16 yıl geçse de acılar dün gibi tazeydi

16 yıl geçse de acılar dün gibi tazeydi

Madımak katliamının üzerinden 16 yıl geçti. Geçen 16 yılın; ailelerin, katliamı yaşayanların acılarını eksiltmediği, daha dün gibi taze olduğu, Madımak önündeki anma ve protestoda bir kez daha görüldü.


İZLENİM
Madımak katliamının üzerinden 16 yıl geçti. Geçen 16 yılın; ailelerin, katliamı yaşayanların acılarını eksiltmediği, daha dün gibi taze olduğu, Madımak önündeki anma ve protestoda bir kez daha görüldü. Aileler “Madımak’tan yükselen dumanlar, ancak orası utanç müzesi olursa biraz azalır, acılar bir nebze diner” diyorlar.
Sivas Madımak önündeki anmaya katılmak için Ankara’dan 1 Temmuz gecesi yola çıktık. 16 yıl sonra ilk kez otel önüne gidecek olmanın gerginliği, Serdar Doğan’ın üzerinde açıkça hissedilirken, aileler de evlatlarının canının kaldığı otelin hâlâ müze yapılmamış olmasından dolayı öfkeliydi. Aileler ile aynı otobüste, yol boyunca kah 16 yıl öncesine geri döndük, kah olay sonrasında yaşadıklarına...
Sivas Alevi Kültür Dernekleri Cemevi’ndeki sıcak karşılama, ailelerin acılarını hafifletti, yalnız olmadıklarını gösterdi. Ödenekleri olmadığı için hâlâ inşaatı bitmeyen cemevi, yine de gelenlere kahvaltılı karşılama, öğlen yemeği için hazır hale getirilmişti.
Gençler, Sivas’ta katledilen ozanların, şairlerin sözlerinin yer aldığı t-shirt’leri giyip, “unutmadık” derken, “Açalım kızıl sancağı/gitsin zulmedenin sancağı/elimizdeki dost bıçağı/ görelim bakalım-Nic’olursa olsun” diyen Pir Sultan Abdal’ın sözlerini pankartlara yansıtırken, katliamlara karşı “Gazi, Sivas, Maraş, inkar değil, birleş” mesajı verdiler.
Görkemli bir yürüyüş başladı. Özellikle yöresel başlıkları ile dikkat çeken kadınlar, erkekler, belki ilk kez Sivas anmalarıyla sokağa çıkıyor olmanın acemiliğiyle, bir türlü kortej oluşturamadılar. Defalarca yapılan “Korteje girin” çağrılarına rağmen bir türlü beceremediler bunu.
‘Neredeydin?’
Yürüyüş boyunca çevre binaların balkonlarına yerleşmiş sivil polislerin katılımcıları tek tek görüntülemesi dikkat çekerken, çevik polis de “görevi başındaydı” 2009’un 2 Temmuz’unda.
Anons aracından yürüyüş boyunca Sivaslılara, özellikle çocuklara, gençlere, anne babalarına, dedelerine, “2 Temmuz’da neredeydin” sorusunu yöneltmeleri istendi ve eklendi: “Siz sormazsanız, tıpkı Nazi Almanya’sında olduğu gibi tarih soracak.”
Sık sık Anadolu halklarının yüzyıllarca aynı türküyü söylediği, aynı ağıtı yaktığı hatırlatılıp, “Sivas barış kenti, Madımak müze olacak” talebi dile getirilirken, balkonlarından izleyen Sivaslılardan tepki gelmediği gözlendi. Güzergah boyunca Sivaslılar kah balkonlarından, kah pencerelerinden, kah esnafı dükkan önlerinden izlediler, ancak en ufak bir tepki vermeden...
‘Acılarımızı unutmadık’
Yapılan konuşmalarda, “bu acıdan, bu utançtan ülkenin kurtarılması, Madımak’ın müze yapılması” isteğinin altı özellikle çizildi. Bunun yolunun da “güçleri birleştirip, meydanlara çıkmaktan” geçtiği ifade edilip, aksi halde farklı düşünenlerin öldürülmeye devam edeceği uyarıları yapıldı.
Murat Gündüz’ün babası Mehmet Gündüz ise yer yer titreyen sesiyle aracın üzerinden seslenirken, 33 güzel insanın 8 saatlik kuşatma içinde yakılıp boğulduğunu hatırlattı. Baba Gündüz, “Acılarımızı unutmadık, acılarımızın hesabını sormak için buradayız” diye seslendi.
Madımak Oteli önündeki anmaların ardından Sivas’a 100 kilometre uzaklıktaki Han köyüne, Ozan Hasret Gültekin’in anıt mezarına gidildi. Hamile iken eşini kaybeden ve 16 yıldır dirençli bir mücadele veren Yeter Gültekin, siyahlar içinde karşıladı gelenleri; yine dirençli, dimdik ayakta... Yanında, babasının ölümünü anne karnında hissedip, iki ay erken gelen, babasının ölümüyle yaşıt oğul Hasret Gültekin. Dayısının ölümünün ardından, gelmek için annesini zorlayan yeğen Kerem Hasret Yeşilyurt da 16 yaşında, dayısı için dokundu sazının tellerine.
‘Merdivenler çok darmış’
Katliamdan sonra aileler ilk kez otelin içine girdiler. Ailelerin tepkileriyle kaldırılan et lokantasından görünen izler kalmasa da, et lokantasının yakılışının izleri de yüreklerdeydi...
Aileler 16 yıl sonra, evlatlarının kıstırıldığı oteli, lobisini, fotoğraflara da yansıyan ozanların, şairlerin sıralandığı merdivenleri ilk kez görmenin acısıyla yıkıldılar; hıçkırıklara, gözyaşlarına boğuldular. Üç kişinin yan yana ancak oturabileceği genişlikteki merdivenleri gören anne-babalar, “Merdivenler çok darmış, çocuklarımız nasıl çarpışsın burada” tepkisini verdiler.
En çok canı yanan ise “öldü” denilerek çıkarıldığı, kardeşi Serkan ve 32 yoldaşını bıraktığı Madımak’ı yeniden gören Serdar (Doğan) oldu. Lobide adeta yıkılıp kalan Serdar, yukarısını da görmek istedi. Yeter Gültekin, Cengiz Sezgin ve kardeşi Sevgi Doğan’ın desteğiyle ancak ayakta durabilen Serdar, yukarıya çıkarıldı. Ancak dönüşündeki görünüşü, Serdar’ın 2 Temmuz’u yeniden yaşadığını gözler önüne serdi; artık hıçkırıklarını tutmak mümkün olamadı. Fenalaşan Serdar, yardımlarla dışarı çıkartılabildi.
Sultan Özer
www.evrensel.net