AVRUPA GERÇEĞİ

AVRUPA GERÇEĞİ

  • Kaderin cilvesi mi, yoksa tesadüfün böylesi mi diyelim, Türkiye’de Kürt soruna dair başlatılan “açılım” tartışmalarında “çıkış yolu” olarak Bask Modeli’nin gösterildiği günlerde, İspanya’da arka arkaya bombalar patladı.


    Kaderin cilvesi mi, yoksa tesadüfün böylesi mi diyelim, Türkiye’de Kürt soruna dair başlatılan “açılım” tartışmalarında “çıkış yolu” olarak Bask Modeli’nin gösterildiği günlerde, İspanya’da arka arkaya bombalar patladı. Akdeniz’in ortasındaki tatil adası Mallorca’da iki asker hayatını kaybetti, Burgos’da çok sayıda kişi yaralandı.
    Bombalı saldırılarla bir anlamda 50. mücadele yılını kutlayan ETA, (Euskadi ta Azkatasuna-Bask Ülkesi ve Özgürlüğü) bir kez daha Bask Ülkesi’nde ulusal sorunun çözülemediğini, üç yıl önce başlatılan barış görüşmelerinden bir şey çıkmadığını herkese hatırlattı.
    Türkiye’de uzunca bir süredir değişik aralıklarla gündeme getirilen “Bask Modeli” geldiği nokta itibariyle, daha fazla özerklik ve özgürlük talep ETA ve onun politik uzantılarına yönelik “baskı modeli”ne dönüşmüş durumda.
    Çünkü, ETA bir kaç kez silah bırakmaya, sorunu politik yollarla çözmeye hazır olduğunu ilan ettiği halde, hem İspanya hem de AB tarafından “terör örgütü” olarak nitelendirilmekten kurtulamadı.
    ETA ile bağlantılı olduğu ileri sürülen bütün yasal partilere, gazetelere yıllardan beri hayat hakkı tanınmıyor. Legal yollarla taleplerin ifade edilmesine, örgütlenmenin yapılmasına izin verilmiyor. Sürekli yasaklamalar getiriliyor. Geçen yıl yapılan genel seçimlere katılmasına izin verilmeyen Batasuna’nın, yasaklanmasına geçen ay Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de onay verdi. Aynı çizgideki Herri Batasuna ve Euskal Herritarrok partileri de yasaklanmıştı
    Keza, Batasuna ile seçim ittifakları yapan Basklı komünist örgütler de “işbirliği” gerekçesiyle yasaklanmış durumda.
    Yani; Bask Ülkesi’nde 50 yıldır süren çatışmaların politik yoldan çözülmesinde önemli bir aktör sayılabilecek bir siyasi parti siyaset sahnesinden silindi ve yöneticileri tutuklanarak hapse atıldı.
    Bütün bunlar İspanya ve AB egemenlerinin Bask sorununa “barışçıl çözüm” getirme niyetinde olmadığını gösteriyor. Ne var ki; barışçıl çözüm isteği İspanya halkı içinde oldukça yüksek. Genel seçim öncesinde burjuva partileri ETA ile diyaloga açık olduklarını söylemeyi ihmal etmiyorlar.
    Bu temelde taraflar arasında 2006’da kısa sayılabilecek görüşmelerde yapıldı. Sonuç çıkmayınca, ETA eylemlerini sürdürdü.
    Atlantik Okyanusu’na kıyısı buluna, büyük bölümü İspanya küçük bölümü Fransa sınırları içinde olan Bask Ülkesi’nin bağımsızlığı için mücadele elbette yüzyıllardan beri veriliyor.
    Bugüne kadar süren inişli çıkışlı mücadele, kimi kazanımları beraberinde getirmekle birlikte kendi kaderini tayin etme hedefine ulaşabilmiş değil. Son 50 yıl içinde ETA’nın silahlı mücadelesi nedeniyle 800 kadar insan hayatını kaybetti.
    Bugün “Bask Modeli”i denilince daha çok Franco döneminde yeniden kazanılan statü akla geliyor. Bu aslına bakarsanız Basklılar için “kaybedilen eşeğin yeniden bulunması” meselesine benziyor. Çünkü; Bask Ülkesi, 1789 Fransız Devrimi ile birlikte zaten özel kurumlar ve haklar elde emişti.
    Bu geniş özerklik statüsü Franco faşizminin işbaşına geldiği 1936’ya kadar hep devam etti. ETA’nın en son bombayı koyduğu Mallorca adasından gelerek faşist diktatörlüğü kuran Franco’nun yaptığı işlerin başında Bask Ülkesi’nin özerkliğini kaldırmak olmuştu.
    Bu yüzden Franco faşizmini yıkılışında Bask Ülkesi’nde verilen mücadele önemli rol oynadı.
    Bütün yaşanmışlıklara rağmen, günümüzde İspanya egemenleri 2.5 milyonluk Bask Ülkesi’nin kendi kaderini tayin etmesine, bölge yönetiminin kararına rağmen demokratik bir referandumun yapılmasına karşı çıkıyor.
    Çünkü; mevcut sınırlı özerkliği sadece ETA değil, Bask Parlamentosu’nda temsil edilen milliyetçi, muhafazakar, sosyal demokrat partiler de yeterli bulmuyor. En azından son 50 yıldır gündemde temel sorunlarının mevcut haliyle çözüm olmadığını pek çok kesim anlamış bulunuyor.
    Mevcut durum asıl olarak Bask halkının özlem ve taleplerine yanıt vermekten ziyade ETA’nın etkisizleştirilmesi, marjinalleştirilmesini hedefliyor. Gericilik bu konuda son yıllarda bazı başarılar da elde etti. Batasuna ve onun geleneğinden gelen partilerin oy oyunun düşmesi de bunun bir ifadesi sayılabilir.
    Bu yönüyle bakıldığında, Türkiye’deki yönetenlerin “açılım sorumlusu” olarak İçişleri Bakanı’nı görevlendirmesi bile, asıl olarak “Bask Modeli”nin “asayiş” yanına sarıldıkları gösteriyor. Zaten bakanın kendisi de İspanya’nın “terörle mücadele tecrübesi”nden yararlanacaklarını söylüyor.
    Yani; yine alavere dalavere Kürt Mehmet nöbete...
    YÜCEL ÖZDEMİR
    www.evrensel.net

    0 yorum yapılmış

      Yorum yapın

      Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.