BAŞYAZI

BAŞYAZI

  • Ortaokul yıllarında bir okul müdürümüz vardı. Çok temiz adamdı. Ve genel olarak öğrenciler onun, arada kulaklarımızı çık sert biçimde çekmesine karşın, onu severler...


    Ortaokul yıllarında bir okul müdürümüz vardı. Çok temiz adamdı. Ve genel olarak öğrenciler onun, arada kulaklarımızı çık sert biçimde çekmesine karşın, onu severler, daha da önemlisi onun yalan söylemediğini düşünür ve söylediklerini de bir yaşam kılavuzu olarak benimser akıllarında tutarlardı.
    Ne zaman sigaraya zam gelse; onun, sigaraya neden devletin neden tütün ve sigara ürettiğini ama öte yandan da “içmeyin” kampanyaları yaptığını anlatmak için, “Devlet içenin parasından içmeyenin sağlığından yararlanıyor” sözü hep aklıma gelmiştir.
    Ama zamanla devletin sigaraya vergi koyarken, içenin sağlığını hiç düşünmediğini fark ettim. Çünkü devlet, halkın sağlığını düşünüyor olsa, sağlık hizmetlerini “pazar malı” haline getirmeyeceği gerçeğini gördüm. Hatta; hükümetler içki ve sigara zammının en az tepki gören (İçki ve sigara içmeyenlerin bu zamları destekleyeceğini düşünüyorlar) bir zam türü olduğunu gördükleri için bu zammı tercih ettiğini gördüm. RP ve AKP gibi din istismarcısı hükümetlerin bu zammı içenlere bir ceza olarak kullanıp “sevap aldıkları” bile söylenebilir.
    Dolayısıyla bizim bu sevdiğimiz ve hep doğru söylediğini düşündüğümüz müdürümüz de “Devlet içenin parasından içmeyenin sağlığından yararlanıyor” derken iyi niyetle konuşuyordu. Ama zamanla işler burada kalkmadı!
    1970’lerde, sigara piyasasına yabancı uluslararası tekeller; Philip Morris, JTİ, BAT gibi firmalar hücum etti. O derslerde; “Dünyada eşi menendi yok” diye anlatılan “Türk tütünü”nün yerine Marlboro, Pall Mall gibi sigaralar geçmeye başladı. Bu sigaralar yasaktı ama her köşe başında açıkça satılıyor; polis, belediye zabıtası gibi “Kaçakçılığı önlemesi gerekenler” bile bu sigaraları içiyordu. Üstelik de “yasağın” gizemiyle de teşvik edilen bir Marlboro modası alıp başını gitmişti. “Türk tütünü” ve sigarası “Tü kaka”ydı. Genciyle yaşlısıyla, işçisiyle burjuvasıyla herkes, Marlboro tüttürmeyi zevklerin en büyüğü edinmişti.
    Arkasından sigara zamlarıyla yerli tütün ve TEKEL sigaralarının fiyatı arttıkça, kaçak Marlboro ve öteki yabancı markalara rağbet de arttı. Sonra “En büyük Türk”lerden birisi Turgut Özal çıkageldi: “Nedir bu yasak, gümrük filan? Herkesin istediği sigarayı içme özgürlüğü yok mu bu memlekette?” diye, ekonomiyi de siyaseti de bir kılıç darbesiyle çözüp; yabancı sigara tekellerine Türkiye sigara pazarını ardına kadar açtı.
    Sonra gördük ki; “Şöyle bir tüttürmek”le başlanan Marlboro, bizim tütünlerden çok daha fazla alışkanlık yapan ve alışanın bir daha bırakamayacağı bir lanet sigaraymış!
    Şöyle bir geriye doğru bakınca açıkça görülüyor ki; sigara üstünden sürdürülen vergi alma politikası, ne sağlık ne de sadece zam sorunudur. Aslında bu sorun iki buçuk milyon tütün ürecisi ve on binlerce TEKEL-sigara işçisinin iş ve ekmek davasıdır. Ve elbette bu aynı zamanda, uluslararası tekellerin de dünyanın bu en çok sigara içilen pazarını ele geçirme hamlesiydi.
    Böyle bir tütün-sigara politikası olan hükümete; “Ülkesini, halkını seven bir hükümet” denebilir mi?
    Eğer buna yurtseverlik denirse; adama “Vatan hainliği nasıl bir şeydir ki” diye sormazlar mı?
    En son, hükümetin paket başına sigaralara yaptığı 50 kuruşluk zam tam da; yerli tütün üretimi ve TEKEL sigara üretimine vurulan son darbedir.
    Çünkü piyasa kurallarına göre yerli üretime darbe vurmanın en kestirme yolu yerli yapım sigarayı diğer sigaralardan daha pahalı yapmaktır. Hükümet son yaptığı her tür sigaraya 50 kuruş zamla yerli sigaralar yüzde 18 pahalanırken yabancı sigaralar yüzde 10-15 pahalanmıştır.
    Demek ki AKP Hükümeti’nin ülke çıkarından, halkçılıktan anladığı buymuş!
    Açıktır ki bu yazı yerli sigara içilmesinin teşvik edilmesini savunmuyor. Ben de 12 yıllık sigarayı bırakmış biri olarak bu zamandan kişisel olarak etkilendiğim için zamma tepki göstermiyorum.
    Ortada olan sigara tiryakilerinin kolay vergi alınacak bir kitle olarak istismar edilmesi ve zammın sigara piyasasının uluslararası sigara tekellerine açılması için kullanılmasıdır. Yani bu alanda hükümetin izlediği, halk ve ülke düşmanı ekonomik politikaya bir tepki; bir tutum almadır.
    İHSAN ÇARALAN
    www.evrensel.net

    0 yorum yapılmış

      Yorum yapın

      Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.