Neden Ankara eylemi

Neden Ankara eylemi

Tüm canlılar bir yerden başka bir yere hareket ederken veya gitme eyleminde bulunurken bir veya birçok amaçları vardır. Bu hareketlilik iç güdüsel veya bir düşüncenin sonunda gerçekleşir.


Tüm canlılar bir yerden başka bir yere hareket ederken veya gitme eyleminde bulunurken bir veya birçok amaçları vardır. Bu hareketlilik iç güdüsel veya bir düşüncenin sonunda gerçekleşir. Canlının kendi istemi veya iç güdüsü söz konusu değilse bu hareketlilik dıştan gelen baskılar veya etkiler ile meydana gelmiş demektir. Bu tür hareketlilikte canlının talepleri ve istemleri pek anlam ifade etmez. Belirleyici olan canlıyı harekete sürükleyen kuvvettir.
Kendime soruyorum 20 Haziran 2009 Ankara Eyleminin amacı neydi ve ben bu eyleme neden katıldım? Sorumun yanıtını sessiz olarak bulabildim fakat sesli olarak halen cevaplayamadım. Eylem (basın açıklaması) sonlandığında sıkıştırılmış olduğumuz ara sokaklardan Kızılay Meydanı’na vardığımızda; her zaman deriz ya yirmi yıllık fiili ve meşru mücadelemiz, işte o mücadelelerimiz, alan eylemliklerimiz, omuz omuza, kol kola direndiğimiz on binler olduğumuz akın akın geldiğimiz dört bir tarafını bayram yerine çevirdiğimiz Kızılay Meydanı şimdi biz-siz idi. Ve biz buralarda tarih yazmamış gibi sıkıştırılmış olduğumuz ara sokaklardan çıkarak ürkek adımlarla alanı geçmeye çalışıyorduk. Çok önceden belirlemiş olduğu amaçlarına ulaşmak için koşuşturan insanlar arasına karışıyorduk.
Cuma akşamı ne umutlarla araçlarımıza binmiştik! KESK’in mücadele sürecini tekrar başlatacaktık. Bizlere verilen bilgi Başbakanlığa yürünülecek ve taleplerimiz ilgililere iletilecekti. (Neden cumartesi günü belirlenmişti tatil günü taleplerimizi kime iletecektik ya da taleplerimizi dinleyecek yetkili biri mi görevlendirilmişti? O da ayrı bir soru) Ankara’ya sabah vardığımızda her arkadaşın birbirine sorduğu ilk soru burası neresiydi? Otobüslerin durduğu ve bizleri indirdiği yer neresiydi? Yıllardır toplandığımız Hipodrom’a neden gidilmemişti? Bu ve buna benzer sorularla her birimiz yürümeye başladık. İndiğimiz yerden itibaren başlayan belirsizlik yürüdüğümüz yol boyunca da devam etti. Şubelerden gelen üyeler birbirlerine karışmıştı. Bu karışıklık yürüyüş başladığında da devam etti sanki pikniğe gelinmiş havası vardı. Dağınıklık yıllardır mücadeleci anlayışımızdan kaynaklanan yürüyüş disiplinimize de pek uygun düşmüyordu. Atılan sloganlar geriye dönmüyor başladığı yerde sönüyordu. Sendikamızın aracı, ses düzeni ve araçta görevli arkadaşlarımızın inisiyatif geliştirmesi varlığıyla yokluğu tartışma götürmeyecek düzeydeydi.
Vardığımız yer Güven Park arkası Toprak Mahsulleri önüydü. (Duvarında asılı kocaman bir afiş ‘Bir avuç fındık kalbe iyi gelir’ göze çarpıyordu) Her hareket önceden belirlenmiş kurallarıyla sürdürülüyor kitleden kopuk devam ediyordu. Kitlenin cevabı gecikmedi gölge yerlere dağılmalar başladı. Araçtan yapılan nutuk acaba kimin içindi? Ortaya çıkan tablo; üyelerine sırtını dönmüş, taban örgütlülüğünü unutmuş MYK’nın ruh halini yansıtıyordu.
Ve arkamızda Güven Park bize bakar gibiydi! Sizleri az mı konuk ettim? Ne oldu da sırtınızı bana döndünüz der gibiydi!
Ve sendikal mücadeleyi daha da ileriye taşımaktan, barışı, insan hak ve özgürlüklerini gür sesle haykırmaktan geri durmayan tutuklu arkadaşlarımızı daha gür sesle alanlara taşımak isterdik. Olmadı.
Fakat umutlarımız solmayacak solmamalı, mücadelemizi olması gereken yere taşımak için çok daha inançla ve kararlılıkla yürütmeli, yüzümüzü iş yerlerine, emekçi dostlarımıza dönerek örgütlü yaşama olan inancımızla sendikamıza ve emeğimize sahip çıkmalıyız.
SABAHATTİN YILDIZBAŞ
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.