İşkence mahkeme huzurunda

İşkence mahkeme huzurunda

İşkence sonucu öldürülen Engin Ceber’e ve arkadaşlarına yapılan işkenceler, bu kez de mahkeme huzurunda anlatıldı. Her fırsatta ‘suçsuz’ olduğunu ileri süren tutuklu sanıkları bir kez daha teşhis eden tanıkların...


İşkence sonucu öldürülen Engin Ceber’e ve arkadaşlarına yapılan işkenceler, bu kez de mahkeme huzurunda anlatıldı. Her fırsatta ‘suçsuz’ olduğunu ileri süren tutuklu sanıkları bir kez daha teşhis eden tanıkların, “Can güvenliğinden endişe ettik” diyerek müdür ve işkenceci gardiyanın adını söyleyememesi, akıllara “Neden korkuyorlar” sorusunu getirdi.
Ceber’in işkence sonucu ölümüne ilişkin davanın 5’inci duruşması Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dün görüldü. 30’a yakın müdahil avukatın katıldığı duruşmayı Uluslararası Af Örgütü’nden temsilciler de takip etti. Ceber’in babası Ali Tekin, ablası Şerife Ceber, birlikte gözaltına alındığı arkadaşları Aysu Baykal ve Cihan Gün mahkeme salonunda, Ceber’in arkadaşları da yine adliye önünde adalet nöbeti tuttu.
GARDİYANDAN DAYAK, MÜDÜRDEN TEHDİT
Duruşmada tanık olarak dinlenen 5 kişi de, Ceber’e karakolda, cezaevine kabul ve karantinada yapılan işkencelerin kalıntılarını ve koğuşta yapılanları anlattı. İşte Ceber’in yalnızca birkaç gün kalabildiği Metris Cezaevi B-8 koğuşundan tahliye olan tanıkların anlattıkları:
*Murat Gevrek: Koğuşa geldiğinde elbiselerini kurutacak yer sordu, karantinada, gözaltında ve asker tarafından da dövülmüşler. Beli mosmordu, yemek yiyemiyordu, sarı sarı kusuyordu. Gelmeden önce darbeyi almıştı. Sayımda ayağa kalkmayınca ‘rahatsız’ diyorduk, öyle söylememizi istedi. Son gün ayağa kalkmayınca gardiyan bize sordu, biz de ‘kendisine sor’ dedik. Konuşmasına fırsat vermeden 10 gardiyan üstüne çullandı, kafasına vurdular. Bize ‘yukarı çıkın’ dediler, 2 dakikada adamı komposto ettiler. Bahçede dövdüler. Arkadaşlarımla kucaklayıp revire götürdükten sonra gelen Müdür (Fuat Karaosmanoğlu) ‘Sayım vermeyenin sonu böyle olur’ dedi.
Tutuklu Sanık Gardiyan Selahattin Apaydın’ın Ceber’i dövenlerden ve dayağı hızlandıranlardan biri olduğunu söyleyen Gevrek, can güvenliğinden endişe ettikleri için savcılıkta isim veremediklerini belirtti.
NEFES ALAMIYORDU
*Gıyaseddin Şakiroğlu: Gözaltları çöküktü, kafasındaki yarıklar iyileşiyordu. İlk gün tokat attılar. Olay günü Selahattin Apaydın direk vurmaya başladı, ense köküne. Havalandırmada dayak devam etti. Koğuş kapısı açıktı, saçsız birinin ‘Böyle cezalandırılırsınız’ dediğini duydum.
Şakiroğlu, tutukluları tehdit eden kişiyi, Karaosmanoğlu’nu teşhis etti.
*Ahmet Aksu: Suratında, kafasında darbeler vardı. Son gün oturarak görünce birkaç kişi vurmaya başladı. Üst kata çıkmamızı söylediler, ben çıkmadım. Yılmaz Gardiyan (Başgardiyan Yılmaz Aydoğdu) gelince bıraktılar. Çocuk nefes alamıyordu, revire biz götürdük. Son mektubunu ölmeden bir gün önce aldım, ayakkabıma sakladım, savcıya verdim.
*Adem Halil: Yara beresini gördüm. Dövüldü, aşağı indiğimizde baygındı. Kapının önünde tehdidi duydum.
Müdahil avukatlar, tutuklu sanıkların suç gereği, hafif suçları kapsayan Üsküdar Paşakapısı Cezaevi’nden yüksek güvenlikli bir cezaevine gönderilmesini istedi. Üsküdar ve Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın topu birbirlerine attığını ve yetkinin mahkemede olduğunu belirten müdahil avukatların bu talebi reddedildi, duruşma 5 Ekim’e ertelendi.


YALNIZCA TOKAT ATMIŞ!
Ceber ve arkadaşlarının gözaltında işkence gördüğü, avukatlarının da dövüldüğü İstinye Şehit Muhsin Bodur Karakolu’na giden İstanbul Barosu Avukat Hakları Merkezi Yöneticisi Ömer Kavili, tanık olarak dinlendi. Aysu Baykal’ı yerde baygın yatarken gördüğüne dikkat çeken Kavili, AİHM’de Türkiye’nin mahkum edilebileceğini söyleyerek polisleri sakinleştirdiğini dile getirdi.
Gözaltındaki Özgür Karakaya’nın 5-6 polis tarafından yere yatırılarak dirsekle dövüldüğünü belirten Kavili, “Ne yapıyorsunuz” sorusuna “Arama yapıyoruz” yanıtını aldığını söyledi.
Sanık avukatları ise şu gerekçelerle müvekkillerinin tahliyelerini istedi: “İşkence tanımı TCK’da belirlenmiş, müvekkilim işkence yapmadı”, “Müvekkilimin yalnızca avuç içiyle tokat attığı söylenerek çarpıtılmak isteniyor”, “Eylül ayında su 8 saatte kurur, yalan söylüyorlar.”
(İstanbul/EVRENSEL)
Ceren Saran
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.