BAŞYAZI

BAŞYAZI

  • “Psikolojik harekat”, “asimetrik savaş” gibi askeri literatür kavramları artık “piyasa malı” oldu. Mademki TSK’ya karşı bile asimetrik savaş sürdürülüyor...


    “Psikolojik harekat”, “asimetrik savaş” gibi askeri literatür kavramları artık “piyasa malı” oldu. Mademki TSK’ya karşı bile asimetrik savaş sürdürülüyor, psikolojik harekat yürütülebiliyor; o zaman herkes herkese karşı asimetrik savaş ve psikolojik harekat yürütebilir!
    Örneğin dün AKP’nin İstanbul İl Kongresi’nde merkeze karşı tabanın adayı olan Metin Külünk, AKP’ye karşı asimetrik savaşın bir unsuru görülebilir. Hatta bu kişinin davranışı, “İrticaya Karşı Mücadele ve Eylem Planı”nda “AKP’yi silme” amacıyla da birleştiği göz önüne alınsa, bu çıkış kesinlikle AKP’ye karşı açılmış bir “asimetrik savaş”tır!
    Ya da; bugün gazetemizde yer alan, Eski İstanbul Emniyet Müdürü Cerrah’ın “veda partisinde” harcadığı “Bir devlet memuru, bir yemek için on binlerce lirayı nereden buldu” diye sorulması da polisin görev yapma aşkını tahrip, emniyetin öz güvenini yok etme amaçlı bir psikolojik harekatın parçası değil midir?
    Öyle görünmektedir ki, sadece yalan haber ve gerçeğin ters çevrilmesi yoluyla değil kavramların içeriklerinden bağımsızlaştırılıp politik çatışmanın ihtiyacına göre çarpıtılıp kullanılmasıyla da uğraşacağız. Çünkü topluma karşı psikolojik harp yöntemleri kullanan, toplumsal algılamayı bozmak isteyenler; askeri literatürün bile bu çetrefilli kavramlarını piyasalaştırarak; bu tür müdahaleleri “normalleştirmeyi” amaçlıyor gibidirler. Çünkü; her ne kadar herkes birbirini kendisine karşı psikolojik harekat, asimetrik savaş yürütmekle suçlayacak olsa da; bu alanda etkin silahlara sahip odakların sayısı biri ikiyi geçmez. Ve bu bir-iki güç odağının bu silahları kullanmada amacı da halk yığınlarını kendi yanlarına çekecek kadar kafaları karıştırmaktır. Çünkü onlar, halk yığınlarının algılamalarını bozarak, yanlışı doğru gibi göstererek kendi amaçları doğrultusunda halkı harekete geçirebilirler.
    Çünkü son 15 gündür görüldüğü gibi, bir fotokopi “kağıt parçası” ülkeyi; orduyla hükümetin, emniyetle ordunun, iktidarla muhalefetin… birbirine karşı mevziye girdikleri bir sürece sürükledi. Oysa bu kağıtta yazılanlara bakılırsa yazılanlar deli saçmasıdır. Yani orada yazılanlarla ne AKP ne de Gülen cemaati silinir! Belki de daha da güçlenirler.
    Ya da benzer bir deli saçması belge herhangi bir yerde bulunsa buna kim itibar eder?
    Bu durum; bu belgeyi bir “kağıt parçası” ilan eden Genelkurmay Başkanı’nı da çelişkiye sürükledi. “Bu bir kağıt paçası”dır demek için Genelkurmay’ın en yüksek rütbeli 36 generalini de arkasına alarak, söylediklerine inandırıcılık kazandırmak istedi.
    Peki Kürt sorunu, Laisizm sorunu, krizin yükünü emekçilerin üstüne yıkılması için çıkarılan paketler, artık genel bir şiddete dönüşen polis uygulamaları, Mayınlı arazilerin kime verileceği sorunu, İran seçimleri, … gibi gündemler?
    Önce şu “belge” meselesi halledilsin; kimin kime karşı asimetrik savaş, kimin kime karşı psikolojik harekat yönelttiği açığa çıksın, bunlarda yeniden gündeme gelir deniyor herhalde.
    Peki o zaman “belge kavgası” sahte gündem midir?
    İçeriğin saçmalığı onu bir psikolojik harp silahı olmaktan çıkartmıyorsa, hatta daha da etkinleştiriyorsa; belgenin tartışmasındaki absürtlükler bu tartışmayı bizim gündem dışı görmemizi getirmez. Tersine, demokrasi mücadelesinin önemi ve yakıcılığına işaret eder. Dahası, gerçeklerin üstünü örten örtülerin kaldırılmasının, demokrasi mücadelesinin ilerletilmesinin de bir vesilesi olur. Ama elbette doğru ele alır; halkı doğrudan ilgilendiren yukarıdaki sorunlarla bağlarını doğru kurarsak!
    Bu yüzden de; “belge” üstünde yapılan tartışmalara dayanak olarak öne sürülen iddialar ne kadar temelsiz olursa olsun, gerçeğin açığa çıkarılması davasının bir parçası olarak bu tartışmalarda gerçeğin saflarındaki mücadelemiz elbette, amansız bir biçimde sürecektir. Ama, bütün siyasi konularda olduğu gibi burada da gerçekleri ortaya çıkarma mücadelesi; bir akla uygunluk mücadelesi değil, işçi sınıfının, halkın, demokrasi güçlerinin kendi talepleri doğrultusunda sürdürdüğü mücadelenin bir parçası olarak anlam kazanacaktır.
    İHSAN ÇARALAN
    www.evrensel.net

    0 yorum yapılmış

      Yorum yapın

      Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.