Savaş, çocuk oyuncağı değil

Savaş, çocuk oyuncağı değil

Çizgi filmlerden, televizyon dizilerinden, her şeyden sinema oluyor da, oyuncaktan neden olmasın? Küçük Amerikan askerlerinden oluşan oyuncak serisi, ilk “action figure”ler G. I. Joe’lar da sinema perdesine ayak bastı.


Çizgi filmlerden, televizyon dizilerinden, her şeyden sinema oluyor da, oyuncaktan neden olmasın? Küçük Amerikan askerlerinden oluşan oyuncak serisi, ilk “action figure”ler G. I. Joe’lar da sinema perdesine ayak bastı.
G. I. Joe’nun kelime anlamı, bizdeki Mehmetçik gibi bir şeymiş, tabii bunun Amerikan versiyonu. Daha çocuk yaştan itibaren asker ve savaş seviciliği, Amerikan ordusu hayranlığı aşılamak için harekete geçerken, bizde de yaygınlaştırdıkları küçük oyuncaklardı bunlar. Oradaki karakterlerden üretilen yeni filmin hikayesi de, oyuncaklardaki gibi yakın dövüş ve savaşçılığın erdemleri üzerine.
ÇANTA PEŞİNDE
Hikaye, yeni bir silahın üretilmesiyle başlıyor. Metal yiyebilen “nano” böcekler, NATO’nun fonuyla bir silah şirketi tarafından üretilmiş, bir yerden bir yere taşınacak. İşin içinde NATO olduğu için, sanki savaş için kullanılmayacakmış, “iyi adamların” elindeymiş gibi düşünmekte serbest bırakılıyorsunuz. Fakat bu transfer sırasında, birileri silah çantasını çalmaya çalışıyor, başka birileri de gelip taşıma ekibine yardım ediyor. İşte bu ikinciler, dünyanın en iyi savaşçılarının toplandığı özel birim, G. I. Joe’lar. Film boyunca bu çantanın el değiştirmesi, kötü adamlardan saklanması ve iyi adamlar tarafından yeniden ele geçirilmesi mücadelesini izliyoruz.
Savaşlı, kovalamacalı filmlerde dikkat edilmesi gereken asıl nokta, çoğunlukla gözden kaçabiliyor. Sonuçta, bize burada gösterilen bütün o savaş ve “kötü adamlar” mitolojisi neye dayanıyor? Silah tüccarlarının savaş istediğini görüyoruz. Onun dışında bütün o kötü adamları yönlendiren tek güdü, kişisel intikam hikayeleri. Amerikan hükümeti basiretsiz, “iyiler” zaten “kötü”nün kim olduğuna kendileri karar verip kimseye hesap vermeden harekete geçiyorlar.
DEVLETLER BARIŞÇI
Oysa, artık çocuklara bile bu kadar temeli çürük bir savaş hikayesi anlatacak vakit değil. Ne ki bu şimdi? Kişisel hırsları ve ailesel intikam nedeniyle bir adam, dünyayı yönetmeye soyunuyor. Bunun yolu da, dünyayı yok edecek gücün kendisinde olduğunu göstermek için, şehirlere saldırı düzenlemek. Hatta bir Washington’a, bir Moskova’ya, hani “Kimseden yana değilim, kötüyüm ben kötüyüm” hesabı.
Devletler işin içinde yok, savaş çıkarmaya çalışan bir adam var. Silah tüccarları kötü. Bu basitlikte bir kurgu, sadece gülünç. Savaş çıkarmanın da, dünyayı yönetme isteğinin de nedeninin “kişisel hırs” falan olmadığını, intikam hiç olmadığını, artık çocuklar da biliyor.
Amerikan devletini, NATO’yu barışçıymış gibi gösterip, silah tüccarını kötüleyince silah tüccarının karşısında, savaşın karşısında mı olunmuş oluyor sanki? Savaşla ilgili samimi bir eleştiri görmek, savaşın gerçek nedenlerini ortaya koyup onları eleştiren filmlerde mümkün olabilir.
Sonuçta “G. I. Joe: Kobra’nın Yükselişi” filmi, çocuğunun silah tüccarlarını sevmemesini isteyenler değil, savaşçı olmayı istemesini isteyenler için.

G. I. Joe: Kobra’nın Yükselişi
Orijinal adı: G. I. Joe: The Rise of Cobra
Yönetmen: Stephen Sommers
Oyuncular: Adewale Akinnuoye, Christopher Eccleston, Joseph Gordon, Sienna Miller
Çağdaş Günerbüyük
www.evrensel.net