DURUM

DURUM

  • Başbakan Erdoğan ve DTP Lideri Ahmet Türk çarşamba günü Meclis’te Kürt Sorunu ile ilgili bir görüşme gerçekleştirdiler. Başbakan Erdoğan görüşmeyi AKP Genel Başkanı sıfatıyla yapmış olsa da...


    Başbakan Erdoğan ve DTP Lideri Ahmet Türk çarşamba günü Meclis’te Kürt Sorunu ile ilgili bir görüşme gerçekleştirdiler. Başbakan Erdoğan görüşmeyi AKP Genel Başkanı sıfatıyla yapmış olsa da, bu görüşme beklenen bir görüşme ve atılan adım da, atılması gereken bir adımdı. Eğer ortada Kürt Sorunu diye bir sorun varsa, bunun temsilcileri ve muhatapları var ve muhatapların başında da Kürtler adına politika yapan parti geliyor.
    DTP Lideri Ahmet Türk bu görüşme sonrasında, “Bugün önemli bir gün. Diyalog ortamının sağlanmasından dolayı umutluyuz, mutluyuz” açıklamasını yaptı ve “Görmek istediğimiz tablo, halkımızın, Türkiye’nin kucaklaştığı süreçtir. Nelerin yapılması gerektiği konusundaki düşüncelerimizi ifade ettik. Umut ediyoruz ki daha çok demokrasi, herkesin sevgiyle kucaklaştığı bir süreç için olumlu gelişmelerle karşı karşıya kalırız. Hepimize önemli görev ve sorumluluklar düşüyor. Bu sorumluluk bilinciyle çabalarımızı sürdüreceğiz. Biz, genel olarak bu süreçte bir projeyle ortaya çıkmanın doğru olmadığını ifade ettik. Bunu zaman içinde daha olgunlaştıracak, toplumun her kesimini düşüncesini alacak bir sürecin başlaması konusunda, düşüncelerimizi ifade ettik. Umuyorum ve inanıyorum ki daha güzel günlere, daha mutlu günlere hep birlikte kavuşuruz, kucaklarız o günleri.”
    CHP lideri Deniz Baykal’ın görüşmeye ilişkin açıklaması ise özetle şöyle, “görüşmenin muhatabı hiç kuşku yok PKK’dır. PKK’nın çeşitli biçimlerde yansımasıdır. Bunu saklayarak, gerçeği örtbas ederek bir yerlere varmak mümkün değildir... Bu konularda kimlerle temas kurulabileceği Kandil Dağı’ndaki kişinin bir gazeteciyle yaptığı görüşmede ifade edilmişti. O demişti ki ‘müzakereyi ya İmralı’yla yaparsınız ya bizimle yaparsınız ya da DTP ile yaparsınız’ Baykal’ın ülkenin temel sorunlarından birine ilişkin görüşleri bunlar! Baykal aynı zamanda başlayan süreci “Türkiye’nin çözülme süreci” olarak görmekte ve tanımlamaktadır.
    Bu yaklaşımın provokatif olduğu ve başlayan süreci en geri noktada tutmaya çalışma anlamına geldiği görülmektedir. CHP kendisini “devleti kuran” bir parti olarak görmeye devam etmekte, bugünkü statükonun oluşmasında en büyük payın sahibi olarak kendisini görmekte ve bu gerici statükonun savunulmasını ve korunmasını istemektedir. Kuşkusuz bunun demokrasi ile bir ilgisi bulunmamaktadır. CHP anlayışı; başlangıçtan bu yana devlet bürokrasisi ve üst yönetiminde, ordunun komuta heyetinde egemen oldu ve hükmünü sürdürdü. Bunlar Kemalist olarak yola çıkmalarına karşın, Kemalizme ilişkin her şeyi tasfiye ettiler ve ellerinde kala kala, uyduruk bir laiklik anlayışı ile, “ulusalcılığı” mazlum Kürtlere karşı savunmak kaldı! Bu gerici ve şovenist bir anlayıştır.
    Eğer Kürt Sorunu bir çözüme kavuşacaksa, CHP’nin temsil ettiği ve savunduğu şovenist, gerici anlayışla mücadele edilerek bir çözüme kavuşacaktır. Meclis’te bulunan CHP, MHP gibi muhalefet partilerinin Kürt Sorununa ilişkin tutumları, hükümetten daha geridir ve bu durum AKP Hükümeti’nin Kürt Sorununu olabilecek en geri düzeyde bir “çözüme bağlama” amacını örtülemekte ve bu niteliği ile de aslında hükümete yardımda bulunmaktadır. Bu nedenle hükümetin sorunun çözümü için esasa ilişkin olmayan bazı adımlar atması ve ardından “görüyorsunuz, bize adım attırmıyorlar” diyerek kulağının üzerine yatması için her türlü gerekçe şimdiden mevcuttur!
    Şovenist ve gerici cephe ayaklanmış durumdadır. Kuşkusuz bunların püskürtülmesi hükümetten beklenemez. Kürtlerin taleplerinin en ileriden savunulmasının ve Kürt sorununun eşit ve demokratik hakların elde edilerek bir çözüme kavuşturulmasının güvencesi, Kürt halkının ve ilerici Türk aydınlarının, partilerinin ve çevrelerinin mücadelesi, Türk ve Kürt halkının sağduyusudur. Bu mücadele bugün daha kararlı ve yetenekle yürütülmek, aldatıcı manevralara karşı uyanıklıkla götürülmek durumundadır. Bu konuda atılan her adım kazanılmış bir mevzidir ve hareket ayaklarını sıkıca oralara basarak, kazanımları yeterli görmeyerek sürekli ilerlemek zorundadır.
    Ahmet Yaşaroğlu
    www.evrensel.net

    0 yorum yapılmış

      Yorum yapın

      Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.