16. YILINDA SİVAS KATLİAMI 1

16. YILINDA SİVAS KATLİAMI 1

Sivas katliamının üzerinden tam 16 yıl geçti. 35 kişinin yakıldığı katliamın olduğu yıl doğanlar genç kız, delikanlı oldular, ama yaşanan acılar ve katliamın bıraktığı izler ilk günkü gibi duruyor.


SUNU
Sivas’ta Madımak Oteli’nde 2 Temmuz 1993 tarihinde başlayan yangın, bugün hâlâ devam ediyor. Perşembe günü katliamının on altıncı yıl dönümü. Madımak’tan yükselen kara dumanların arkasında saklanan güçler ise hâlâ ortaya çıkarılmadı. Sivas katliamı daha dün gibi. Madımak Oteli’nin önüne toplanmış, şeriatçı ve faşist güruhun sevinç çığırtkanlıkları, güvenlik güçlerinin aldığı emirle saldırganlara müdahale etmemesi... Devletin bütün bu olanlara sesini çıkarmayarak yananlara ve yakanlara seyirci kalması, üstelik bir de saldırıları hoş gösteren ve gericiliğe prim veren açıklamalarda bulunması daha dün gibi...

Sivas katliamının üzerinden tam 16 yıl geçti. 35 kişinin yakıldığı katliamın olduğu yıl doğanlar genç kız, delikanlı oldular, ama yaşanan acılar ve katliamın bıraktığı izler ilk günkü gibi duruyor. Sivas-Madımak’ta yaşananların sorumluları ellerini kollarını sallayarak dışarıda dolaşırken, Madımak’tan hâlâ dumanlar yükseliyor.
2 Temmuz 1993’te Sivas’ta Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli kuşatılıp yakıldı ve dolayısıyla şehirde bulunan 33 yazar, ozan, aydın ve iki otel çalışanı yakılarak öldürüldü. Pir Sultan Abdal Şenlikleri kapsamında etkinliklerin bir bölümü de Pir Sultan Abdal’ın sazının çalındığı Sivas şehir merkezinde yapılacaktı. Bu kapsamda pek çok aydının yanı sıra olayların nedeni olarak gösterilmeye çalışılan ‘Aziz Nesin’, dönemin Sivas Valisi Ahmet Karabilgin’in özel davetlisi olarak bu kente gelmişti.
İLK ATEŞ KÜLTÜR MERKEZİNE
2 Temmuz 1993 günü Paşa ve Meydan camilerinde çıkan gruplar saat 13.30’da etkinliklerin yapıldığı kültür merkezine ulaştı. Bir gün önce dikilen ‘Atatürk’ Anıtı’nı tahrip ettiler. Kültür merkezine ve içindeki insanlara ellerindeki taş ve sopalarla saldıran güruh, ilk ateşi kültür merkezine attı, ancak bu ateş içeridekiler tarafından büyümeden söndürüldü. Kültür merkezine atılan taşlarla kendilerini ve içerideki onlarca insanı korumaya çalışan onlarca insan, atılan taşlar nedeniyle çeşitli yerlerinden yaralandı. Bacağı kesilenler, kafasından, ayağından yaralananlar... Kapı önünde dışarıdaki gözü dönmüş güruhun içeri girmesini engellemek için barikatlar kurulmaya çalışılırken, içeride de tedirginlik, korku had safhadaydı. Saatlerce sürdü bu çatışma, içeride olanlar ne olduğunu anlamaya çalıştı, dışarıdan gelen seslerle koltuklara sığındı. Dışarıdaki güruhun sayısı gittikçe artmakta, camilerden çıkanlar, koşarak saldırganlara katılmaktaydı. Kalabalık gruplar, kültür merkezine bir kez daha saldırdılar. Olay yerinde yeterli sayıda güvenlik gücü yoktu ve olanlar da saldırıyı engelleyecek güçte değillerdi.
ALİBABA MAHALLESİNE...
Saatler sonra bu saldırganlar tekrar namaz kılmak için camiye gittiğinde, kültür merkezindeki onlarca insan, adeta savaştan kaçırılırcasına Sivas’ta Alevilerin ve solcuların ağırlıkta olduğu Alibaba Mahallesi’ne kaçırıldı.
Tarihe Sivas Olayları ya da Madımak Katliamı olarak geçen ve 33 aydın, yazar, sanatçı ve gençle birlikte 2 otel personeli ve dışarıda vurularak ölemokratik bir Türkiye talebini öne çıkarmak gereklidir. Barışın ve kardeşlik elinin aynı yükü kaldırmak üzere birleşen işçi eli kadar yakın olduğunu anlatmak üzere, Sivas kardeşlik şehri olacak sözünü daha güçlü dillendirmek gerekir. Madımak’ın müze olmasını sağlayacak güç de bu duyguyla birleşmiş bir halkın gücü olacaktır” dedi.
YARIN: “Korkmayın her türlü önlem alınmıştır”

SİVASLILAR NE DİYOR
Tarihe Sivas Olayları ya da Madımak Katliamı olarak geçen ve 33 aydın, yazar, sanatçı ve gençle birlikte 2 kişi olmak üzere toplam 37 kişinin öldürüldüğü o vahim olayın üzerinden tam on altı geçti. Sivas’ta o günden bugüne ne değişti ve gelişti? Yargı süreci, gerçek faillerin yargılanmasını sağlayacak olayın gerçek yüzünü ne kadar yansıtıyordu? Son yıllarda anma mitinglerinde “Sivas kardeşlik şehri olacak” sloganını Sivaslı nasıl yorumluyor ve ne düşünüyordu?..
Madımak Oteli’nin müze olması, bu kardeşliğin oluşması, kendiyle barışık bir Sivas yaratılması, acıyı yaşayan insanların acılarının biraz olsun hafiflemesi için bir çözüm noktası olabilir mi, diyerek bu soruları şehrin bazı sendika-dernek başkanlarına, muhtarlara, esnafa ve halkına yönelterek yanıt aradık. Kaleardı Mahallesi’nden ‘93 yılında taşlanan Atatürk Kültür Merkezi’ne iniyoruz. Bir iki görüntüden sonra o günkü taşlı sopalı kalabalığın takip ettiği güzergah olan İstasyon Caddesi üzerinden valilik önüne kadar yolda birçok insanla 2 Temmuz 1993’ü konuşmak istiyoruz. Kaldırımda yürüyen bir kişiden bile görüş alamadan Madımak Oteli’nin önüne geldiğimizde hâlâ kimseyle görüşemedik. ‘Aslında söyleyecek çok şey var’ diyerek söze başlayıp konuşmadan biten cümleler... ‘Söylediklerim yanlış anlaşılır, başıma iş açılır’ diyeninden, ‘Bugün iyi değilim-başım ağrıyor konuşmasam...’ diyenine kadar çokça insan, hâlâ susmayı tercih eden bir kısım Sivaslıdan sadece birkaçı...
Kimisi Sivas’ın ve Sivaslının bu sonucu hak etmediğini, kimisi Madımak katliamı sonrası tutuklanarak yargılananların asıl suçlular olmadığını söylüyordu. Bazıları dışarıdan gelenlerin yaptığını ve Sivaslının üstüne kaldığını söylerken, bazılarıysa bir kısım Sivaslının bu dışarıdan gelenlerin kışkırtmasıyla galeyana geldiklerini ve aslında bir tepki gösterelim derken sonucun bu olduğunu söylüyor. Sonuç olarak herkes bir –dışarıdan- bahsediyordu. Yani bu olayı planlayan ve tetikleyen birileri vardı. Tam da burada çoğunluk perdenin arkasından bahsediyor ve asıl yargılanması gerekenlerin onlar olduğunu söylüyorlardı. Öyleyse bu planın bir sebebi olmalıydı.

ALEVİLER VE NESİN BAHANE EDİLDİ
Perde arkasında kimlerin olduğunu Gerçek dergisi muhabirliği yapan EMEP İl Başkanı Cevat Aktaş’a soruyoruz. 1993’te Pir Sultan Abdal Şenlikleri’nin ilk defa il merkezinde yapıldığını söyleyen Aktaş, bu nedenle de katliamın asıl nedeninin Aleviler ve şehir merkezinde etkinlik yapmaları olmadığını belirtti. Aziz Nesin’in fikirlerini ilk defa Sivas’ta açıklamadığını da vurgulayan Aktaş, “Elbette ki Pir Sultan etkinlikleri ve Aziz Nesin, yaşanan bu katliamın bahanesiydi. Fakat asıl mesele, ‘89 Bahar Eylemleri’ni takip eden süreç işçi hareketi açısından yeni kazanımlarla devam ederken, geniş işçi kitleleri hak almak için 12 Eylül’den sonra ilk defa bu kadar güçlü eylemler yapıyor ve kitleselleşiyorlardı. Kamu emekçilerinin sendikalarına vurulan kilitler, yine kamu emekçileri tarafından sökülerek memurun sendika hakkındaki ısrarı ve kararlılığı fiili olarak sendikaların çalışmasını da beraberinde getiriyordu. Gelinen noktada işçi sınıfı açısından bir ivme ve birlik yakalanmıştı. Emekçiler dünün sağ-sol çatışmasını bir kenara koymuş, fabrikalarda aynı bandın başındaki işçiler; dili, dini, milliyeti önemsemeden hakları için bir araya gelmeye başlamıştı” diye konuştu. Kutuplaştırmaların ortadan kalktığını ifade eden Aktaş, Madımak katliamının yeniden bu kutuplaşmayı başlattığını söyledi.
YANANLARDAN MISIN YOKSA YAKANLARDAN MI?
“Onun için 2 Temmuz 1993’ü tek başına Aziz Nesin ya da Alevilere karşı bir saldırı olarak algılamamak gerekir. Sivas katliamı, her düşünce ve mezhepten emekçilerin birliğine saldırıdır. Örgütlülüğe, demokrasi, barış ve kardeşlik duygu ve taleplerine bir saldırıdır” diyen Aktaş, bu katliamın sonucunda halkın, sadece Sivas’ta değil ülkenin her tarafında bölündüğünü dile getirdi. Bu nedenle başka şehirlerde karşılaşılan Sivaslılara “Yananlardan mısın yoksa yakanlardan mısın” sorusunun yöneltildiğini kaydeden Aktaş, bu bölünmenin hak alma mücadelesinde birleşen emekçilere de sıçradığına dikkat çekti. Aktaş, bu bölünmenin emekçileri her türlü saldırı, kışkırtma ve provokasyona daha çok maruz kalır hale getirdiğini söyledi. ‘77 1 Mayıs’ından bugüne kırk yıldır sürdürülen kontrgerilla faaliyetlerinin Sivas’ta da amacına ulaştığını anlatan Aktaş, “Bu nedenle 2 Temmuzlarda bütün derin devlet ilişkilerinin açığa çıkarıldığı, kontrgerilla faaliyetlerinin son bulduğu ve sorumlularının yargılandığı demokratik bir Türkiye talebini öne çıkarmak gereklidir. Barışın ve kardeşlik elinin aynı yükü kaldırmak üzere birleşen işçi eli kadar yakın olduğunu anlatmak üzere, Sivas kardeşlik şehri olacak sözünü daha güçlü dillendirmek gerekir. Madımak’ın müze olmasını sağlayacak güç de bu duyguyla birleşmiş bir halkın gücü olacaktır” dedi.
Sevil Erdoğan / Eylem Lodos / Özkan Kuru
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.