YAŞAMA KÜLTÜRÜ

YAŞAMA KÜLTÜRÜ

  • “Sille neresi?”diye soranlarınız olacaktır kuşkusuz…Sille Konya’da …


    “Sille neresi?”
    diye soranlarınız olacaktır kuşkusuz…
    Sille Konya’da …
    Ana kentin “Selçuklu” belediyesine bağlı bir mahalle şimdi…
    Konya’dan 8 km. uzakta bir koyakta…
    Aslında başlı başına bir belde…
    Mahalle olarak Selçuklu belediyesine bağlanması yararlı olmuş… Onun olanaklarından yararlanıyor… Selçuklu belediyesi kimi kamu yapılarının onarımlarını, yol düzenlemelerini başlatmış çoktan, sürdürüyor.
    Sille, her yönüyle ilginç, son ayrıntısına dek tam bir Anadolu kenti.
    Yerleştiği koyağın ortasında Sille deresi varmış… Varmış diyorum çünkü şimdi kuru dere…Yukarısına, 1950 lerde, Himmet Ölçmen’ in tarım bakanlığı günlerinde, adının verildiği bir baraj yapılmış. İyice azaldığı şu günlerde su, savağa dek ulaşamıyor…
    Derede o yüzden su yok…
    Bir küçük kanalla, azıcık da olsa su verilse dereye, ne güzel olur diye düşünüyor kişi… Bu sudan aşağıda tarımda gene yararlanılır elbette… Yitip gitmez…
    Böylece yerleşmenin (koyağın) ortasında suyun ışıltısı, sesi, katkıda bulunur ortak yaşama.
    Biliyorsunuz, bizim kültürümüz bu…
    Seviyoruz su sesini özellikle…
    Suyun sesi, istenmeyen sesleri örtüyor… Daha iyi düşündürüyor…
    Bu derenin hemen kıyısında, yerleşmenin ortak kullanımları yer alıyor: Okul, çarşı, kahveler, muhtarlık, tapınak daha doğrusu tapınaklar…
    Derenin üzerinde sık sık köprüler…
    Koyağın iki yamacında da, basamaklı tiyatroya oturmuş gibi evler… Bahçe içinde…Alt katıyla da, üst katıyla da, eğimden yararlanarak bahçeye (toprağa) düz ayak bağlanan, çoğunlukla iki katlı, kimileri üç, kimileri tek katlı, düz damlı evler…
    Gün doğuşuna bakan evler gibi düz damlar da ortak oyluma bakıyorlar… Basamak basamak alçalmalarından ötürü kimse kimsenin görüşünü kesmiyor, göz hakkını engellemiyor. Herkes ortak yaşamın oylumuna yönleniyor.
    İşte bu özelliklerinden ötürü gerçek bir Anadolu yerleşmesi Sille…
    Ama onu en çok Anadolulu yapan, değişik inanıştaki oturanlarının, Rumların (Romalı demek biliyorsunuz) Müslüman Türklerin, bir arada kardeş kardeş, komşu komşu yaşamaları…
    Buradaki Rumların bir bölüğü de Hıristiyan Türklermiş…(Büyük kilisedeki, bir çeşmedeki yazıtlar örneğin, Grek abecesiyle yazılı ama Türkçe…)
    Yirminci yüz yılın ilk çeyreğinin sonuna doğru yapılan ‘değişim’ de (mübadelede) onları da yollamışız Helenistan’a…
    Torunları gelip geziyorlarmış bu gün Sille’yi…
    Ortak kullanımları sayarken “ tapınaklar” dedimdi ya… Bir çağlarda 67 Kilise varmış burada… Selçuklu biçemini sürdüren pek çok da Cami…
    Kiliselerden en büyüğünün ilk yapılışı 4 yy.da … Hıristiyanlığın yeni yeni yayılmağa başladığı dönemde kısacası… (Ondan önce yapılmış, Hıristiyanların kaya kovuklarında yaşadıkları dönemden kaya kilisesi de var.)
    Büyük Kilise onarılacakmış…
    Onarılmalı…
    Herkes, özellikle bu çağda bile din savaşları çıkartan (körükleyen) Batılılar görmeliler Anadolu’nun hoşgörü ortamını… Görmeliler de alabilirlerse ders almalılar…
    CENGİZ BEKTAŞ
    www.evrensel.net