GÖZLEMEVİ

GÖZLEMEVİ

Evrensel boyutta ünlü piyanistimiz İdil Biret’in geçtiğimiz cumartesi akşamı Topkapı Sarayı’nın birinci avlusunda Whitehall Orkestrası eşliğinde vereceği konser öncesi Alperen Ocakları üyesi bir grup, kapı önünde protesto gösterisi düzenlemiş.


Evrensel boyutta ünlü piyanistimiz İdil Biret’in geçtiğimiz cumartesi akşamı Topkapı Sarayı’nın birinci avlusunda Whitehall Orkestrası eşliğinde vereceği konser öncesi Alperen Ocakları üyesi bir grup, kapı önünde protesto gösterisi düzenlemiş.
“Tekbiiir” diye çığırmışlar, konser afişlerini yakmışlar.
Bayrakları yere yayıp üzerinde topluca namaz kılmışlar.
“Anadolu’da Vakit” nam ceridenin “Bir ülke böyle yıkılır” başlıklı manşet haberi ve “Mukaddes Avluda Şarap Küstahlığı” alt başlığı bu eylemde etkili olmuş.
“Kendileri muhtâç-ı himmet birer dedeler/Bilmezler ki gayra nasıl himmet edeler” Doğu Türkistan’daki Uygur Türkleri için de dua etmişler.
Polis müdahale etmiş. Polis müdahale etmiş etmesine de: “Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde onlarca Uygur Türkünün hayatını kaybettiği bir dönemde şaraplı-içkili konseri kınamayı amaçladıklarını” alenen beyan eden gruptan (nasıl olmuşsa olmuş) kimseyi enseleyememiş ya da enselememiş.
* * *
Çeyrek yüzyıla yayılan bir zaman diliminde, klasikten moderne uzanan repertuvarıyla müziğin günümüzdeki en önemli ustalarından biri olan İdil Biret’in konseri için “Vakit” nam ceride hangi amaçla yayın yapar bellidir.
Yedi yaşında başladığı müzik yaşamı boyunca 9 ayrı marka için 80’i aşkın kayıt yaptığı bilinen koskoca İdil Biret’tin konserinin engellenmesi kime ne getirir, sezinlenmektedir.
Peki bunlar kimlerdir?
Bunlar Leicester Üniversitesi’nde görevli İngiliz bilim adamlarının klasik müzik dinleyen ineklerin daha çok süt verdiğini saptadıklarını bilmeyenlerdir.
Bunlar, ünlü Bulgar psikologu Dr. Georgi Lozanov’un dakikada yaklaşık 60 vuruşluk bir tempo ile barok müziği kullanarak yabancı dilleri öğretme konusunda bir yöntem geliştirdiğini de bilemeyenlerdir.
Nereden, nasıl bilsinler ki?
Bunlar toplaştıkları anda “Tekbiiir” diye bağırır, “Allah’tan akıl niyaz eylerler”.
Dr. Lozanov’un, belirli Barok parçalarını kullanarak yabancı dillerin %85-100 verimle normal süreleri olan 2 yıl yerine 30 günde öğretilebileceğini kanıtladığını da bilmezler, bilseler bile önemsemezler.
Oysa binlerce öğrenciye sahip olan “The Center for New Discoveries in Learning” yıllardan beri hem derslerde, hem de öğrencilerin ders çalışma süreçlerinde müziğin kullanımını araştırmaktadır.
Bilmezler…
Mozart’ı ve belirli Barok parçalarını kullanan öğrencilerin daha sakin oldukları, daha uzun çalışabildikleri, öğrendiklerini daha uzun süre anımsayabildikleri ve daha iyi notlar aldıkları gözlemlenmiştir.
Bu gözlemleri de bilmezler.
Bilmedikleri için olsa gerek, en yüksek öğrenme/anımsama etkisi için onların beyinlerinin sağ ve sol bölümleri harekete geçmez. Müzik beynin sağ tarafını harekete geçirirken, örneğin yanı başınızda duran çocuğunuzun söylediği sözcükler beyninizin sol tarafını harekete geçirir ya… Onların beyni hiç mi hiç devinmez!
“Çırpınırdı Karadeniz/Bakıp Türk’ün bayrağına” türküsünü dinlerken dahi, kalpleri tempoya uygun olarak düzenli bir şekilde atamaz. Müzik, onların fizyolojik durumlarını karşılayamaz.
Müzikten, resimden, şiirden hiçbiri anlamaz.
Kırkta yılda bir de olsa, ağır zihin çalışmaları gerektiren işlerde kendilerini “yorduklarında” nabızları ve kan basınçları artmaz, heyecan duymazlar.
Şimdiii…
Ey benim kadersiz ülkedaşım!
Gel sana: “Daha dün annemizin kollarında yaşarken” diye başlayan Mozart’ın “Twinkle, Twinkle Little Star (Parılda, Parılda Küçük Yıldız)” çeşitlemelerini dinleteyim.
Gel, müzik senin de duygularını; duyguların da öğrenmeni etkilesin.
Öğren!
Müzik, sende de olumlu ve rahatlatıcı bir atmosfer yaratsın.
Belleğin için gerekli olan duyusal bütünleşmeye olanak sağla.
“Şarap” denilince, “kadın” denilince, “saç-baş” denilince, “Türklük” denilince, oluşan kaygıların hiç değilse azalsın.
Bırak artık bu tutuculuğu, saldırganlığı…
Kuyruğuna tutunduğun faşizm, yerin dibine batsın!
HAMİŞ:
İstanbul 2010 Avrupa Başkenti Ajansı’nda Nuri Çolakoğlu, İskender Pala, Metin Sözen ve Gürhan Ertür’ün istifalarından sonra, on beş gün önce gündeme ajansın Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetmeni Prof. Dr. Dikmen Gürün’ün istifası oturdu. Yürütme Kurulu bu konuda ne düşünür, Dikmen Gürün istifasında haklı mıdır, projeleri kim ne gerekçe göstererek engellemektedir Yürütme Kurulu’ndan hâlâ ne bir ses, ne de bir nefes var. Şövalye medyamız da mazlum uykusunda. N’olacak bu işin sonu? İster misiniz konuyu gelecek hafta biraz mıncıklayalım. İstersiniz, istersiniz… Bilirim, siz gerçekleri seversiniz…
ÜSTÜN AKMEN
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.