MERCEK

MERCEK

  • Bu köşenin mail adresine son birkaç gün içinde gelen 500 civarındaki sağlık emekçilerine ait maillerin ortak konusunu, hükümetin sağlık politikaları...


    Bu köşenin mail adresine son birkaç gün içinde gelen 500 civarındaki sağlık emekçilerine ait maillerin ortak konusunu, hükümetin sağlık politikaları, “döner sermaye uygulaması” ve “tam gün yasası” oluşturuyor. Doktorlar ve öteki sağlık emekçileri, mesleklerinin gereğini yeteri ve istedikleri düzeyde yerine getirme olanaklarını bulamamaktan, kesintisiz çalışma zorunluluğunun getirdiği yorgunluktan; araştırma, okuma, bilgi tazeleme gibi en zorunlu mesleki ihtiyaçları yerine getirememekten şikayet ediyor; tüm bunların, yurttaşların yaşamı ve sağlıklarıyla dolaysız ilişki içinde olduğunu belirtiyor, “döner sermaye” uygulamasının da kapitalistler arası rekabet biçimini alarak sağlık emekçilerine yansıdığını anlatıyorlar. Sağlık emekçilerinin sıraladıkları “bin türlü sorun” arasında, araştırma ve sigorta hastanelerinde doktor başına yüzden fazla günlük hastanın düşmesi, doktorların otomata bağlanmış robotlar olarak görülmesi ve çalıştırılması da var.
    Gerçek o ki, hükümet halkın sağlığıyla oynuyor. Sağlık sisteminde “Köklü değişim yapıyoruz, herkes istediği yerde, herhangi ödemede bulunmadan muayene ve tedavi olabilecek” iddiasıyla, sağlık kuruluşlarına kılıç çeken hükümet, sağlık alanını uluslararası ve iş birlikçi sermayenin kâr-rant alanlarına ekledi. Üniversiteler “bilimsel eğitim ve araştırma kuruluşları” olmaktan çıkarılarak, özel ticari kuruluşlara çevrilir ve yönetimlerine Fethullah müritleri getirilirken, hastaneler ve sağlık ocağı, “ebe odası” vs türünden halkın içinde sayılabilecek “ön sağlık kuruluşları” ortadan kaldırıldı. Üniversite hastaneleri, bilimsel araştırmaların sonuçlarının halkın hizmetine verildiği ve halk sağlığının öncelikli bir sorun olarak ele alındığı kurumlar olmaktan çıkarıldı. Bununla kalınmadı, bu saldırganlığın devamı olarak en büyük payı hastane ve üniversite yöneticilerinin kaptığı, yukarıdan aşağıya “rütbe-kariyer-titr”in alınacak payın belirlenmesinde etkili olacağı bir “döner sermayeden ücret alma” sistemi geliştirilerek, sağlık çalışanları, “kapitalist rant kavgası” denebilecek bir rekabet ve çelişki içine sokuldular. Yurttaşları ve hayatlarını üzerinden kâr edilecek nesneye dönüştüren kapitalist barbarlık, bunu “sağlık sisteminde ilerici dönüşüm” olarak pazarlamaktan da geri kalmadı.
    Kapitalizm ve burjuvazi, sağlık ve eğitim başta olmak üzere, halkın en temel gereksinmelerini sömürü ve kâr alanı haline getirirken, sadece eğitim ve sağlık alanında çalışanların değil, esasen tüm halk kitlelerinin yaşamıyla oynuyor. Sağlık alanında sürdürülen “dönüşüm”, sadece sağlığın her kademesinde paralı hale getirilmesi nedeniyle değil, sağlık emekçilerini mengeneye sıkıştıran sistematik saldırıyla da sadece işçi-emekçi kitlelerinin yaşamını doğrudan etkilemektedir. Üzerine oynanan, gerçekte tüm ezilenlerin, tüm halk kitlelerinin sağlığı-yaşamıdır. Bu da, sağlık alanındaki saldırılara karşı mücadeleyi, sağlık emekçilerinin sorunu olmaktan çıkarıp tüm emekçilerin, tüm halk kitlelerinin sorunu haline getirmektedir. Hastane kapılarında birikenler, kendileriyle ve hastalıklarıyla doktorların ve öteki sağlık emekçilerinin yeterince “ilgilenmediğini” düşünenlerin, herhangi bir “ihmal” ya da “ilgi yetersizliği” durumunda, sağlık emekçilerini hedef olarak görenlerin dönüp bakmaları gereken esas yer, burjuvazi ve hükümetinin politikaları; halkın sağlığını değil, ondan elde edilecek kârı esas alan sömürü sistemidir. Bundandır ki, halk kitlelerinin sağlık emekçilerinin mücadelesine vereceği destek, kendi sağlıklı yaşamları için mücadele olacaktır ve buna olan ihtiyaç, bugün her zamankinden fazladır.
    A. Cihan Soylu
    www.evrensel.net