Tam zamanı

Tam zamanı

  • Haftaya çarşamba 15 Temmuz. Kamu emekçileri her yıl olduğu gibi bu yıl da bordrolarını yakacaklar. Rutin ve cılız eylemler birbirini takip edecek. Kamu emekçilerinin kadrolarına sorarsanız eylemlilikten vakit bulamıyorlar. Her gün birkaç eylem, yetişemiyoruz.


    Haftaya çarşamba 15 Temmuz. Kamu emekçileri her yıl olduğu gibi bu yıl da bordrolarını yakacaklar. Rutin ve cılız eylemler birbirini takip edecek. Kamu emekçilerinin kadrolarına sorarsanız eylemlilikten vakit bulamıyorlar. Her gün birkaç eylem, yetişemiyoruz. Bazen “Sen şu eyleme git ben şu eyleme gideceğim” diye paylaşıyoruz.
    İşçi sendikalarının yöneticileri çok mu farklı? Hayır!
    Türk-İş dipten gelen dalgayı nasıl savuşturacağının derdinde bu yıl biraz daha zor olacak.
    “Teğet geçen kriz” 2. Dünya Savaşı’ndan daha ileri bir düzeyde gerileme yarattı. Yılın ilk çeyreğinde yüzde 13.8 küçülme yaşadık. Gökyüzünden savaş uçaklarının bombalar bıraktığını göremiyorum ama herhalde 3. Dünya Savaşı’ndayız. Yıllık gelir dolar bazında yüzde 29 azaldı, “ödeneksizlikten” Kemal Türkler’in 29 yıldır yargılanan sanığı duruşmaya getirilemiyor.
    Kriz bahanesiyle yüz binlerce işçi işinden oldu. Yüz binlercesi sıfır veya eksi zamma razı oldu. Hükümet kamu işçisine yüzde 3 zam dayatırken memurlara ne vereceğini bahane etmektedir yani yaklaşan ağustos görüşmelerinde yüzde 3’le başlayacak.
    Emekçilerin sermayeye karşı birikmiş öfkesini bölmeden parçalamadan birleştirmenin tam zamanı.
    Konfederasyonlar arası rekabeti bırakmanın tam zamanı.
    KESK’in “TİS yoksa grev var” sözünü yerine getirmenin tam zamanı.
    Krizin yükünü patronlara çıkarmanın tam zamanı.
    “Birleşe, birleşe kazanacağız” demenin tam zamanı.
    Tarih bizlere önemli bir fırsatı ve sorumluluğu veriyor. Ya her sene olduğu gibi rutin, cılız protesto eylemleri ile kendimizi ve emekçileri oyalayacağız. Ya da emekçileri hiçbir ayrım yapmadan ve konfederasyon rekabetine girmeden bir potada eritip sermayenin karşısına dikileceğiz.
    KESK, DİSK, Türk-İş, Hak-İş, Kamu-Sen, Memur-Sen ve tüm konfederasyon yöneticileri size sesleniyoruz.
    İşte size tarihi fırsat ya emekçilerin birleşik mücadelesini örgütleyeceksiniz. Ya da hepiniz emekçilerin tarihinde birer dalga kıran olarak anılacaksınız.
    Yoksa çeşitli bahanelerle günü geçiştirmek ya da daha “keskin eylemler” örgütleyecek sözleri vererek kendimizi kurtarmaya çalışmak tarihteki bu yerinizi değiştirmeyecektir.
    Aylardır sokaklarda olan emekçiler sizlere bir şeyler anlatmıyor mu?
    Burada KESK’e de büyük görev düşmektedir. Yıllardır attığımız “İşçi memur el ele Genel Greve” sloganının gerçekleşmesi için fırsat hiç bu kadar yakın olmamıştır. Kamu reformuna karşı durmak, grevli toplu sözleşmeli hakkımızı elde etmek, yalnız KESK’in mücadelesiyle çok zor. Ancak böyle birleşik bir mücadele ile daha kolay olacaktır.
    Başbakan meydan okumaktadır. “Greve çıkacaklarsa çıksınlar” diye. Çocukluğumdan kalan bir söz var kulaklarımda çınlayan, “Burjuvazi bizi savaşa davet etmiş. Davetleri kabulümüzdür.” Şimdi tam zamanı.
    ADNAN SÖZEN - Eğitim Sen Ankara 2 No’lu Şube Örgt. Sekreteri
    www.evrensel.net