BAŞYAZI

BAŞYAZI

  • Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, randevuyu 26 Haziran 2009 günü, Genelkurmay’da yaptığı basın toplantısında vermişti. Çünkü ona göre; TSK’ya karşı kimi güçler; basın üstünden “asimetrik ve psikolojik harekat” yöneltmişti.


    Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, randevuyu 26 Haziran 2009 günü, Genelkurmay’da yaptığı basın toplantısında vermişti. Çünkü ona göre; TSK’ya karşı kimi güçler; basın üstünden “asimetrik ve psikolojik harekat” yöneltmişti. Savcılar, emniyet, hükümet yandaşı basın, hatta hükümeti de kapsayan bu iddiasını Başbuğ, “MGK’ya getireceğini” açıklamıştı.
    Başbuğ’un bu, “MGK’da görüşeceğiz” randevusundan sonra bir de Meclis’ten; kimine göre bir gece yarısı “operasyonuyla”, askerlerin sivil mahkemelerde yargılanmasına olanak veren yasa geçirilmişti. Üstelik bu yasa değişikliği hakkında Genelkurmay ve Milli Savunma Bakanlığı’nın da “görüşü alınmamış”tı!
    Olanları izleyen çoğu kişi, bu kadar birikmiş ve önceden “meydan da okunarak” işaret edilen MGK’nın şiddetli tartışmalara sahne olacağını düşünüyordu.
    Ama MGK’dan bir gün önce Ankara’da beklenmedik bir trafik yaşandı:
    Perşembe günü yapılması gereken Başbuğ-Erdoğan görüşmesi pazartesi gününe alındı, askerin ve hükümetin başı, bir buçuk saatlik bir görüşme yaptı. Bu görüşme öncesinde Başbakan Adalet Bakanı’yla görüştü. Sonra Başbakan, ardından da Genelkurmay Başkanı, MİT Müsteşarı Emre Taner’le görüştü. Bu arada hükümet, pazartesi günü, sonra da salı günü MGK toplantısından önce toplanıp, gelişmeleri değerlendirdi. Ve Hükümet sözcüsü Cemil Çiçek, pazartesi günü; “İrtica ile Mücadele ve Eylem Planı” konusundaki tartışmalar için; “Keşke savcıların girişimlerin sonucu beklenseydi” diyerek, hükümet ve Genelkurmay arasındaki önceden yapılmış saflaşmayı doğru bulmadıklarını söyleyerek, geri adım atacaklarını belli etmiş oldu.
    Öte yandan Çin’den dönen Cumhurbaşkanı da; “Kurumları birbiriyle karşı karşıya getirmek isteyenlerin” olabileceğine dikkat çekerek, herkese “makul olma” uyarısı yaptı.
    Ve dün, bir gün önce, ancak emir komuta disiplini içinde olabilecek ortak bir kararla “belge” ile ilgili olarak Ergenekon savcılarının; “Savcılığa gelin!” çağrısına uymayan 8 subay, dün aynı disiplinle; savcılığa giderek ifade verdiler.
    Yani 29 Haziran’da girişilen görüşmelerle, 30 Haziran’da yapılacak MGK’da esecek sert rüzgarlar önlenmiş oldu. Ve 30 Haziran MGK’sı, toplantıdan sonra yapılan açıklamanın ne olduğundan bağımsız olarak, bir “uzlaşma” MGK’sı olarak, değerlendirilecektir. En azından kamuoyu önünde yürütülen çok taraflı (çok odaklı) “psikolojik harekat”, kapalı kapılar arkasına alınıp orada tartışılacaktır.
    Kısacası MGK bir gün önce Erdoğan’la Başbuğ arasındaki görüşmeler sonrasında; “Üstünde kavga edilmekten çok uzlaşmak için ele alındığı” bir MGK’ya dönüşmüş bulunuyor. Yani ülkeyi yöneten iki mihrak; bundan sonrası için bir uzlaşmaya varmış görünüyorlar. Ama, Türkiye’nin sorunları böylesi çözüm dayatmış ve hükümetinden parlamentosuna, TSK’sından Emniyeti’ne, ülke sorunları karşısındaki çözümsüzlükleri sürdükçe, her adımda benzer kavgalar ve gürültülü tartışmalar olacaktır. Ama arkasında da yapılan pazarlıklar ve yeni uzlaşmalarla, yönetimdeki “pay oranlarının” yeniden dağıtılması oyunu yeniden yeniden oynanacaktır.
    Ve dün açıklanan Türkiye tarihinin en büyük ikinici küçülmesi (yüzde 13.8); bu çelişkili zirve çatışmalarını daha da artıracak bir etken olarak, kendini bu tartışmaların ortasına atmıştır.
    13.8, yaşanan dünya ekonomik krizinin de “en büyük küçülmesi”dir. Ve bugünden itibaren gündemde, bu tarihsel küçülmenin etkisinin daha şiddetle kendisini duyuracağı da kuşkusuzdur.
    İHSAN ÇARALAN
    www.evrensel.net