‘Hasta’ Adalet 2

‘Hasta’ Adalet 2

Üç maymun oyunu, 2008 ve 2009’da Mustafa El Elçi, Gurbet Mete, Hasan Kert, Beşir Özer, Recep Çelik ve İsmet Ablak’ın canını aldı.


Ölüleri mi tahliye olacak?
Üç maymun oyunu, 2008 ve 2009’da Mustafa El Elçi, Gurbet Mete, Hasan Kert, Beşir Özer, Recep Çelik ve İsmet Ablak’ın canını aldı. 2009’un 8’inci ayında 6 ölüm yaşatan bu sessizlik, her gün başka hastaları ölüme yaklaştırıyor, başka bedenleri eritiyor, kalpleri durduruyor.
Güler Zere, 37 yaşında. 1995’te Malatya DGM’de 34 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Cezasının 14 yılını çeken Zere’nin daha 20 yılı var hapiste geçireceği. Ancak o kanserin 4’üncü, yani son evresinde. Sapasağlam girdiği cezaevinde kansere yakalanan Zere’nin durumu o denli ağırlaştı ki, kör gözler, sağır kulaklar onu fark etti, Elbistan Kapalı Cezaevi’nden Adana Karataş Kadın Cezaevi’ne sevk edildi. Oradan da Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesi’nin bodrum katındaki mahkum koğuşuna.
ÖLÜM YOLCULUĞU
Zere için ailesi ve avukatları seferber oldu. Tedavi olduğu hastaneden alınan 4 ayrı raporda da “Cezasının ertelenmesi” ve “Hayatını hastanenin mahkum koğuşunda bile sürdüremeyeceği” tekrar tekrar vurgulandı. Adana Tabip Odası’ndan alınan rapor da Zere’nin “Tam iyileşme ihtimali bulunmadığı” gerçeğine dikkat çekti. Ancak Zere’nin dosyasının bulunduğu Elbistan Cezaevi Savcısı bu raporlara inanmadı. Zere’yi, temmuz sıcağında havalandırması olmayan ring aracında 28 saatlik bir yolculuğa gönderdi cezaevi savcısı. Adana’dan İstanbul’a, siyasi raporlarıyla gündemden düşmeyen Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu Başkanı Nur Birgen’e. Sağlıklı kişilerin bile zor dayandığı bu yolculuk belki de ölüme daha da yaklaştıracaktı onu. Ama zor da olsa, tahliyesini sağlayacak raporun verilme ihtimali vardı. Bir de İstanbul’da arkadaşlarını görecekti Bakırköy Kadın Cezaevi’nde.
TAHLİYESİNE GEREK YOK!
Bakırköy’e götürüldüğünde koğuşa girmek için çırılçıplak aranmak istedi, kabul etmedi. Koğuşa almadılar, arkadaşlarıyla görüştürmediler. Gece üşüyünce arkadaşlarından hırka almasına bile izin vermediler. Ertesi sabah Adli Tıp Kurumu’na götürüldü, gelen doktor “Halsiz misin” diye sordu, Zere’den “Evet” yanıtını alınca, “Normal yeni ameliyat olmuşsun” dedi. 14 saat gidiş, 14 saat dönüş, 28 saatlik yol, bu muayene içindi. 2 dakika süren muayene sonucunda Zere’yi görmeyen Kurul Başkanı Nur Birgen’in imzasını taşıyan raporda “Tahliye edilmesine gerek yoktur” denildi. Ve Zere, hastanenin mahkum koğuşuna geri gönderildi.
Zere, ağzının içinde bulunan, damağını yok eden ve boynundaki lenf bezlerine yayılan tümör nedeniyle ağızdan beslenemiyor, verilen mamaları bile kusuyor. Zere’ye damar sertliği nedeniyle serum da takılamıyor, tek çare burundan takılacak serumla beslenmesi.
MAHKUM KOĞUŞU HÜCREDEN BETER
Hükümlü Abdülsamet Çelik, 16 yıldır kaldığı cezaevinde kan kanserine yakalandı. İzmir Kırıklar 2 No’lu F Tipi Cezaevi’nde yatan Çelik, Cumhurbaşkanı’ndan af talebinde bulundu, ancak bu başvurusuna karşılık gelmedi. İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndan “Cezaevinde yaşamını sürdüremeyeceği” yönünde raporu olan Çelik, yıllarca tedavi bekledi, geçtiğimiz aylarda Yeşilyurt Devlet Hastanesi’nin mahkum koğuşuna nakledildi. Tedavisi 6 ay sürecek olan Çelik, avukatı aracılığıyla gönderdiği mesajlarda mahkum koğuşunun hücreden beter olduğunu belirterek cezaevine dönmek istediğini tekrarlıyor. Ancak Çelik’in başvurduğu savcılık, koşulların düzeltilmesi için girişimde bulunmak yerine, Adli Tıp Raporu nedeniyle Çelik’i cezaevine geri göndermiyor.
Çelik mayıs ayında da tedavi gördüğü Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin mahkum koğuşunun kötü koşullarını slogan atarak protesto ettiği için tedavisi yarıda kesilerek cezaevine geri gönderilmişti.
125 TUTUKLU İLİK VERMEK İÇİN BAŞVURDU
Çelik’in tedavisi, ‘İlik bulunamadığı’ gerekçesiyle yapılmıyor, doktorlar ise “Ölüme ramak kaldı” diyor. İlik nakli yapılması halinde yaşama şansı olduğu belirtilen Çelik, tedavisine devam edilmesi için Sincan 2 No’lu F Tipi’ne sevk edildi. bir süre Ankara Numune ve Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde tedavi gördü.
Bolu F Tipi Cezaevi’nden 125 tutuklu ve hükümlü, Çelik’e ilik vermek için Adalet Bakanlığı’na başvurdu. Tutuklu ve hükümlüler adına aileleri aracılığı ile bir açıklama yapan Hasan Ateşçi, “Yeni bir arkadaşımızın ölüm haberini almak, Abdulsamet Çelik arkadaşımızın tüm kamuoyunun gözü önünde öldürülmesine seyirci kalmak istemiyoruz” dedi.
HASTANEYE GİDERKEN KALP KRİZİ
İnayet Mete, 14 yıldır tutuklu, Siirt Cezaevi’nde yatıyor. Gözaltında gördüğü işkenceler nedeniyle 3 yılı felçli geçirdi. Diğer hastalıklarının başında da kalp hastalığı, bel ve boyun fıtığı, siroz, yüksek kolesterol, mide ülseri, hemoroit, kronik egzama... Mete’nin Diyarbakır Dicle Üniversitesi Hastanesi’ne ring aracında gidiş gelişleri işkenceye dönüşüyor. Mete, 11 Temmuz 2007’de yolda kalp krizi geçirdi.
16 YILI FELÇLİ VE TUTSAK GEÇECEK
Hükümlü Gazi Dağ, Antalya E Tipi Kapalı ve Yarı Açık Cezaevi’nde bulunuyor. 2004’te silahlı yaralama sonucunda omuriliği parçalanan Dağ, o günden beri belden aşağısı felçli olarak cezaevinde yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Adli hükümlü olan Dağ, tuvaletini bile yapamıyor, ancak cezaevinde ‘yardım edecek personel olmaması’ gerekçesiyle kardeşleri her gün cezaevine gelerek bakımını yapıyor. 2005’ten beri cezaevinde yatan Dağ, önümüzdeki 16 yılını hapiste geçirecek gibi görünüyor. 13’ü ağır 50 hasta tutuklu ve hükümlülerle ilgili Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e bir dosya sunan Bağımsız Milletvekili Ufuk Uras, Dağ’ın durumunu da dile getirmişti.


SAĞLIK YA DA ÖLÜM BEKLEYEN HAYATLAR
Erol Zavar: 18 kez ameliyat olduğu mesane kanserinin yanı sıra, migren ve safra kesesi ağrıları, daha önce geçirdiği tüberküloz, dizlerinde menisküs var. Mart 2007’de safra kesesi alınan Zavar’ın kanama ve ağrıları devam ediyor.
Aynur Epli: Bağırsak kanseri, hayati tehlikesi bulunuyor. Tedavi için Siirt Cezaevi’nden Diyarbakır’a götürülüyor. Ancak güvenlik gerekçesiyle birçok kez tedaviye götürülmediği oluyor.
Yusuf Kaplan: 85 yaşında, Elazığ E Tipi Cezaevi’nde yüzde 79’u felçli vücuduyla yaşamaya çalışıyor. Ayrıca kalp yetmezliği, koroner arter, görme sorunu, solunum sistemi rahatsızlığı ve daha birçok hastalığı bulunuyor.
Remzi Aydın: 2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası Yargıtay tarafından bozuldu. Ölüm orucunda zorla müdahaleye maruz kaldığı için tekerlekli sandalyede, ihtiyaçlarını gideremiyor. Tutukluluk için makul süre olan 9.5 yılı doldurduğu için AİHM’e yaptığı başvuru sonucunda, “Tutukluluk süresi makul süreyi aşmıştır” denildi ve tahliyesi istendi, ancak hâlâ Kandıra 1 No’lu F Tipi’nde.
Nizamettin Akar: Muş E Tipi Cezaevi’nde gırtlak kanserine yakalandı. Muş Devlet Hastanesi’ne, Van’a ve Ankara Numune Hastanesi’ne sevk edildi. Cezaevinde tedavisi için ‘imkansız’ deniyor.
İsmet Ayaz: Hükümlü, Adıyaman E Tipi Kapalı Cezaevi’nde 10 yıldır çölyak hastalığı ile mücadele ediyor. Sadece patates ve bayat ekmek yiyebiliyor, sık sık komaya girdiği halde, hastaneden vitamin hapları verilerek cezaevine geri gönderiliyor. Bedeni 10 yaşında çocuk gibi.
Behçet Yılmaz: Tek başınayken kriz geçirdiğinde ilacını kullanamıyor, nefes almakta bile zorluk çekiyor.
Gülezar Akın: Adıyaman E Tipi’nde, hipofiz bezinde tümör var. Üç yıldır tedavi oluyor. Yumurtalıklarda kist, bel fıtığı ve yırtılma, düzleşme ve mide ülseri var.
Halil Güneş: Diyarbakır D Tipi Cezaevi’nde kemik kanseri.
Halil Yıldız: Antalya L Tipi Kapalı Cezaevi’nde 82 yaşında. Yaşlılığı ve sağlık sorunlarının yanı sıra, arkadaşlarının yardımı olmadan hayatını devam ettiremiyor.
İzzet Turan: Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi. Ankilozon, mide ülseri, kemik erimesi, böbrek yetmezliği, bel fıtığı var.
Memduh Kılıç: Kırıklar 1 No’lu F Tipi’nde sirozla mücadele ediyor.
Nesimi Kalkan: Mersin Silifke M Tipi Cezaevi’nde çölyak hastalığı ile mücadele ediyor, hiçbir ihtiyacını tek başına karşılayamıyor.


RAPORUN DA KURTARAMADIKLARI
Mehmet Ali Çelebi: Ölüm orucunda Wernicke Korsakoff sendromuna yakalandı, ileri derecede şizofren. Tahliye edilmişti, ancak yeniden tutuklandı. Bolu F Tipi’nde müebbete mahkum.
Aslan Karslı: İleri derecede Korsakoff hastası, tahliye edilmesine ilişkin 5 kez rapor verilmesine rağmen hala Silifke M Tipi Cezaevi’nde.
Hasan Alkış: Kırıkkale F tipi Cezaevi’nde kalp, tansiyon, ülser, behçet gibi hastalıklarla boğuşuyor. Adli Tıp Kurumu tarafından “Cezaevinde kalması uygun değildir” raporu verildi, ancak hiçbir girişimde bulunulmadı.
Hediye Açık: Şarapnel parçaları nedeniyle iki gözünü kaybetti. 2000 yılında tahliye edildi, 3 yıl içinde 4 ağır ameliyat geçirdi. Yeniden tutuklanarak Gebze M Tipi Cezaevi’ne konuldu. Böbrek sorunu ve geçirdiği ağır ameliyatlar nedeniyle ciddi sıkıntılar yaşıyor, beslenemiyor, merdivenlerden inip çıkamıyor, yaşamını cezaevi koşullarında sürdüremiyor.

YARIN: Tartışmalı
Adli Tıp raporları ve
tahliyeye giden süreç
Ceren Saran
www.evrensel.net