Kadro eylemlerinden vazgeçilmeli

Kadro eylemlerinden vazgeçilmeli

Kamu emekçilerinin toplu görüşmeleri başlamak üzere. KESK’e bağlı sendikalar konuyla ilgili taleplerini dile getirmek için eylemlerini sürdürüyor.


Kamu emekçilerinin toplu görüşmeleri başlamak üzere. KESK’e bağlı sendikalar konuyla ilgili taleplerini dile getirmek için eylemlerini sürdürüyor. İşyerlerinde sorunların çözümü için uzun süredir eylemde olan SES Aksaray Şube üyesi sağlık emekçileri ise yaptıkları geniş katılımlı iş bırakma eylemlerinin KESK’e örnek olmasını istiyor. Yürüttükleri mücadeleler sonucunda birçok kazanım elde eden SES üyesi sağlık çalışanları, karar aşamaları da dahil olmaka üzere eylemleri bütün üyelerin somut talepleri üzerinden birlikte örgütlediklerini söylüyorlar. Kadrolarla sınırlı olan eylemlerin hiçbir sonuç getirmeyeceğini dile getiren SES üyesi sağlık emekçileri, “TİS yoksa grev var” sloganını hayata geçirmek için işyerlerinde iş bırakma geleneğini yaygınlaştırmak gerektiğini söylüyorlar. SES Aksaray Şubesi’nin örgütlü olduğu işyerlerinde temsilcilerle işyerlerinde yaşadıkları sorunları ve çözüm yollarını konuştuk.

Kısaca işyerlerinde yaşadığınız sorunlardan bahseder misiniz?
Turan Karabağ (İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi İşyeri Baştemsilcisi): Bizim en büyük sorunumuz döner sermayenin adil dağıtılmaması ve yemek sorunu. Yemek sorununu yaptığımız eylemlerle çözdük. Şu anda ücretsiz yemek yiyoruz. Döner sermaye için de eylemlerimiz sürüyor.
Nurgül Gider (Çapa Tıp Fakültesi İşyeri Temsilcisi): Malzeme eksikliği nedeniyle ciddi sorunlar yaşıyoruz. Ayrıca taşeron eleman çalıştırma ve iş güvenliği konusunda eksiklerimiz var. Ayrıca kreşlerimizin 24 saat açık olması gerekiyor. Nöbete gelen arkadaşlarımızın bu konuda çok büyük sorunları oluyor. Bunun dışında servis sorunlarımız halloldu. Eskiden 6 aylık ücretli 6 ay ücretsizdi servislerimiz. Ancak yaptığımız eylemlerle servislerimizin tamamen ücretsiz olmasını sağladık.
Fadime Kavak (Vakıf Gureba Hastanesi İşyeri Temsilcisi): Bizde de ciddi bir personel yetersizliği var. Kadrolu eleman almak yerine taşeron şirketlerden eleman alınmakta. Taşeronda çalışanların çalışma koşulları oldukça kötü. Bu da aynı yerde çalışan arkadaşlar arasında huzursuzluk yaratıyor. Güvenli çalışma ortamlarını sağlayamıyoruz hiçbir arkadaş için. Hasta şiddetine maruz kalıyoruz. Kendimizi koruyacak eldiven ve maske bulamıyoruz. Bizim asıl amacımızın hastaya hizmet sunmak, onu sağlığına kavuşturmak olması ciddi bir şekilde unutturulmak isteniyor. Verdiğimiz hizmetin kalitesinin hiçbir önemi olmadan en hızlı şekilde en çok sayıda hastaya sadece dokunmak ve çıkmak ama bunu belgeleyerek para kazanmak... Yani bir müşteri gibi görülüyor hastalar.
Özlem Gürsoy (İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi İşyeri Temsilcisi): Şu anda nöbetten çıktım ve eve otobüsle gitmek zorundayım. Vardiyalı çalışan arkadaşlar kendi imkanlarıyla gidip geliyorlar. Biz bu sorunu halen çözemedik. Bunu yetkili sendika olarak görüşmelerimizde en üst mercilere ilettiğimizde olumlu karşılanıyoruz. Fakat işyerlerimize döndüğümüzde pratikte bunun bir yansımasını görmüyoruz. Çözülmeyen her sorunumuzda da eylem yolunu seçiyoruz. Farkımız belki orada.
EYLEMLERİMİZ KESK’E ÖRNEK OLMALI
Son dönemlerde yaptığınız geniş katılımlı iş bırakma eylemlerini hangi talepler üzerinden örgütlediniz, nasıl bir çalışma yürütüyorsunuz?
Fevzi İşsever (SES Aksaray Şube Yöneticisi): Bizler işyerinde mümkün olduğu kadar herkesi işin içine katarak sendikal çalışmamızı yürütmeye çalışıyoruz. Geçtiğimiz ekim ayında yaptığımız döner sermaye eylemlerinin gelişerek bugüne gelmesinin nedenlerinden biri de somut taleplerimizdi. Arkadaşlarımızla görüştük, temsilciliklerimizde değerlendirdik ve çok ciddi bir şekilde hak kaybı yaşadığımızı gördük. Bütün çalışanlarımıza duyurduk. Bunun peşinden ilanlarımızı astık, bu süreci bu şekilde örmeye çalıştık ve hiç kimseye randevu vermeyen Rektör Mesut Parlak, bize randevu vermek zorunda kaldı. Bu süreçte aynı zamanda ücretsiz yemek haklarımız için eylemlere başladık. Yaptığımız eylemlerin sonucunu aldık. Şu anda ücretsiz yemek yiyoruz.
Aydın Erol (SES Aksaray Şube Yöneticisi ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İşyeri Temsilcisi): Her dönem gündeme denk düşen eylemler yapan bir şubeyiz. Sendikal anlamda da sendikanın ne olduğunu gösteren bir şubeyiz. İşyerlerinde sendikamızın duruşuyla, işyeri temsilcilerimizin birimlerde ve anabilim dallarında çalışmasıyla alakalı olarak insanların sendikaya olan inancı ve güveni git gide artmıştır. Şu an geldiğimiz noktada özellikle işyerindeki sorunlar üzerindeki eylemliliklerin ivme kazanmasının temel nedeni de bu. İnsanlar artık mücadele ederek bir şeyler kazanıldığını gördü.
Ersoy Adıgüzel (Çapa Tıp Fakültesi SES İşyeri Temsilcisi): Çalışanların birebir sorunlarından yola çıktığınızda, eylemleriniz kitleselleşiyor ve başarıya ulaşabiliyorsunuz. Sürecin tamamına çalışanları dahil etmek gerekiyor. Aldığımız her eylem kararını çalışma arkadaşlarımızla birlikte aldık. İnsanlar kendi aldıkları karara, yani dayatma olmayana sahip çıkıyorlar. Bunan aslında KESK’e örnek olmasını diliyoruz. Yani tabanın kararıyla alınmış eylemlerin ne kadar başarılı olduğunu, İstanbul Üniversitesi’ne bağlı sağlık kurumlarında yapılan eylemlerden görebilirler. Örneğin 1 Mayıs’ta Taksim tartışılırken, bizler işyerlerimizde, Çapa’da çalışma arkadaşlarımızla birlikte kutladık. 1 Mayıs alanına götüremeyeceğimiz birçok insan burada 1 Mayıs’ın önem ve anlamını ve taleplerini haykırdılar. Bir de yapılan eylemler sonucunda kazanınca, bir sempati ile yaklaşılmaya başlandı. İnsanlar kendileri gelip sendika odamıza üye olmak istediklerini söylediler. Ayrıca eylemlerimize, bizim sendikamıza üye olmayan, farklı sendikaya üye olanlar; bizim kazanımlarımızdan onlar da faydalandıkları için bize teşekkür etmeye geldiler. O sendikalardan istifa edip bizim sendikamıza üye olan birçok arkadaşımız var. Gerçekten sendikamız kolektif çalışma sonucunda çok büyük bir prestij kazandı.

KESK’e yapılan operasyonları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ramazan Yücel (İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi İşyeri Temsilcisi): Geçen yıl Hayat Televizyonu’na yapılan susturma operasyonu ne ise KESK’e de yapılan da odur. Biz Hayat Televizyonu’na yapılan susturma girişimlerini, televizyonu izleyenler ve emekten yana olanlar çeşitli eylemlerle bertaraf ettik. Dolayısıyla KESK’e yönelik saldırıları da püskürtürüz. Siyasal bir mecradan saldırdıkları için bunu zor da olsa arkadaşlarımıza anlatmayı başarmalıyız.
Songül Beydilli (SES Aksaray Şube Başkanı): Bugün KESK’e yönelik operasyonların hiç de masumane bir yanı yok. Şu çok açık; her dönem olduğu gibi, sendikalarımızı yok edemeyince, meşrutiyetini ortadan kaldırmaya çalışıyorlar. Asıl amaçları mücadeleyi bölmek ama bunun karşısında bizim yapmamız gerekenin tam da onların yaptığının tersine, gerçek sendika olduğumuzu göstermekten geçtiğine inanıyorum.
İŞ BIRAKMA GELENEĞİ OLUŞMALI
Şu an toplu görüşme sürecine girildi, bu konudaki talepleriniz nedir? KESK’in ‘TİS yoksa grev var’ sloganını hayata geçirmek için neler yapılması gerekiyor?
Ramazan Yücel: Toplu görüşme her yıl tekrarlanan bir mizansen aslında. Bu mizanseni gerçekliğe dönüştürecek olan bizim işyerlerinde ve alanlarda yapacağımız eylemliliklerimizdir. Biz gerçekten toplu görüşmelere iyi hazırlanmalıyız. KESK, bu görüşmelere katılmalıdır. Biz işyerlerinden doğru KESK’in karar aldığı eylemlere katılmak istiyoruz. Toplu görüşme değil, toplusözleşme talebini hayata geçirmek istiyoruz.
Ersoy Adıgüzel: Öncelikle KESK’in tabandan gelen sesi duyması gerekiyor. İşyerlerindeki talepler, işyerlerindeki mücadelelerin, örgütlenen eylemlerin sonuçlarını görerek kararlar alması gerekiyor. Kadro düzeyinde yapılacak eylemlerden bir an önce vazgeçilmesi gerekiyor. Grev örgütleyebilmek için de işyerlerinde iş bırakma geleneği oluşturulması gerekiyor. Bu da işyerlerinde çalışanların temel sorunlarıyla alakalı bir şey. Bu gelenek burada oluştu. Ani gelişmeler karşısında bile bir iki gün içerisinde iş bırakma eylemleri örgütleyebilmekteyiz. KESK’in bu mücadele geleneğini bütün örgütlere yayması gerekiyor.
Songül Beydilli: Sorun o yasada ne yazıp yazmadığı değil. Biz sendikalarımızı kurarken ve yıllarca maaş zamları yüzde 5 açıklanırken, bunu iki katına çıkarabilmiş; yüzde 25 denirken yüzde 50’ye çıkarabilmiş bir mücadeleyi örgütledik. Yani ille de yasada yazması ille de toplu görüşme zamanında masaya oturup oturmamak değil sorunumuz. Asıl olarak bu taleplerin sahiplenilmesi için kendi gündemimizi belirleyerek, bu mücadeleyi tüm emekçilerle birlikte, en etkili mücadele yolları ne ise onlarla birlikte örgütlemek. Taleplerimizi hayata geçirmek için bir gün yapıp oturduğumuz eylemler değil, iki gün Ankara’ya kadrolarla yürüdüğümüz eylemler değil, işyerlerinde en geniş kitlenin sahipleneceği eylemler örgütlemeliyiz. Döner sermaye artışı, yemeğin ücretsiz hale getirilmesi, servislerin yaygın haline getirilmesi, bunlar zaten birer toplusözleşme örneğidir. Oturup yazmanız gerekmiyor bu şeyleri. Ama asıl onu garantiye alan, devamını sağlayacak olan sendikal örgütlenmedir. Bu hakların tümünün kazanılması için işyerlerinden başlamak üzere tüm emekçileri birleştirecek bir mücadele yürütülmelidir. (İstanbul/EVRENSEL)
Erkan Araz
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.