ROJEV

ROJEV

  • Türk medyası, son günlerde Irak Kürtlerinin ‘Musul Vilayeti’ adı altında Türkiye’yle birleşmek istedikleri konusunda haberler yapıyor. Türkiye egemenlerinin Musul ve Kerkük üzerindeki emperyal hayallerini canlandıran bu iştah kabartıcı haberlerin kaynağı olarak da...


    Türk medyası, son günlerde Irak Kürtlerinin ‘Musul Vilayeti’ adı altında Türkiye’yle birleşmek istedikleri konusunda haberler yapıyor. Türkiye egemenlerinin Musul ve Kerkük üzerindeki emperyal hayallerini canlandıran bu iştah kabartıcı haberlerin kaynağı olarak da, merkezi Brüksel’de bulunan ‘Uluslararası Kriz Grubu’ adlı bir “Amerikan düşünce kuruluşu” gösteriliyor. İşte bunca tantana, bu Amerikan menşeli kuruluşun, ABD’nin Irak’tan çekilmesinden sonra olası gelişmeler konusunda hazırladığı ‘Irak ve Kürtler’ adlı bir rapor ve bu raporda ismi açıklanmayan bir “Kürt yönetici”nin söyledikleri nedeniyle koparılıyor. Raporda ismi verilmeyen Kürt yönetici, ABD’nin Irak’tan çekilmesinden sonra olası çatışmalar karşısında, Irak Kürtleri için en güvenli yolun “Musul vilayeti” adı altında Türkiye ile birleşmek olduğunu söylüyor. Koparılan gürültü patırtı bir tarafa bırakıldığında, bu raporun Güney Kürtleri ile Türkiye arasındaki iş birliğinin geliştirilmesi mantığıyla hazırlandığı anlaşılıyor. ABD’nin, Irak Kürtleri ve Türkiye’yi emperyalist politikalara hizmet/taşeronluk temelinde iş birliğine zorladığı ve bu süreci hızlandırmak amacıyla her iki tarafı (Güney Kürtlerini güvenlik, Kerkük ve Türkiye’yi de PKK’ye karşı mücadele ve pazardan pay alma gibi konular üzerinden) sıkıştırdığı biliniyor. Meseleye buradan bakıldığında, söz konusu raporun, tam da ABD’nin bu amacına hizmet etmek üzere hazırlandığı/hazırlatıldığı görülüyor.
    Konumuz Türkiye burjuvazisinin Musul-Kerkük hayalleri ve Irak Kürtleriyle birleşme olduğuna göre, burada Turgut Özal’ı da anmak gerekiyor. Özal, Baba Bush zamanında ABD’nin Saddam’a karşı başlattığı ‘Körfez Savaşı’na katılma yönündeki politikasını “bir koyup üç alma” olarak ifade etmişti. Yani Türkiye, savaşa katılacak ve savaş sonrası pazarlıklarda Musul ve Kerkük üzerindeki tarihsel hak iddiasını yeniden gündeme getirecekti. Türkiye aktif olarak savaşa katılmasa da, Özal, bu emperyal hayalin peşini bırakmamış, savaştan sonra Irak’ın fiili olarak ikiye bölünmesi karşısında (36. enlem Saddam ile bugünkü Kürt Federe Bölgesi arasındaki sınır olmuştu) “Kürtlerle federasyon kurulabileceği” görüşünü dile getirerek tartışma yaratmıştı. Özal, Sovyetlerin yıkıldığı ve ‘Doğu Bloku’nun dağıldığı bir dönemde iş birlikçi ülke burjuvazisinin “Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar Türk dünyası” hayallerinin gözü kara bir temsilcisiydi. Kürtlerle birleşerek, hem Musul Kerkük üzerinden hak sahibi olmayı, hem de Türkiye’nin kendi Kürt sorununu çözerek geniş bir alanda taşeronluk rolünü oynayabileceğini hesaplıyordu. Bu hesaplar nedeniyle Özal’ın Kürt sorununu çözmek istediği, “Kürtlerin hamisi” olduğu vs. üzerine çok şey söylendi. Özal, tek kutuplu ‘yeni dünya düzeni’nin ilan edildiği bir dönemin siyasetçisiydi. Bugün emperyalist kamplar arasında keskinleşen çelişki ve çatışmalar böylesi hayallerin görülmesine bile olanak tanımıyor.
    ‘Musul Vilayeti’ haberlerini ağzı sulanarak yapan burjuva medya, aynı günlerde Hakkari ve Şırnak’ın sınır bölgeleri arasında PKK’ye karşı 11 baraj yapılacağını da manşetlerine taşıdı. Haberlerde belirtildiğine göre Şırnak Uludere’de, Hakkari Çukurca’ya kadar sınırdaki derin vadiler baraj gölü sularıyla doldurularak Haftanin, Zap, Hakurk ve Avaşin kamplarından geçişler engellenecek. Binlerce köylünün topraklarını terk etmesine, ekolojik dengenin altüst olmasına ve 50-70 yıl sonra yapılan alanların bataklık olmasına yol açacak olan bu barajların tek amacı, ‘güvenlik’! Bu barajlar, aslında Munzur’a 8 baraj yapmanın altında yatan amacı da gösteriyor. Kürt sorununu, bir “güvenlik sorunu” olarak ele alan gerici zihniyet, yalnızca Kürt halkını etkilemiyor; Kürt coğrafyasını da tahrip ediyor.
    Bir yanda Kürtlerle birleşerek Musul-Kerkük’ü alma hayalleri, öte yanda sınıra yapılan aşılmaz barajlar… Burjuva medyanın ardı sıra manşete taşıdığı bu haberler, ülke egemenlerinin Kürt sorunu konusundaki açmazını bir kez daha gözler önüne seriyor.
    ÇETİN DİYAR
    www.evrensel.net

    0 yorum yapılmış

      Yorum yapın

      Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.