Emekliye sadaka değil toplu sözleşme hakkı

Emekliye sadaka değil toplu sözleşme hakkı

Sosyal devlet anlayışını sadaka verme anlayışına indirgeyen AKP Hükümeti, işçi ve BAĞ-KUR emeklisinin maaşlarına sadaka niteliğinde zammı uygun gördü.


Sosyal devlet anlayışını sadaka verme anlayışına indirgeyen AKP Hükümeti, işçi ve BAĞ-KUR emeklisinin maaşlarına sadaka niteliğinde zammı uygun gördü. AKP Hükümeti’nin işçi ve BAĞ-KUR emeklilerine Temmuz 2009 için uygun gördüğü aylık zam yüzde 1.83. Artışla birlikte en düşük işçi emeklisi aylığı 11.36 TL artışla 621.24 TL’den 632.60 TL’ye yükselecek. BAĞ-KUR emeklilerinde ise en düşük aylık 5.57 TL’lik artışla 304.79 TL’den 310.36 TL’ye çıkacak. BAĞ-KUR emeklisine verilen zam günlük 36 kuruş. Bir simit 50 kuruş. Yani AKP’nin verdiği zam günde bir simit almıyor.
Emeklinin bir an önce ölüp gitmesini isteyen bu anlayış elbette yeni değil. Daha önce de Turgut Özal, kendi başbakanlığı döneminde “Bizim emeklimiz çok yaşıyor, onun için sosyal güvenlik fonları yetmiyor” demişti. Bu işverenlere devlet olanaklarını sonuna kadar açıp halk için beş kuruşu bile çok gören kapitalist, emperyalist anlayışın bir yansımasıdır.
Ancak bu konuda işçi emeklileri derneği gibi emeklilerin büyük bölümünü örgütlediğini iddia eden bir kuruluşun başındaki kişinin söylemleri ise hayli ilginç: Türkiye İşçi Emeklileri Derneği (TİED) Başkanı Kazım Ergün, işçi ve BAĞ-KUR emeklilerine, yılbaşında yüzde 3.84 zam yapıldığını anımsattı. Emekli aylıklarına bu aydan itibaren yapılacak yüzde 1.83’lük zamla işçi ve BAĞ-KUR emeklilerine yapılan yıllık kümülatif zammın yüzde 5.74 olduğuna işaret eden Ergün, “İşçi ve BAĞ-KUR emeklilerine yıllık 5.74 zam yapılırken, memur emeklilerine yılbaşında yüzde 4 ve Temmuzda yüzde 4.5 olmak üzere yıllık kümülatif yüzde 8.68 zam yapıldı. Emekliler arasındaki bu ayrımcılık işçi emeklilerini ve BAĞ-KUR emeklilerini ciddi şekilde endişelendirmektedir” dedi.
Bir milyonun üzerinde üyesi ve 87 şubesi bulunan bir kitle örgütünün başındaki kişi, esas olarak emeklilerin açlık sınırının altında maaş almalarına dikkat çekmesi gerekirken, işçi- memur emeklileri arasındaki maaş farklarını öne çıkararak ayrımcılığı körüklemektedir. Bu hükümetin işçi ve memur emeklilerini birbirine düşürme ve ortak eylemlerini engelleme taktiğine hizmet eden bir anlayıştır. Ayrıca bir milyon emekliyi örgütleyen bir dernek neden bu haksızlıklara karşı eylem koyma cesaretini göstermez ve hep yakınmakla yetinir? TİED Başkanı ayrıca emekliler adına SGK’da yönetim kurulunda görev yapmaktadır. Hatırlanacağı üzere görevi sırasında SGK’nın emeklilerin ölüm yardımını 666 TL’den 289TL’ye düşüren kararına itirazsız imza koymuştu ve Emekli-Sen tarafından eleştirilmişti. Bu güne kadar emeklilerle ilgili ne bir eylem düzenlemiş ne de Emekli-Sen’in düzenlediği eylemlere katılmışlardır.
Elbette emekliler arasındaki ayrımın kaldırılmasını biz herkesten fazla istemekteyiz ve Emekli-Sen olarak yaptığımız her eylemde ve yazdığımız bildirilerde işçi ve memur emeklileri arasındaki maaş farklarının kaldırılmasını ve memura verilen zamların işçi emeklisine de verilmesini istedik. Ancak bunun için mücadele etmek başka, sırf bu ayrımı öne çıkararak sanki işçi ve BAĞ-KUR emekli maaşlarının eşitlenmesi durumunda her şeyin düzeleceğini ima etmek başkadır. Bu konuda internet sitelerine baktığımızda, işçi ve memur emeklilerinin bu konuda yazdıkları yazılarda birbirlerine çattıklarını görmekteyiz.
Turk-İş’in haziran sonunda yaptığı açıklamaya göre, dört kişilik bir aile için açlık sınırı 733, yoksulluk sınırı 2 bin 389 TL’dir. En düşük emekli memur maaşı temmuz ayında 776 TL olacak. Yani neredeyse açlık sınırı. Şimdi bütün emeklilerin en düşük maaşı 776 TL’de eşitlense, bütün emekliler açlık sınırında yaşamaya mecbur edilmiş olmayacak mı? Halbuki istenmesi gereken en düşük emekli maaşının çağdaş yaşam standartlarına uygun bir miktarda olmasıdır. Bu da ancak işçi-memur, BAĞ-KUR’LU tüm emeklilerin birlikte toplu sözleşme ile belirleyecekleri bir şeydir.
Hükümetler, Emekli-Sen’in bir çok defa imza kampanyası vb. eylemlerine karşın, ülkemizin de altına imza koyduğu İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 23. maddesinde yer alan “Herkes sendika kurabilir ve sendikalara üye olabilir” anlayışına uygun yasayı çıkarmamakta direnmektedirler. Ancak emekliler bu güne kadar olduğu gibi bundan sonra da toplusözleşme ve sendikal haklar için mücadelelerini devam ettireceklerdir.
Sendika ve toplusözleşme hakkının verilmemesi anlayışı, hükümetlerin emekliyi kapı kulu olarak görme anlayışından başka bir şey değildir.
HALİT KATKAT / Emekli-Sen İskenderun Şube Başkanı
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.