Kadınlar krizin faturasını daha ağır ödüyor

Kadınlar krizin faturasını daha ağır ödüyor

Krizin emekçilere yönelik yıkıcı etkisinin boyutlarını anlamak için emekçi mahallelerine birkaç saat geçirmek yeterli oluyor. Mahallelerde artan yoksulluğun, derinleşen, yaşanan sıkıntının özellikle kadınları...


Krizin emekçilere yönelik yıkıcı etkisinin boyutlarını anlamak için emekçi mahallelerine birkaç saat geçirmek yeterli oluyor. Mahallelerde artan yoksulluğun, derinleşen, yaşanan sıkıntının özellikle kadınları nasıl vurduğunu görmek için de…
Sağlık Mahallesi Çorlu Organize Deri Sanayi Bölgesi’nin etrafında kurulmuş, şehir merkezine 5 km. uzaklıkta bir emekçi mahallesi. Özellikle ‘80’li yıllardan sonra başlayan göçle gittikçe büyüyen mahallenin nüfusu bugün 60 bine yaklaşmış durumda. Belediye hizmetlerinden en az yararlanan mahalle, aynı zamanda, deri ve tekstil fabrikalarının atıklarını bıraktıkları Çorlu deresinin yaydığı koku ve kimyasal atıkların da etkisi altında. Adının aksine sağlıksız şartların tam ortasında bulunuyor.
Kriz, ücretlerinin düşmesi, çalışma koşullarının ağırlaşması, işsizlik gibi sonuçlar doğururken, ister çalışan ister ev kadını olsun, kadınlar için çok daha ağır şartlar oluşturmuş.
EĞRETİ İŞLERE GARK OLMA
“Eşim, bazı fabrikalar kapandığı için bazısından da işten atıldığı için birçok fabrikada çalıştı. Birçok fabrikadan da alacaklarını dahi alamadı. 2–3 yıl öncesine kadar durumumuz daha iyiydi. Bu hükümet bizi mahvetti, hiçbir şey değişmediği gibi daha da kötüye gitti. Komşularımızla bir araya geldiğimizde artık dertleşemez olduk. Herkesin geçim durumu kötü. Konuştukça daha da moralimiz bozuluyor. Artık kölelik zamanı geldi diyoruz. Kendimizden vazgeçtik çocuklarımızın geleceğini düşünüyoruz. Ama çoğu zaman çocuklarımıza doğru dürüst yedirecek bir şey bulamıyoruz”. Sağlık Mahallesi sakinlerinden, eşi deri işçisi olan Adile Keman’ın bu sözleri, ev işleri üzerine yıkılmış ev kadınlarının, yemek yapamamanın, çocuklarını giydirememenin üzüntüsünü çok daha derinden yaşadığını gösteriyor.
Geçinemediklerinden dolayı kendilerinin de çalışmak istediğini ama üç tane küçük çocuğu olduğundan dolayı çalışamadığını söyleyen Gülizar Aydoğdu ise pazara dahi 2-3 haftada bir çıktıklarını, çocukların en zorunlu ihtiyaçlarını dahi karşılayamadıklarını belirtiyor.
Zaten bir ön kabul olarak ev içi emekle yükümlü olan kadınlar, eşlerinin, çocuklarının işsiz kaldığı ekonomik sıkıntı dönemlerinde tüm toplumda olduğu gibi, ama erkeklerden çok daha fazla eğreti işlerde çalışmaya razı ediliyorlar. Amaç aileye katkı sunabilmek. “Sigortası olmasa da olur, emeklilik zaten beklesen de gelmez, az gelir getirse de olur, aileye katkım olsun, evde olsun bir yandan çocuğa da bakarım” düşüncesi içinde, mümkünse erkeklerin daha sağlam, tam zamanlı işlerde çalışmaları tercih ediliyor.
Bazen katlanılamaz oluyor ağır çalışma koşulları, eşinin deri, kürk deride altı yıldır çalıştığını söyleyen Bahar Şener gibi… “Eşim bir milyar maaş alıyor ama yinede geçinemiyoruz. Kaç aydır faturalarımızı ödeyemedik. Bende eşime yardımcı olmak için tekstil fason atölyesinde işe girdim. Patron görüyor ki nasıl olsa muhtacız, on iki saat sigortasız çalıştırıp, çalışılmayan günlerin parasını kesiyor. Ben de dayanamayıp ayrılmak zorunda kaldım…”
EVE İŞ ÇOĞALIYOR
Çalışan eşleri kadar fabrikalardaki durumu takip eden kadınlardan Arzu Evcimen, “Zaten geçinemezken bir de araya ‘kriz’ girdi, artık hiç geçinemiyoruz. Eve gelen parayı borçlarımıza verip elde sıfır kalıyor. Pazar pahalı, faturalar yüksek. Artık hiçbir şeye gücümüz yetmiyor. Eşim kriz bahanesi ile birçok iş değiştirmek zorunda kaldı. Şimdi çalıştığı fabrikada ise düşük ücretle çalışıyor. Çalışma saatleri sekizden on iki saatte çıkarıldı ve şimdiden söylemişler ‘Bir yıl boyunca zam yok’ diye” sözleriyle durumu özetliyor. Kadınların eve iş almalarının kaçınılmaz olduğunu söylüyor.
Mahallelerde, evlerde, boncuk işleyen, iplik temizleyen, etiket diken kadınların sayısı artıyor. Kız çocuklar da çoktan bu ‘mesleki eğitimi’ ev içinde almaya başlamışlardır bile… Kadınların düzenli bir ücreti olmayan, sosyal korunmadan, örgütlenme hakkından yoksun, ev eksenli çalışması hızla yayılıyor.


İŞİNİZE GELİRSE
Çalışan kadınların da durumu ağırlaşıyor. Deride çalışan kadın işçiler ise isteklerini patronlara bildirdiklerinde hep ortak cevap aldıklarını söylüyorlar: İşinize gelirse…
Yirmi yıldır çalışıp 650 lira maaş aldığını söyleyen Gülperi Gezi yaşadıklarını söyle anlatıyor: Sezonluk çalışıyoruz. Kışın maaş ve sigortamız kesiliyor. Sesimizi çıkaracak olduğumuzda aldığımız cevap belli. ‘Kapı orada size iş bana da işçi çok’ oluyor. Üç senedir aynı maaşla çalışıyoruz mesai ücretlerimiz yediden üçe düşürüldü. Baskılar çok olduğundan fabrikada kafamızı dahi kaldıramıyoruz.
Güler Güven, “On sekiz yıldır deri işçisiyim ve 650 lira maaş alıyorum. Kriz patronlara yaradı. Bu yıl en azından bizim fabrika daha çok çalıştı ama bir buçuk yıldır zam alamıyoruz. Aldığımız parayla geçinemiyoruz. Bunu da patronu karşımıza alıp konuşmak istedik. Ama ‘sen olmazsan çalışan çok’ diye resti çekiyor. Evdeki işlerimiz de ağırlaştı” sözleriyle özetliyor durumu.
Krizin hayatlarını daha da zorlaştığı noktasında birleşen kadınlar, geleceğe dair umutlarını tüketmiş durumdalar.
(Çorlu/EVRENSEL)
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.