Bu sessizlik bozulmalı

Bu sessizlik bozulmalı

-Cem benzine zam gelmiş.-Tamam abi bakıyorum.Bir gün sonra…-Cem benzine yine zam gelmiş.-Tamam abi bakıyorumİki gün sonra… -Cem benzine yine zam gelmiş.-Şaka yapıyorsun. -Yapmıyorum.


-Cem benzine zam gelmiş.
-Tamam abi bakıyorum.
Bir gün sonra…
-Cem benzine yine zam gelmiş.
-Tamam abi bakıyorum
İki gün sonra…
-Cem benzine yine zam gelmiş.
-Şaka yapıyorsun.
-Yapmıyorum.
Bu diyaloglar gazetemizin ekonomi servisinde birkaç gün içinde yaşandı. Bu haberi hazırladığımız cumartesi günü “müjdeli haberleriyle” tanıdığımız Mustafa’yla haberi konuşurken benzine bir zam daha yapıldığını öğrendik.
AKP Hükümeti 13 kat artan bütçe açığını kapatmak için işçi ve emekçileri zam yağmuruna tuttu. Benzinden, şekere, suya ve elektriğe kadar bir çok kalemde yapılan zamlar, krizle birleşince halk açlıkla yüz yüze kaldı.
Söz konusu olan tüketim maddelerine yapılan zamlar olunca bonkör davranan AKP Hükümeti, sıra işçi ve emekçilerin ücretlerine yapılacak zamma gelince oldukça cimri davranıyor. Kamu işçilerine ilk altı ay yüzde 5.5 zam yapan hükümet, memurlara da en fazla bu kadar verecek gibi gözüküyor.
AKP Hükümeti bu zam politikalarını peş peşe hayata geçirirken, üyelerinin ekonomik ve özlük haklarını korumak için kurulan sendikalar ne yapıyor, ne yapmayı planlıyor? Bu soruyu sendikacılara sorduk.
ORTAK BİR TEPKİ GÖSTERİLMELİ
Zamların bütçe açığını kapatmak için yapıldığını söyleyen Deri-İş Genel Başkanı Musa Servi, işçilerin ücretlerine ilk altı ay için yüzde 5.5 zam veren hükümetin, temel tüketim maddelerini ise zam yağmuruna tuttuğunu ifade etti.
Bu zamlara karşı kitle örgütlerinin ve sendikaların ortak tavır alması gerektiğini ifade eden Servi, ücretlerin her geçen gün eridiğini, halkın alım gücünün zaten düştüğü bugünlerde bir de zamların geldiğini kaydetti. Servi, ekonomik krizin bedelinin işçi ve emekçilere ödetildiğini belirterek, “Bu sessizliği bozmak gerekiyor, ortak bir tepkinin örgütlenmesi lazım” dedi.
SENDİKALAR HÜKÜMETİN YANINDA
Krize çare olarak halka pazara çıkma önerisinde bulunan sendikaların eleştirilmesi gerektiğini belirten Haber-İş 1 No’lu Şube Başkanı Levent Dokuyucu ise bu sendikalara krizin bedelini işçilerin ödememesi için mücadele çağrısı yaptıklarını ancak hükümetten yana tutum aldıklarını kaydetti.
“Kurtarma paketlerinin de daha ilk günden halkın sırtına yükleneceğini görmüştük ama bir çalışma yürütemedik. Yapılan zamlar yıllık enflasyonun çok çok üstünde oldu. Önümüzdeki günlerde zamların devam edeceğini görüyoruz” diyen Dokuyucu, sendikaların hem yapılan zamların geri alınması için, hem de yeni zamlar yapılmaması için mücadele etmesi gerektiğini söyledi. Dokuyucu, tüketici derneklerinin zamların iptal edilmesi için davalar açtığını, sendikaların bunu bile yapmamasını eleştirdi.
Türk-İş’in böyle bir süreçten geçerken olağanüstü başkanlar kurulunu toplaması gerektiğini belirten Dokuyucu, “Sendikaların en işlevsiz olduğu günler bu günler. Bazı sendikaların hala sözleşmeleri bitmedi. Önümüzdeki günlerde bu konunun daha çok gündemde olacağı açık. Ücret zammı konusunun dışında da çalışma düzeniyle ilgili sıkıntılar var. Sendikaların bu mücadeleyi zamlara karşı bir mücadeleye de çevirmesi gerekiyor” diye konuştu.
SENDİKALAR ACİLEN TOPLANMALI
Yol-İş 1 No’lu Şube Başkanı Erdem Arcan da kamu toplusözleşme sürecinde işçilerin hareketlendirmeyi azda olsa başardıkları ancak Türk-İş’in önlerini kestiğini, şimdi zamlara karşı da bir mücadele örgütleyemediklerini söyledi.
AKP’liler için bu dönemin lale devri gibi olduğunu ancak işçi ve emekçilerin hayatının karartıldığını dile getiren Arcan, “Bütçe açığını emekçilerden kapatmaya çalışıyorlar. Bu zamlar halk için yeni bir kriz paketi. İşsiz sayısı milyonları buldu, esnaflar dükkanları kapatıyor. Hükümetin, geçim sıkıntısından başını kaldıramayan halka bakışı açısı bu. Bu iktidar 7 yıldır işçi ve emekçileri yok sayıyor. Bu parti iktidara geldiğinde hastanelerimizi, işletmelerimizi teslim etmiştik şimdi hiçbir şeyimiz kalmadı. Bu zamların acilen geri çekilmesini istiyoruz. Ücretlere yapılan zamların insanca yaşanacak seviyeye çekilmesi gerekiyor” dedi.
Türkiye’de daha fazla çalışma daha az kazanma günlerine doğru gidildiğini belirten Arcan, sendikaların acilen toplanıp zamlara karşı sokağa inmesini istedi.
Erdem Arcan, “Bu iktidara karşı muhalefet yapacak işçilerden başka bir alternatif yok. Üç konfederasyonun, sivil toplum örgütlerini yanına alarak acil eylem örgütlemesi gerekiyor. İflas eden AKP politikalarına karşı bu zamların geri çekilmesi için sokaklara meydanlara diyoruz” diye konuştu.


PATRONLARA YAPILAN KIYAĞIN SONUCU
Birleşik Metal-İş Genel Başkanı Adnan Serdaroğlu, bu zamlarla AKP’nin gerçek yüzünü bir kez daha gösterdiğini ifade etti.
Son günlerde yoksulları daha da yoksullaştıracak zamların yapıldığını belirten Serdaroğlu, “Ben IMF ile gizli bir anlaşma yapıldığını düşünüyorum. Çok yüksek bir bütçe açığı var. Bütçe açığının nasıl ortaya çıktığına bakarsak, emekli zammı ortada, memurlara verilecek zamlar belli, işçilere verilen zamlar ortada, buna rağmen işsizlik sigortasından para kullanıldı. Bütçenin bu kadar açık vermemesi gerekiyordu. O zaman şu çıkıyor ortaya patronlara verilen kıyakların sonucu bu” diye konuştu.
Serdaroğlu, AKP’nin açığı kapatmak için zam politikasını devreye soktuğunu dile getirdi.
Sendikaların “Krizin bedelini ödemeyeceğiz” dediğini hatırlatan Serdaroğlu, bunun sadece lafta kaldığını, bu süreçte 1 milyonu kayıtlı, 2 milyon kişinin işsiz kaldığını, ücretlerin aşağıya çekildiğini, sendikasızlaştırmanın yaygınlaştığını, esnek çalışma dayatıldığını ve istihdam bürolarının açılmak istendiğini söyledi.
Serdaroğlu, “Biz bir yıldır ülkede bir şeyler yapma çabası içerisindeyiz. Ancak yaptığımız yeterli değil. Bunu görmemiz gerekiyor. Bizler bu krizin bedelini ödüyorsak, sermaye krizi fırsata çevirmişse, bunu mutlaka düşünmek zorundayız” diye konuştu. “Türk-İş’in yaptığı sözleşme, işçilerin memnun olup olmamasına bakmıyorum, yöntem itibarıyla bu kadar insanı aptal yerine koyan anlayışın sonunda emek örgütlerine insanların güvenleri o kadar sarsılıyor ki mücadele içine çekmek zor oluyor” diyen Serdaroğlu, hükümetin uyguladığı politikalara karşı çıkması gereken güçleri de yanlarına çekerek toplumu geri bir noktaya getirdiğini ifade etti.
Serdaroğlu, “Bugünden itibaren zamlara karşı ve yeni krizin bedelini ödememek için, rutinin dışına çıkmak için bir strateji belirlemek gerekiyor. Bunun ne olduğunu ben söylemiyorum gelin birlikte bulalım diyorum” diye konuştu.


HALKIN TALEPLERİ SIRALANACAK
Eğitim Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç: Temel tüketim maddelerine yapılan zamlarla her şey bitmedi. Hükümetin henüz resmileştirmediği tasarruf tedbirleri paketinde de zamlar var. Sağlık giderlerinin yükseltilmesi, öğretmenlerin ek ders ücretlerini düşürecek uygulamalar var gündemde. Bu uygulamalar “Krizin faturası emekçilere çıkartılacak” sözünün karşılığıdır. Krizin faturası emekçilere çıkarılmaktadır. Biz bunu kriz sürecinin başından beri söylüyoruz. Buna karşı eylem ve etkinlikler yaptık. Krizin sebebi kimse, sonuçlarına da onlar katlanmalıdır.
Toplusözleşme talebimiz ve bu talepleri dillendirme biçimimiz önemli. Bunu sadece KESK olarak da yapmayı planlamıyoruz. Toplu görüşme sürecinde yapacağımız eylemleri bütün halk ile buluşturma konusunda adım atacağız. Sonuç itibarıyla TİS döneminde bütün toplumun taleplerini eylemlerimizde dillendireceğiz. KESK’in krizin ortaya çıkarttığı sonuçları kamu çalışanlarının zarar görmeden geçireceği bir programı var. Hükümet sermayenin değişik kesimleri için tedbir paketleri açarken, bizde halk için taleplerimizi sıralayacağız.


MASADA ZAMLARI TARTIŞTIRACAĞIZ
Kültür Sanat-Sen Genel Başkanı Yavuz Demirkaya: Bu zamların birinci nedeni açılan bütçe açığının kapatılması. Hükümet hazinedeki açığı vergi ve zamlarla kapatma çabası içinde ve bunu yaparken işçileri ve emekçileri kaynak olarak görüyor. Yaratılan krizden batan yok ama hükümet bir kurtarma çabası içinde. İşçiler için oluşturulan işsizlik sigortası fonunun işverenlere kredi olarak verilmesi ve işçilerin SSK primlerini de ödeyerek işverenleri korumayı amaçlıyor. Patronları sanki krizden zarar ediyorlarmış batıyorlarmış gibi göstermek bu işin en büyük dayanağı.
Açılan bütçeyi kapatmak için patronlara vergi afları, kiralık işçi, teşvik hakları veren hükümetin yapacağı bir tek şey var faturayı çalışanların üstüne yıkmak.
İkinci olarak da ücret zamlarının uydurma enflasyon ve bilimsel olmayan verilerle, düşük tutma çabasını da görebiliyoruz. Zaten düşük tuttukları enflasyon oranında bile zam yapmıyorlar.
Toplu görüşme döneminde işçilere verilen yüzdelik zamdan daha düşük bir oran dayatılıyor.
Bu sene yetkili sendika olarak TİS ve grev hakkımızı kullanmak için etkin bir mücadele yürüteceğiz. Temel tüketim maddelerine yapılan zamları ve bütün bir hayatı tartışmaya açarak masaya oturacağız. Toplusözleşme ve grev hakkımızı kullanacağız. KESK Danışma Meclisi Toplantısı’nda bu taleplerimizi de gündeme getireceğiz. Bizim talebimiz toplu görüşme masasından uzaklaşmak değil. Biz masadan çekilme yanlısı değiliz. Üyelerimizin isteği de bu yönde. Biz sendika olarak her an mücadele etmek istiyoruz.
(İstanbul/EVRENSEL)
Gökhan Durmuş
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.