UFUK

UFUK

  • Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, Hizbullah’a dair 765 sayfalık gerekçeli kararı, dün hakim medyaya ait gazete ve televizyonların internet sayfalarında kriminal bir olaya ait esrarengiz ayrıntılar olarak yer aldı.


    Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, Hizbullah’a dair 765 sayfalık gerekçeli kararı, dün hakim medyaya ait gazete ve televizyonların internet sayfalarında kriminal bir olaya ait esrarengiz ayrıntılar olarak yer aldı. Hizbullah tarafından, sorgulanarak öldürülen kişilerin buzdolabının içinde hücre evlerine taşınıp gömüldüğü gibi ayrıntılar öne çıkarıldı.
    Elbette, sıra dışı bu ayrıntıların haber değeri vardır. Ancak, hakim medyanın kendi arşivinde bile Hizbullah gerçeğinin devletle, dönemin devlet konseptiyle ilişkisini gözler önüne seren pek çok bilgiye rastlanacaktır. Yeter ki, dönüp bakılsın.
    Ancak bunu yapmak yerine medya, klasik refleksine uygun bir biçimde, gerekçeli karardaki İran ile ilgili bölümlere odaklanmış. Olayın kriminal boyutu dışındaki tek siyasi bağlantı noktası neredeyse burası. Hizbullah’ın kurucularından Hüseyin Velioğlu, Abdulaziz Tunç, Edip Gümüş, Ahmet Seyitoğlu, İhsan Yeşilırmak, Osman Uslu, İsa Ay, Hamit Yazgan ve Nusrettin Güzel’in yasa dışı yollardan İran’a geçtiği, burada İranlı yetkililer tarafından Tahran’da bir villaya yerleştirildiği, İran’da bir süre siyasi ve askeri eğitim aldıktan sonra da, Türkiye’ye gelip Hizbullah’ın temel yapısını oluşturmaya başladığı iddia ediliyor.
    Gerçeği kurmaca bir biçimde tersine çeviren bu yaklaşımın iler tutar tarafı olmadığını gösteren birkaç örneği hatırlatalım.
    15 Şubat 1993 günü Show TV’de yayınlanan 32. Gün programında, dönemin İçişleri Bakanı İsmet Sezgin, “Hizbullah’ın PKK’ye karşı örgütlendiğini” söylemişti.
    Dönemin OHAL Bölge Valisi Ünal Erkan ise, Milliyet gazetesinden Özcan Ercan’ın sorularına verdiği ve gazetenin 17 Şubat 1993 tarihli sayısında yayınlanan yanıtlarda, “PKK çökertilmedikçe Hizbullah tipi ‘militan’ örgütleri çözmeye niyetleri olmadığını” açıklamıştı.
    1992 yılında zamanın MİT Müsteşarı Teoman Koman, Türkiye’de Hizbullah isimli bir örgüt olmadığını, PKK’ye karşı kendini savunan inançlı bölge halkının var olduğunu iddia etmişti.
    Konuyla ilgili diğer ayrıntılar bugün gazetemizin 6. sayfasında yer alıyor.
    Ergenekon soruşturmasında ifadeleri öne çıkan Tuncay Güney’in 2001 yılında poliste verdiği ifade de, “Hizbullah askerlerin kontrolü altındaydı. Hizbullah’ı JİTEM organize etti. Akşamları jandarmada eğitim veriliyordu” sözleri yer alıyor.
    Türkiye Hizbullah’ı, Ortadoğu’nun diğer ülkelerinde halk tabanına sahip, antiamerikancı Hizbullah örgütlenmesinden siyasal açıdan da, kuruluş biçimi bakımından da kesin hatlarıyla ayrılıyor. Türkiye Hizbullah’ı, Kürt sorunundan kaynaklı çatışma sürecinin en sıcak yaşandığı bir dönemde bölge illerinde birden boy veren bir yapılanma oldu ve altını biraz kazıdığınızda karşınıza JİTEM’in elinin altında ve devletin resmi koruma şemsiyesi altında bir yapı çıkıyor. Bu konuda topu İran’a atmak, bir yanıyla ABD’nin dış politika ihtiyaçlarına uygun bir tutumdur, diğer yanıyla da, “şeriatla mücadele” adına dış düşman icat etme üzerine kurulu resmi refleksi desteklemektedir. Elbette aynı zamanda ondan da beslenmektedir.
    Ancak gerçeği ortaya çıkarmak isteyen bir yargı sürecinin, dönemin İçişleri Bakanı İsmet Sezgin’in, dahası, kısa bir süre önce “Devlet, devlet politikası olarak adam öldürür, diğeri cinayettir” diyen dönemin Başbakanı Süleyman Demirel’in ifadesine başvurması gerekir.
    Demirel’e, “Hizbullah’ın cinayetleri devlet politikası olarak mı işlendi?” diye sorulmalıdır.
    Gerçi Demirel’in, bu soruya vereceği demagojik bir yanıtı olacaktır, ancak, Hizbullah konusunda dönemin asker, sivil yetkililerini sorgulamadan verilecek kararlar inandırıcı olmaktan uzak olacaktır.
    Tıpkı şimdi olduğu gibi.
    FATİH POLAT
    www.evrensel.net

    0 yorum yapılmış

      Yorum yapın

      Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.