GÜNCEL

GÜNCEL

  • HSYK ile AKP arasında sorun çıkınca, HSYK’nın ne kadar antidemokratik bir kurum olduğu ve aslında hakim ve savcıların da bağımsız, yargıç teminatına haiz olmadıkları ortaya çıktı.


    HSYK ile AKP arasında sorun çıkınca, HSYK’nın ne kadar antidemokratik bir kurum olduğu ve aslında hakim ve savcıların da bağımsız, yargıç teminatına haiz olmadıkları ortaya çıktı. Cumhurbaşkanı tarafından Yargıtay ve Danıştay üyeleri arasından seçilen beş yargıç ile Adalet Bakanı ve Müsteşarı bütün yargıç ve savcıların kaderini belirliyordu. İstediklerini istedikleri görev atıyor, istediklerini de meslekten çıkarabiliyorlardı. (Şemdinli Savcısı gibi.) Şimdiye kadar Adalet Bakanlığı atamaları belirliyor, diğer üyeler de, bir iki küçük değişiklik önerisi dışında bakanlığın listesini onaylıyorlardı. Hükümet ile HSYK’nın “seçilmiş” (aslında Cumhurbaşkanı tarafından atanmış) beş üyesi arasında anlaşmazlık çıkınca, Kurul tıkandı. İki ay atamalar yapılamadı ve Ertosun’un teşhir edilmesi, üyeler üzerinde baskı kurulması vb. ile sorun çözülür gibi oldu.
    Bugün gündemde YAŞ (Yüksek Askeri Şura) var. YAŞ’ta HSYK’daki gibi çatışma çıkmıyor. AKP henüz askerlere yüksek yargıçlara davrandığı gibi davranmaya cesaret edemiyor ve YAŞ çalışmaları her sene “şu paşa terfi etti, bu paşa emekliye ayrıldı” diye geçiştiriliyor. Askerler, basın aracılığıyla teşhir edilerek tasfiye edilmeye çalışılıyor.
    YAŞ’ın Başkanı Başbakandır. Fakat, Başbakan YAŞ toplantılarında söz sahibi değildir. En fazla, AKP’lilerin yaptığı gibi, bazı kararların altına şerh koyabilir. Başbakan bu durumdan rahatsız olduğu için olacak dün YAŞ toplantısına katılmak yerine gününü evde geçirmeyi tercih etmiş.
    Bir diğer kurum YÖK’tür. YÖK’te AKP karşıtları çoğunlukta iken Hükümet ile YÖK çatışması yaşanıyordu. Şimdi, bu çoğunluk yitirilince, AKP karşıtı bürokrasinin baş hedefi haline geldi YÖK. RTÜK de öyle.
    Bütün bu kurumlar 12 Eylül Rejimi’nin oluşturduğu kurumlardı. 12 Eylül, kendini MGK ve Cumhurbaşkanı ile garanti altına alıyordu. Siyasi Partiler Yasası ve Anayasa Mahkemesi ile de istenmeyen partilerin elenmesi sağlanıyordu. Böylece 12 Eylül Rejimi’nin bin yıl süreceği düşünülüyordu. Fakat, hesaplar tutmadı. Daha 12 Eylül Anayasası kabul edildikten kısa bir süre sonra Rejimin dikişleri birer birer atmaya başladı. Şimdi artık dikiş tutmuyor.
    12 Eylül Rejimi’nin döküldüğü herkes tarafından görülürken, ciddi demokratik bir alternatif için öneriler getirenler de çok az ve sesleri duyulmuyor. Üniversiteler, hukuk fakülteleri, demokratikleşme ve yeni bir anayasa konusunda en az söz söyleyen kurumlar. 12 Eylül Rejimi üniversiteleri lise düzeyinden bile gerilere itmiş. 12 Eylül’den bu yana doğru dürüst kitap yazan hoca bile yok.
    Demokrasi yerine, kendi kliğinin çıkarlarını kollayacağınız kurumlar yaratarak sistemi kurarsanız, o kurumlar bir zaman sonra size karşı silah haline gelebilir. Egemen siyasal güçler arasındaki mücadele, kliklerin siyasal gücüne bağlı olarak sürer, kurumlarla bu güçlerin etkisizleştirilmesi kolay olmaz.
    Halk açısından ise, egemen klikler arasındaki kavga, özgürlük ve demokrasi mücadelesi için yararlanılabilecek çatlaklar oluşturur. Halkın iktidarı, kendi demokratik kurumlarını ve alışkanlıklarını yaratacaktır. Halkın iktidarında, demokratik kurumlar bir ya da birkaç kliğin iktidarının pekişmesi ve sonsuza kadar sürmesi amacıyla değil, halkın gerçekten kendi kendini yönetebilmesi için oluşturulacaktır.
    KAMİL TEKİN SÜREK
    www.evrensel.net