Çalışmak güzel şey!

Çalışmak güzel şey!

Çalışmak güzel şey. Eve ekmek götürmek. Ellerin dolu eve girdiğinde aldığın haz dünyalara değişilmez o zaman. Hele bir de aileni, sevdiğini yanına alıp sahilde bir çay içirebilmek batan güneşe karşı... Eğer kazanabiliyorsan kendi paranı, ayrı bir güvenirsin kendine.


Çalışmak güzel şey. Eve ekmek götürmek. Ellerin dolu eve girdiğinde aldığın haz dünyalara değişilmez o zaman. Hele bir de aileni, sevdiğini yanına alıp sahilde bir çay içirebilmek batan güneşe karşı... Eğer kazanabiliyorsan kendi paranı, ayrı bir güvenirsin kendine.
Peki ya gerçek? Onu da hemen sıralayalım. Hani şu kriz memleketine bakıp sıralayalım. İşsiz insanlara, şu kendini işini yaratanlara, yaratmak zorunda bırakılanlara bakıp öyle sıralayalım. Sigortasız, sabah akşam, soğuk sıcak bilmeden çalışan işçiler. Siftah yapamadan, eve ekmek götürmeden biten günler. Bir de tabii gün içinde yaşanan zabıta koşuşturmacaları. Sen aylardır, senelerdir iş bulamamışsın, çocuğunu okutamamışsın, iş yerinden kriz nedeniyle çıkarılmışsın kime ne! Bir çok kez günün siftahsız bitmesini bırakın, elinizdeki son parayla aldığınız malı zabıtaya kaptırınca gün sizin için erkenden bitiyor.
İlk seçenek, işsizlerin sayısı göz önünde bulundurulduğunda artık en uçuk hayallerden sayılabilir aslında.
ÖYLE BİR PAKET Kİ İŞSİZLİĞİ HAK GETİRE
Hükümet bize bir istihdam paketi hazırladı. Öyle bir paket ki işsizliği hak getire. İşsiz insan kalmayacak. Paketteki programa bakılırsa kimi 6 aydır kimi yıllardır işsiz olan insanlar için zaten hayal! Artık öyle bir paketimiz var ki herkese bir iş, ama önce staj ondan önce de meslek kursu. Hükümet yeni istihdam paketleriyle iş imkanları sunduğunu söyleye dursun. Biz de kendi işini yaratanlarla hayatlarını, sıkıntılarını konuşmaya devam edelim. Kışın atölyelerde, yazın engellemelere rağmen sokaklarda çalışan Halil amca Türkiye’nin işsizlik gerçeğini gözler önüne seriyor. Son hazırlanan istihdam paketinin de hayatındaki hiçbir şeyi değiştirmediği anlatan Halil amca “İş bulmayı bırakın, kendi yarattığımız işi bile bin bir zorlukla yapıyoruz. iş imkanı hani nerede? Bugün olsa bırakır güvenceli bir işte çalışırım” diyor.
Çocukluğundan beri portre çizen Halil amcayla Sultanahmet’te bir çiftin resmini çizerken sohbet ediyoruz. İhtiyaç nedeniyle sokakta çalıştığını anlatan Halil amca kışları hava soğuyunca atölyelerde yağlı boya yapıyor. Kazancı da düşüyor haliyle. Yazın sokakta çizdiği portrelerin sayısı ise zaten günde 5’i geçmiyor. Ona da zabıtaların zaman zaman gelip el koyduğu düşünülürse Halil amcanın “Eşim emekli olmasaydı geçinemezdik” demesine hak vermemek olmuyor.
NE İŞ VAR NE DE DESTEK
Sanatçı hassaslığından mıdır bilinmez Halil amca çoğu kez yaptığı resimlerden 1-2 gün etkilendiğini anlatıyor. Bunun işin güzel yanı olduğunu anlatan Halil amcayı asıl zabıtaların anlayışsızlığı etkiliyor. Kimi kez boyalarından, çizdiği resimlere kadar her şeyine el konulduğunu ifade eden Halil Topraklı, psikolojisinin bu durumdan oldukça etkilendiğini “Sanata böyle bakılmamalı, bu davranışlar insanı kahrediyor” diyerek anlatıyor. “Yıllardır işsizim, ne iş veriyorlar ne de yaptığımız işte destek oluyorlar” diyen Topraklı, evvelden beri olan işsizliğin kriz döneminde insanların canına tak ettiğini anlatıyor. Yaptığı resimlerle ülkeye sıcak para kattıklarını anlatan Halil amca bu arada çizdiği resmi de bitiriyor. Hakan ve Alman nişanlısı resmi çok beğeniyor. Hakan “Biraz büyük gösteriyorum ama saçlarım keşke böyle olsa. Çok beğendim” diyor.
ZABITALAR EL KOYDU ARTIK 250 TL ZARARDA
“Beyefendi şöyle sinek kaydı tıraş yapabiliyorsunuz. Ömür boyu kullansan bir şeycik olmaz. Garantisi benim, bir şey olduğunda gel yenisini verelim” Elindeki tıraş makinesini çalıştırırken böyle anlatıyor makinenin marifetlerini Zabit abi.
Hani ihtiyacınız olmasa bile yolda gördüğünüzde 5 dakikalık bir konuşma sonucunda ikna olur ve alırsınız ya seyyar satıcıdan malını. Zabit abide de bu ikna özelliği sonuna kadar mevcut. İşsiz kalınca çaresiz işin gereklerini en ince ayrıntılarına kadar öğrenmiş. Mecburen bu işi yaptığını anlatıyor, ne kadar uğraştıysa, hangi kapıyı çaldıysa cevap veren, geri dönen olmamış. O da mecburen kendi işini kurmuş! Büyükçe bir çantanın içine cebindeki paranın son kuruşuna kadar yatırdığı tıraş makinelerini koymuş, çıkmış yollara. “Geçimimi sağlayamıyorum” diyen Zabit abinin mallarına iş bu ya dünde zabıta el koyunca iyiden iyiye beli bükülmüş. “Hiç sormuyorlar aileni nasıl geçindireceksin diye, alıp gidiyorlar” diyen Zabit abi “Para kazanalım derken şimdi de zararda olduk iyi mi?”. Dört kişilik aileyi geçindirmek zorunda olan Zabit abi, en çok çocuklarının okul masraflarını karşılayamadığında üzülüyor. Son olarak “Umarım bir iş bulur da bu işi yapmaktan kurtulurum” diyor. BİTTİ
www.evrensel.net