Alırsın çiçeği eline

Alırsın çiçeği eline

Aman ne memnun oldum, ne memnun oldum, her türlü anlaşmazlık çözüldü. Dördüncü Murat’ı ayak divanına çağıran yeniçeriler gibi Topkapı kapılarına dayanan...


Aman ne memnun oldum, ne memnun oldum, her türlü anlaşmazlık çözüldü. Dördüncü Murat’ı ayak divanına çağıran yeniçeriler gibi Topkapı kapılarına dayanan, dilek namazları kılıp Tanrı’yı yardıma çağıran, güvenlik güçlerinin pazarlığı ile dağılan delikanlılar almışlar ellerine çiçeklerini, gitmişler saraya İdil Biret’ten özür dilemişler. Her şey tatlıya bağlanmış.
Fotoğrafların söylediği bu: İdil Biret elinde Alperenler ocağı armalı bir buket, yüzünde güller açmış. Arada en çok memnun olan da Topkapı’nın müdürü İlber Ortaylı.
Bilmiyorum, kendisi delikanlılara, 1. Avlu, 2. Avlu farkını mı anlattı, 4. Murat’ın içki içtiği mekanı mı gösterdi. Kutsal emanetler bölümü ile İftariye köşkünü mü gezdirdi... Yoksa 4. Murat’ın ayak divanına çağrıldığı avluyu mu gösterdi yalnızca. Hani yeniçeriler aba altından sopa göstermek için padişahları kapı önünde toplantıya çağırırlarmış ya. Bu delikanlılar da kötü bir niyetleri olsa bilet alıp içerde olay çıkaracaklarını söylediler ya. Demek niyetleri iyi.
Yurtseverlikleri, tarih ya da İslama saygıları ara sıra akıllarına gelen delikanlılar bu gençler, kusurlarına bakılmaz. Dururlar dururlar umulmadık zamanlarda harekete geçerler. Anadolu’nun ortasında köylünün kuyularına saat takılırken, sınır toprakları yabancı şirketlere 99 yıllığına kiralanma eşiğini aşarken; müzeler, saraylar paralı kişilere kiralanıp vur patlasın çal oynasın düğünlere sahne olurken çıtları çıkmaz da, dış avluda konser için kıyameti koparırlar.
Zaten konserin duyurusu da bir garipti: “Piyanoda İdil Biret, ona eşlik eden The Whitehall Orchestra, Çaykovski’nin eserleri, minder ve sandalyeleriyle Topkapı Sarayı’nın I. Avlusuna yayılarak, tarihi yarımadada günbatımına karşı bir klasik müzik konseri dinlemek isteyenler 11 Temmuz Cumartesi akşamı bu müzik ziyafetine katılabilirler.”
Neymiş, “sıradışı klasik müzik konserleriyle tanınan Hakan Erdoğan Prodüksiyon tarafından düzenlenecek İdil Biret- The Whitehall Orchestra konserinin öncesinde, kültür dünyamızın çok sevilen duayeni Doğan Hızlan da DJ’lik yapacak ve kendi arşivini izleyicilere açacak”mış. Konserde İdil Biret`le birlikte Türkiye’de ilk kez konser verecek olan The Whitehall Orchestra da çalacakmış. Burası önemli çünkü The Whitehall Orchestra, seksenli yıllarda, üyelerinin tamamı İngiliz devlet görevlilerinden oluşan bir senfoni orkestrası. Sonra ilanda bir çağrı “Hem keyifli hem tarihi bir ortamda düzenlenecek bu konser, yurtdışındaki Tanglewood ve NYC Central Park Summerstage Konserleri gibi benzerlerini aratmayacak.”
Buraya kadar bir şey yok. Zaten “Çaykovsiye gideceğim/ Varsa çay koysun içeceğim” diye kapılara dayanan protestocular problemlerinin İdil Biret ile olmadığını söylemişler (Öteki orkestra ya da Doğan Hızlan için bir çiçek sunma merasimi tertiplenmedi henüz.)
Ben konserin basılmasına neden olan bölümün haberdeki:
“****nın şarap sponsoru olduğu konserde seyircilere ücretsiz şarap da ikram edilecek: Fransa, İtalya, Kaliforniya ve Anadolu’nun belli başlı bağ bölgelerinde üretilen Terra şarapları tadılacak” satırları olduğuna pek emin değilim. Şarap tatmak zorunlu değil ya. Olsa olsa “sınırlı sayıda numaralı sandalye düzeni ile numarasız minder düzeninin” yan yana yer almasına kızmışlardır. Eşitsizlikten hoşlanmamışlardır. Eh ne var bunda ben de hoşlanmam.
Hem bir şey olduğu yok. Yanlış anlaşıldıklarında da alırlar çiçeklerini özürlerini dilerler.
Nasılsa ne gözaltı var, ne tutuklama.
Acaba biz de bir yerleri bassak, alacağımız bir buket çiçek özür yerine geçer mi?
Sennur Sezer
www.evrensel.net