KÜLT-ABLASI

KÜLT-ABLASI

  • Çerçeve geniş nasılsa, koştur koşturabildiğince; tüketim körüğüdür, televizyondur, gazetedir, açıklamadır, üstü örtülendir, sağdan soldan saldıran zırva sapan mesajlardır illa ki aradan bir şeyler cımbızlar sararım diye...


    Çerçeve geniş nasılsa, koştur koşturabildiğince; tüketim körüğüdür, televizyondur, gazetedir, açıklamadır, üstü örtülendir, sağdan soldan saldıran zırva sapan mesajlardır illa ki aradan bir şeyler cımbızlar sararım diye kalkıştığım işte, hüsrana uğradım uğrayacağım. Ağlamaklı yazıyorum yazıyı. Sebepleri muhtelif. Bir kere kenara kaçıla kaçıla hem konu daraldı, hem ben. Aman oynayamam, yerim dar durumuna geldim. Eee yenim de dar. Kapasitem belli. Ben ne anlarım televizyondan; kırk yılda bir açarım öyle iştahla seyredesim de olmaz. Bırak gazeteyi televizyonu iletişimle ilgili herhangi bir konu, bana mı düşmüş? Ben kendi kıçımı toplayamazken, arkadaşlarıma bile derdimi anlatamazken iletişim bilimine dalacakmışım. Saçma ki ne saçma.
    Ben bunaldım siz de bunalın. Bundan böyle iki üç yazının biri şikayetname. Yarısı benim huysuzluğumdansa yarısı şartlardan. Kafam ağzına kadar dolu bütün hafta birikenlerle. Kim demiş pazar günü sadece keyifli işler yapılır diye. Bu da bir dayatma. Niye olduğu da belirsiz üstelik. Hani süprüntüyü, masanın, dolabın altına kaçanı, birikeni, gaz yapanı dökme temizleme işleri yapılsa fena olmaz bugün. Televizyonun karşısında yaylım yaylım serilmenin de bedeli aynı nasılsa. Gazeteleri alıp bir köşeye çekilmek de sökmüyor. Alayı can sıkıntısı, alayı sinir bozulması. Ne iner ne tutar tarafı var. Bu pazarı bütün haftanın kirlettiklerini temizlemeye ayırdım, (göstergebilim bu, şişede kitapta durduğu gibi durmuyor) iyisi mi bilincin altına üstüne kaçan, şaplağı yediği halde çevik bir manevrayla daha da içerilere dalan, durdukça ses görüntü sisteminde kirlilik yapan bütün mesajlara toptan pazar temizliği. Ortalığı bir kaldırmak ister tabii. Öyle yorulmadan temizlik olmaz; silinecekler, unutulacaklar, bir torbaya doldurulup kilere atılacaklar oynayacak makinede çaresiz. Önce tazelenecekler ki sonra bas tuşa karanlığa karışsın. Birikenlere bakıp bir tasnifle başladım işe. Hard disk haddinden fazla dolu, az sonra işime yarayacakları da yanlışlıkla siler miyim korkusuyla yavaş yavaş itinayla yapıyorum giriştiğim işi. Geçen hafta temizliği ihmal ettiğimden olacak en fazla kafamı meşgul eden meseleye takıyorum elektrik süpürgesini. Haberin ana hatlarını kutulayıp en yakın rafta korumak şartıyla (çünkü bir daha tekerrür edeceğinden karşıma defa defa çıkacağından eminim)... Kurmay Albay Çiçek’in imzası sahte mi gerçek mi, belge mi kağıt parçası mı, özde mi sözde mi meselesini iyice süpürdükten sonra siliyorum bir de sabunlu suyla. Çünkü sözde özde meselesi ziyadesiyle gına getirdi bugüne kadar. Kelimeler topa girince durumun vehameti bile ortadan kalkıyor, sanki söz grubu söylendikçe eskiyor, iyice sakilleştiriyor durumu. Temizliği yaparken bir bakıyorum Albay rütbesinin nasıl kısalacağını bilemiyorum, hele hele simgesi kaç yıldızdır, kaç çelenktir hiç çıkaramıyorum. Garip, darbeyle büyüdüm oysa ama lisede çalışmamışım dersime ya da büyük bir temizlikte gidivermiş. Hızımı almışken Afganistan’a gönderilecek asker sayısını da iyice ovalayarak temizliyorum. Amerika’ya bir Türk askerinin kaça mal olduğunu hesaplamaya girişmiyorum bile, nasılsa bir dahaki sefere yeni kuru öğrenirim diye aldırmıyorum. Cinayetin nefretlisi, törelisi, öfkelisi, kazarası, tecavüzün yüzsüzcesi, tacizin su yüzüne çıkanı, bir de üstten üstten açıklama yaptırtanı, üstelik sendika gibi bir kurumdan da olsa mağdurunu mağduresini işten attırtanı, şiddetin her türlüsünü de sıyırdım mı, sıra geliyor onu al bunu al faslına. Şükür onlara yer ayırmamışım hard diskte, bir ekmek bir gazete var onlara da ilişmeden devam ediyorum. Televizyonun maruz kaldığım tarafında yarışma kalabalığının içinde kaybolurken, arsızı, yüzsüzü, saldırganı hepsini silkeleyip, dizileri bugünlerde seyretmediğime şükrediyorum. Yine de arkadaşların işlerine bakılacak diye not alarak... Nasılsa yer boşaldı. Haber sıralamasıdır, kullanılan müziktir, görüntüdür göstergebilimin eline bile bakmadan, Sivas katliamını önemlilere yazıp kenara ayırarak devam ediyorum yoluma. Daha temizlik bitmeden yazı bitiyorsa da haftaya temiz kafaya devam ederim diye üzülmüyorum. Temizlik bitmezse bir dahaki haftaya görüşürüz nasılsa. Böyle bir ayıklama kafayı ferahlatır, tavsiye ederim size de. Ama çok da ciddiye almayın beni. Bırak gazeteyi televizyonu, iletişimle ilgili herhangi bir konu bana mı düşmüş? Ben kendi kıçımı toplayamazken, arkadaşlarıma bile derdimi anlatamazken, iletişim bilimine dalacakmışım. Saçma ki ne saçma!...
    ayşe bengi
    www.evrensel.net