GÖZLEM

GÖZLEM

  • Yaz ayları içinde olmamıza rağmen ülke gündeminde o kadar hızlı bir değişim yaşanıyor ki, olup bitenleri anlayıp yorumlamaya başlamadan, kendimizi birdenbire başka bir gündemin içinde buluyoruz.


    Yaz ayları içinde olmamıza rağmen ülke gündeminde o kadar hızlı bir değişim yaşanıyor ki, olup bitenleri anlayıp yorumlamaya başlamadan, kendimizi birdenbire başka bir gündemin içinde buluyoruz. Peş peşe gelişen ve çoğu zaman hızına yetişmeye zorlandığımız olayları takip etmeye çalışırken, egemenler tarafından yaratılan yapay gündemlerin esiri olmak kaçınılmaz oluyor. Bu durum, günlük hayatın akışı içinde çoğu zaman emekçilerin gerçek sorunlarının gündeme gelmesini engelleyen sonuçlar ortaya çıkarıyor.
    Gündemler peş peşe oluşurken, eğer kendi gündeminizi öne çıkarmak için yeterince gücünüz yoksa ya da enerjiniz sınırlıysa, dikkatli hareket edilmesi gerekiyor. Bu noktada aklen ilk soru, sürekli değişen gündemlerin karmaşıklığı içinde, emekçilerin çıkarlarını savunmak iddiasında olan sendikaların, kendi dışlarında yaratılan gündemlerin sorunlarını geri plana itmesini engellemek için nasıl hareket etmeleri gerektiği?
    Kuşkusuz, ülke gündemi hızlı bir şekilde akarken, gündemi yaratanlarla yaratılan gündeme bırakalım zamanında müdahale etmeyi, takip etmekte bile zorlananların birbirleriyle kurdukları ilişkilerin iç içe geçmesi ve karmaşıklaşması kaçınılmaz. Bu durumun en somut sonucu, hangi içerikte olursa olsun, yaratılan her gündemin ekonomik, siyasal, ideolojik yönlerinin ve bunun emekçiler üzerindeki etkilerinin giderek daha belirgin bir şekilde görülmeye başlanmış olması.
    İşçi sınıfının sermaye ve devlete karşı mücadele içinde geliştirdiği mücadele araç ve yöntemlerinin kullanılış amacı ve şekli, sadece ekonomik anlamda değil, siyasal ve ideolojik açıdan da önemli sonuçlar ortaya çıkarır. Bu anlamda genel olarak emek hareketi, sadece sendikal mücadele ya da örgütlenme biçimlerini değil, işçi sınıfının mücadele tarihi içinde ortaya çıkmış olan tüm örgüt ve mücadele biçimlerinin (sendika, işyeri komiteleri, işçi konseyleri vb.) yarattığı birikimler üzerinden yükselen bir anlam ve içeriğe sahiptir. Bu nedenle emek hareketi içinde önemli bir ağırlığı bulunan sendikalar, işçi sınıfının en eski, en yaygın ve en kitlesel örgütleri olmaları nedeniyle, tüm olumsuzluklara rağmen, sınıfın en etkili olabilecek mücadele araçları olma özelliklerini sürdürüyorlar.
    Emekçilerin iki yüz yıla yakın bir süredir kullandıkları bu önemli araç, sınıf mücadelesi içinde işçi sınıfının temel mücadele alanlarından başlayarak bir dizi tarihsel eylem içinde (işçi ayaklanmaları, halk isyanları, burjuva demokratik ve sosyalist devrimler gibi) çeşitli düzeylerde yer aldılar. İşçi sınıfının geçmişten bugüne gelen sendikal ve siyasal örgütlülükleri, aralarındaki paralellik, zamanla yerini bu alanlar arasındaki düzey ve işlev farklılıklarına bıraktı. Birbiriyle sıkı sıkıya bağlı olması gereken bu iki önemli alan, bilinçli olarak ayrıştırılarak zayıf düşürüldü. Potansiyel olarak işçi sınıfının en geniş kesimini kapsayabilen örgütler olması nedeniyle sendikaları üyelerinden ve çıkarlarını savunduğu sınıftan uzaklaştırmak için içeriden (sendikal bürokrasi) ve dışarından (sermaye örgütleri, medya, hükümetler vb.) her fırsatta hamleler yapıldı. Bunun sonucunda sendikalar kendi gündemlerinden çok, başkalarının yarattığı gündemlerin peşinden koşmaya başladılar.
    Emek örgütlerinin, kendi iradeleri ya da müdahaleleri dışında oluşan gündemlere zamanında müdahale ederek gerçek güçlerini gösterebilmeleri, emek hareketinin kısa vadeli amaçları ve (eğer varsa) uzun vadeli hedeflerini ne kadar birleştirebildiklerine bağlı. Konunun bu yönünü de haftaya değerlendirelim.
    ERKAN AYDOĞANOĞLU
    www.evrensel.net

    0 yorum yapılmış

      Yorum yapın

      Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.