Darbe günlükleri

Darbe günlükleri

Son darbeden sonra kaç eylül geçti, hâlâ bir şey yapamadık. Ruhum kırık, bedenim yorgun, beynim karıncalaşıyor, gözlerimin önünde sisler dolanıyor. Darbeci arkadaşların bir kısmı içeride yatıyor...


Son darbeden sonra kaç eylül geçti, hâlâ bir şey yapamadık. Ruhum kırık, bedenim yorgun, beynim karıncalaşıyor, gözlerimin önünde sisler dolanıyor. Darbeci arkadaşların bir kısmı içeride yatıyor, bir kısmı hırsını duvarlardan çıkartıp, darbeli matkapla delikler açıyor! Böyle mi olacaktık yani?
* Yakında gazetelerde şöyle haberler çıkarsa şaşırmayın: Darbe düzenlemek isteyen üç emekli paşa ve iki muaazzaf hazırlık aşamasında suç aletleriyle birlikte yakalandı. Suç aleti darbeli matkaplara el konulurken, konuyla ilgili çok yönlü soruşturma başlatıldı.
* Sorguya alınan darbeciler, ‘eğer darbe yapacak olsaydık, ucuz Çin malı darbeli matkap değil, Amerikan malı alırdık’ dediler.
* Konuyu manşetine taşıyan Taraf gazetesi, matkapların Çin değil, Rus malı olduğuna dair bir belge yayınladı.
* Paşa bir brifing düzenleyerek, ‘o belge denilen şeyler bir kağıt parçasından başka bir şey değildir’ dedi.

***
* Fırsatı kaçırmayan Murat Bardakçı, “Osmanlı’da darbeciler darbeli matkap değil yağlı kazık kullanırlardı” başlıklı bir makale kaleme aldı!
* Bu yazı üzerine tarihçiler arasında “kazığın yağı nereden geliyordu?” başlıklı yeni bir tartışma başladı.
* Bir kısım tarihçi, ‘kazıkta kullanılan yağ saraydaki atık yağlardı’ derken, bir kısmı ‘bunlar Manisa taraflarından getiriliyordu’ dedi.
* Buna karşın Tarihçi Cezmi baba, ‘bunları söyleyenler tümden cahildir, o yağlar Filistin tarafından getiriliyordu’ diye açıklama yaptı.
* Bu sözlere alınan Bardakçı, ‘madem öyle belgeni göster’ deyince işler karıştı.
* İlber hoca, Dolmabahçe’de bahçede bir kazık bulduğunu, ancak bunun o kazık mı olduğunu araştırdığını, kazık konusunda değilse de yağı konusunda bazı tereddütleri olduğunu söyledi.
* Bu arada önemli bir gelişme yaşandı, savcılar devreye girerek, Dolmabahçe’de bulunan kazığın tutuklanmasına karar verdi.
* Kararı coşkuyla karşılayan Ahmet ve Mehmet kardeşler, ‘Yaşasın adalet! Demokasi bu kazığı yemedi’ diye bir ortak yazı kaleme aldı.
* Fakat o da ne! Üst mahkeme kazığın tahliyesine karar verdi.
* Bunun üzerine yandaş medya, “Abraka dabraka, adaletin kazığı kaldı bana” biçiminde ortak bir başlık kullandı.
***
* Böyle işte, şanlı darbelerimiz bu hale düştü. Çoluk çocuğun elinde oyuncak oldu.
* Şimdi son gelişmelere bakıyorum, kendime inanamıyorum. 70 yıllık tarihimizde birkaç darbe var. Ama şu son birkaç ayda, yapılamamış on beş yirmi darbe var! Çok yazık, darbenin de boku çıktı!
* Ele güne rezil olduk. Sokağa bile çıkamayacak durumdayım. Geçen manavdan domates alıyordum, adam pis pis sırıttı, ‘bunlar hormonlu domates, bunlar darbeli domates, hangisinden istersiniz?’ dedi. Bu kadar madara bir durum yani!
* Eskiden darbeyi planlar ve yapardık, alkış alırdık. Şimdi hem darbeyi yapamıyoruz, hem de yuhalanıyoruz!
* Sözün kısası, çok darbeler alıyoruz.
* Asimetrik vurgunlar yedim. Çok yorgunum. Gönlüm de kırık. Darbe günlüklerime ara veriyorum. Radyoyu açıyorum. O da ne! Tuhaf bir şarkı çalıyor: Sana darbenin yolları, bana kazıklar!


Yücel Sarpdere
www.evrensel.net