RAMP IŞIKLARI

RAMP IŞIKLARI

  • Temmuz ayı edebiyat, sanat ve kültür insanlarımız için sanki ölüm ayıdır Türkiye’de. Nice üretken ve cesur insanımız temmuz ayında bu dünyaya veda ederek aramızdan ayrıldılar.


    Temmuz ayı edebiyat, sanat ve kültür insanlarımız için sanki ölüm ayıdır Türkiye’de. Nice üretken ve cesur insanımız temmuz ayında bu dünyaya veda ederek aramızdan ayrıldılar. Yaşamları, üretimleri ve eserleriyle bir dönemin karanlık güzergahını aydınlatma çabasında ömür tüketen bu yazar ve sanatçılar kararlı duruşları ve eylemci kişilikleriyle bir kuşağın toplumsal modeli olmuş ve onurlu bir yaşam sürmüşlerdir. Temmuz ayında yitirdiklerimize bir göz attığımızda ne kadar hüzün ve ne kadar kederli bir acıyla yoğrulduğumuz anımsanır.
    Sivas katliamından son anda kurtulan Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz, Mehmet Akan, Vedat Günyol, Cevdet Kudret, Mehmet Ali Aybar, faşistler tarafından öldürülen DİSK’in Yiğit ve Kararlı Devrimcisi Kemal Türkler, Tiyatro Yazarı İsmet Küntay, Orhan Hançerlioğlu, faşistlerin karanlık saldırısı sonucu öldürülen Akademisyen Bedrettin Cömert, Şair Ece Ayhan, Sinema Oyuncusu Kemal Sunal, daha adını yazamadığımız onlarca insan üretimleri ve dostluklarını bırakarak dünya değiştirdiler.
    Bu ölümlerin arasında normal ve adil olmayan ve hatta vicdansız bir toplu kıyım olan 2 Temmuz Sivas’ta Madımak Oteli’nde gözü dönmüş canilerce çıkarılan yangınla öldürülen 37 insanımızı düşündüm. Bu toplu kıyımın üzerinden 16 yıl geçti. Bu zaman aralığında ne vahşetin nedeni ve düzenleyicileri tam olarak ortaya çıkarılabildi ne de suçlular tam olarak bulundu ve yargılanabildi. Yargılanan ve mahkum edilen birkaç kişi göstermelik mahkemelerle çeşitli cezalara çarptırıldı ve olayın üzeri bir daha açılmamak üzere örtüldü.
    Gözü dönmüş, kara cahil, kıyımdan haz alan ve yönlendirilmeye nesnel olarak uygun olan bu kaba kütleden oluşturulan katiller sürüsünün vahşi ve vandal toplu katliamında 37 insanımız yakılarak öldürüldü. Aralarında edebiyat araştırma ve incelemeleriyle öne çıkmış olan Asım Bezirci, Halk Ozanı Nesimi Çimen, halk türkülerini farklı yorumu ile öne çıkmış genç yetenek Hasret Gültekin ,Şair ve Doktor Behçet Aysan, Şair Uğur Kaynar, Karikatürist Asaf Koçak, olayda yaralanan ve daha sonra tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren farklı şiir üslubu ile şiirde önemli bir yer edinen Metin Altıok ve diğerleri…
    Yüreğini ve beynini insan sevgisi ile donatan ve tüm yaşamını sanat ve edebiyat üretimi ve eylemine adamış mütevazı ve mahçup bir hayatın izlerini süren bir insan, hangi insan tipinin düşmanı olur ve bu insan müsveddesinin hedefi haline gelebilir. Nasıl bir psikolojinin sonucudur bu katliam girişimi. İnandıkları dinin böyle bir buyruğu var mıdır. Tanrı onlara; ‘Bana inanmayanı siz cezalandırın’ diye ayet mi göndermiştir. Değilse bu psikopatolojik güruhun güç aldığı başka gizli ya da sarih odaklar mı vardı da bu odakları dönemin iktidarı ve daha sonra iktidar olan ideolojinin uzantıları bu kıyımın gerçek kişilerini bir başka yerde kullanmak üzere gizledi mi.
    Katliamın başlangıcı, oluş hali ve sonuçları düşünüldüğünde yukarda ki sorulara benzer çok sayıda soru üretmek mümkün ama nafile. Çünkü devlet ve yönetim erkinin içinde bulunduğu ya da fail olarak anıldığı bir organizasyonun açığa çıkmasından ürken, kendini ve dönemini koruma amacıyla suskun kalan ya da başka bir sebeple vurdumduymaz ve duyarsız davranan yöneticilerin konuşturmak ve onlara bildiklerini söyletmek şimdilik olanaksız.
    Sonuç olarak; içinde aydın, sanatçı ve ozanlarında bulunduğu bir toplu katliamın yapıldığı bir olay devletin ciddiyetsizliği ve toplumun büyük kesiminin duyarsızlığı sebebiyle yargılanan ve mahkum olan birkaç kişi dışında gerçek olarak henüz aydınlatılabilmiş değil. Vahşetin gerçekleştirildiği mekan kısa bir zaman öncesine kadar ‘et lokantası’ olarak işletiliyordu. Bu olaydan sonra o mekanda kızartılmış et yemek nasıl bir duygu acaba ya da devleti yönetenler bu rezilliğe ‘dur’ demek için neyi bekliyor acaba? Neden? Bu vahşetin başlangıcı ve sonucunu ayrıştıran ve açıklayan bir söz var: Hiçbir şey harekete geçmiş cehalet kadar tehlikeli değildir.
    METİN BORAN
    www.evrensel.net