AVRUPA GERÇEĞİ

AVRUPA GERÇEĞİ

  • Denilebilir ki; Alman ordusu geçmişten günümüze yaptıklarıyla, sahip olduğu yüksek teknoloji ve katı disiplinle dünyanın en belalı ordularından birisi...


    Denilebilir ki; Alman ordusu geçmişten günümüze yaptıklarıyla, sahip olduğu yüksek teknoloji ve katı disiplinle dünyanın en belalı ordularından birisi...
    Kayzer İmparatorluğu’ndan Weimar Cumhuriyeti’ne, faşist 3. Alman Rayş’ndan günümüz Federal Cumhuriyeti’ne kadar Alman ordusundaki bu özellik hep sürüp geldi.
    Şöyle ki:
    Hem Birinci hem İkinci Dünya Savaşlarının tetikleyicisi konumundaki Alman ordusu, komşuları başta olmak üzere pek çok ülkeye savaşlar açtı, milyonlarca insanın katledilmesine neden oldu.
    Bu yüzden de her iki dünya savaşından sonra kurulan Alman devletlerine yeniden silahlanma, ordu kurma yasaklandı.
    28 Haziran 1919’da imzalanan Versay Anlaşması’nda, Almanya topraklarından bir kez daha savaşların açılmaması için Weimar Cumhuriyeti’ne zorunlu askerliği yasakladı, sadece 100 bin kişilik profesyonel ordunun kurulmasına izin verdi. Anlaşma ayrıca orduya ait bütün deniz altıların, savaş uçaklarının imha edilmesini de içeriyordu
    Ne var ki; dönemin galip devletleri tarafından dayatılan bu “Küçük ve profesyonel ordu” maddesi çok fazla uzun sürmez.
    Versay Anlaşması’nda Alman ulusuna büyük haksızlığın yapıldığına dair propaganda neredeyse bütün partilerin görüşüydü. Ancak bundan en çok faşistler yararlandı.
    Hitler’in 1933’de işbaşına gelmesiyle Versay Anlaşması yırtılır ve faşist Alman Rayş’ı hızla silahlanır, güçlü bir ordu kurar ve komşularına yeniden saldırarak 50 milyon insanın canına neden olan İkinci Dünya Savaşı’nı başlatır.
    Tıpkı Birinci Dünya Savaşı’nda olduğu gibi İkinci Dünya Savaşı’nda da Almanya yenilir ve bir kez daha kazanan ülkeler, Almanya’nın silahsızlandırılması, ordusunun dağıtılması yönünde karar alır.
    Hatta 4 Ağustos 1945’te imzalana Potsdam Anlaşması’nda bu konudaki şartlar, Versay Anlaşması’na göre daha ağırdır. Küçük bir ordunun kurulması bile kabul edilmez, Hitler faşizmi döneminde kurulan savaş sanayisi yok edilir.
    Böylece Alman ordusu, yaklaşık 25 yıl içinde ikinci kez galip devletlerce cezalandırılır. Bunun temelinde elbette, Alman burjuvazisinin fırsatını buldukça Avrupa kıtasını ele geçirmek üzere komşularına savaş açması isteği yatıyor. Güçlü ordu bunun için kuruluyordu.
    Ama gelin görün ki; Federal Almanya’nın 1955’te NATO’ya üye yapılması ile birlikte Potsdam Anlaşması’na konulan “silahsızlandırma maddesi” rafa kaldırıldı, batı kapitalizmi Federal Ordu’yu (Bundeswehr) eski faşist generaller eliyle yeniden örgütlenmeye başlar.
    Ve bugüne gelindiğinde Bundeswehr dünyanın sayılı modern ve etkili orduları arasına girmiş bulunuyor. 250 bin askeriyle, 31 milyar avroluk bütçesiyle bugün dünyanın pek çok ülkesinde üstlenmiş durumda.
    Bir “savunma ordusu” diye takdim edilen Bundeswehr, şu günlerde Afganistan’da gerçekleştirdiği büyük operasyonlarla bir “saldırı ordusu” olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Hükümet partileri ve Savunma Bakanlığı her ne kadar Afganistan’da açık bir savaşın içinde olduklarını kabul etmeseler de, izlenen politikalar, yapılan yatırımlar ve alınan kararlar Almanya’nın Afganistan’da bir savaş yürüttüğünü açık olarak gösteriyor ve bu her geçen gün biraz daha iyi anlaşıyor.
    En son, Afganistan’da bulunan askerlere kolay bir şekilde sivilleri öldürme izni verildi. Afganistan’ın büyük bir bataklık olduğunu anlayan diğer emperyalist güçler çekilme de, içinde olmak üzere bazı “çözümleri” tartışırken Almanya her geçen gün biraz daha pervasızlaşıyor.
    Keza, bu “cezalı ordu”nun kışladan çıkarak kent merkezlerine inmesi de adeta bir tabu idi. Ancak iki yıldan beri başta Berlin olmak üzere bütün büyük kentlerin en merkezi yerlerinde acemi askerlere “vatana bağlılık” yemini yaptırılıyor. Böylece, sivil yaşam militaristleştiriliyor devlet eliyle.
    Öyle anlaşılıyor, Alman egemenlerinin içeride ve dışarıdaki planlarına bağlı olarak artık Bundeswehr’e çok daha fazla görev biçiliyor. Bu kapsamda ordu ile halk arasındaki ilişki yeniden gözden geçiriliyor. Çünkü, Almanya’nın Afganistan başta olmak üzere, pek çok ülkedeki çıkarlarının artık silah zoruyla korunacağı, bunun da topluma kabul ettirilmesi için geniş bir propaganda başlatılmış durumda. Bu yapılırken, orduya da sınırsız, en ufak harekette karşısındakini öldürme yetkisi veriliyor.
    Bu nedenle, Bundeswehr son 60 yıllık tarihinde adete “en saldırgan ve tehlikeli” olma aşamasına gelmiş bulunuyor.
    YÜCEL ÖZDEMİR
    www.evrensel.net