bir gözünü kaybetmesine neden olurken, diğer 2 arkadaşı yaşamını yitirdi.
7 KİŞİ DE KAYBEDİLDİ
2 yıl sonra ise 29 Ekim 1995’te, gece saat 03.00’te köye yapılan baskında, 6 kişiyle birlikte gözaltına alındı. Ertesi gün Abdurrahman’ın gözaltında olduğunu kabul eden askeri tabur, bir gün sonra ise “5 kişiyi bıraktık, iki öğrenciyi Mardin’e gönderdik” dedi. Aile, 9 gün boyunca aynı cevabı aldı. Mardin’deki savcı, “Sizin savcınız var, niye buraya geliyorsunuz” dedi, Dargeçit’teki savcı ise “Bana kağıt geldi, serbest bırakmışlar” dedi. Aileler, savcının Mardin savcısını arayarak “niye tekrar bana gönderdiniz” diye tartıştığına tanık oldu. Coşkun’dan bir daha haber alınamadı, babası ise köy ortasında işkenceyle öldürüldü. Dönemin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı, Başbakanı Tansu Çiller, İçişleri Bakanı Nahit Menteşe, Milli Savunma Bakanı Vefa Tanır, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar, OHAL Valisi Ünal Erkan’dı.”
(İstanbul/EVRENSEL)
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.