Kitap düşmanlığı

Kitap düşmanlığı

Kandıra 2 No’lu F Tipi Cezaevi’nde tutuklu ve hükümlüler, en fazla 20 kitap bulundurabilecek. Kitaplara sınırlama koyan cezaevi eğitim kurulu, dini kitaplara ise kısıtlama koymuyor.


Kandıra 2 No’lu F Tipi Cezaevi’nde tutuklu ve hükümlüler, en fazla 20 kitap bulundurabilecek. Kitaplara sınırlama koyan cezaevi eğitim kurulu, dini kitaplara ise kısıtlama koymuyor. 1 Temmuz’da alınan kararda; dini kitaplar için bir kısıtlama getirilmezken, 20’den fazla olan kitapların kütüphaneye hibe edilmesi, hibe etmeyi kabul etmeyen tutukluların ise kitaplarının imha edileceği belirtiliyor.
Tutuklu ve hükümlüler, yaşamlarını ağır tecrit altında sürdürüyor. Hele ki F tipi cezaevleri söz konusu olduğunda, tecridin şiddeti ve baskı kat kat artıyor. Çoğunlukla ziyaret ve telefon hakları gasp edilen tutuklular için, kurulun onayından geçebilen ve ellerine ulaşabilen kitaplar büyük önem taşıyor. Bu habere konu olan karar da kitapları imha edilmek istenen iki tutuklu tarafından gazetemize gönderildi. Veysel Kaplan ile Erdoğan Ber, 3 Ağustos tarihli mektuplarında durumdan duydukları endişeyi anlatıyor ve kurulun karar metnini iletiyor.
DİNİ KİTAPLAR SERBEST
2009/15 sayılı ve 1 Temmuz 2009 tarihli kararda, şu hükümler yer alıyor:
*Her hükümlü/tutuklu odasında kütüphane kitaplarından 3 adet, şahsi kitaplarından 17 adet olmak üzere, kişi başı toplam 20 kitap bulundurabilir. Kütüphaneden 3 adet kitap hakkını kullanmak istemeyenler 20 adet şahsi kitabı bulundurabilir.
*Her hükümlü/tutuklu koğuşunda dini yaşamı bakımından zorunlu olan kutsal kitaplarını (Kur’an-ı Kerim, İncil, Tevrat, Zebur) veya Türkçe meallerini, İslam dinine göre namaz hocası, namaz tesbihatı, Cevşen-i Kebir, Dua kitabı, ilmihal...vb bulundurabilir.
Mahkemece yasaklanmamış süreli yayınlardan olan dergi ve gazetelerden ceza infaz kurumunu zafiyete uğratmayacak şekilde kişi başı 15 adet gazete ve derginin hükümlü/tutukluların bulundurmasına izin verilecektir.
‘1-2 AYDA OKUDUĞUMUZ SAYILAR’
Karara göre fazla kitap, gazete ve dergiler 90 iş günü içinde ziyaretçi, koğuş arkadaşının yakınları veya postane kargosu aracılığıyla cezaevi dışına çıkarılacağı belirtiliyor. Bu süre içinde ki
taplarını göndermeyen tutuklu ve hükümlülerin kitaplarını kütüphaneye hibe etmesi, etmeyi kabul etmemesi halinde de kitapların imha edileceği vurgulanıyor.
Kaplan ile Ber gönderdikleri mektupta bu duruma tepkilerini şöyle dile getiriyor: “F tiplerinde bir tutsak okumanın, araştırmanın, incelemenin dışında başkaca ne yapabilir ki? 17-20 kitap, bir tutsağın 1-2 ayda okuduğu kitap sayısıdır. Mesele yalnızca kitapları gönderme sorunu değildir, okuduklarını gönderme, yeni kitapları isteme sorunudur da. Gelen ziyaretçi 20 kitap sırtlayarak getirmek, 20 kitap da buradan sırtlayarak götürmek zorunda. Böylesi bir zulüm olur mu? Yaşlı analar, çocuklu eşler ve diğerleri, böylesi bir yükü nasıl omuzlayabilir?”
‘KİTAPLARIMIZ İMHA OLMAYI BEKLİYOR’
“Peki bu karara direnir, kitapları dışarı göndermezsek ne olacak?” diye soran Kaplan ile Ber, sorunun yanıtını şöyle veriyor: “Aslında siyasi kitaplarımızı görmeye bile dayanamayan bu zihniyetin ‘hibe’ kararı, gerçekten imha kararını kamufle etme isteğinin nazik bir biçimi oluyor, yoksa kitaplarımızı kütüphaneye kabul edeceklerinden değil! Evet kitaplarımız imha olmayı bekliyor. Çabalarımız, siz dışarıdakilerin ve biz içeridekilerin çabaları sonuç vermezse maalesef kimimiz 10 yılda biriktirdiği ve her satırı didik didik edilmiş ve çoğunlukla bir kitap olmayı aşan bir anlam taşıyan kitaplarımız, dergilerimiz, gazetelerimiz didik didik edilecek.”
ÖĞRETMEN ÜYE ŞERH KOYDU
Eğitim kurulunda bulunan öğretmen üye ise karara şerh koydu. Tutuklu ve hükümlülerin gün içinde kapalı ortamdan kaynaklanan streslerinin azaltılmasında kitabın önemine dikkat çeken öğretmen üye, 3 kütüphane kitabı, 50 de şahsi olmak üzere koğuş ve odalarda kişi başı 53 kitabın saklanabileceğini belirtti.


HAK GASPI ÖRNEKLERİ
*Aynı cezaevinde bulunan ve müebbet hapse mahkum edilen çevirmen Tonguç Ok’a gönderilen Octubre (Ekim) adlı İspanyolca dergi, ‘Türkçe olmadığı’ gerekçesiyle cezaevine alınmadı, idare “inceleme için çevrilmesi şart” dedi. Ok, ise eski müdür döneminde aynı kanun yürürlükteyken bu sorunu yaşamadıklarını söyledi.
*Aynı dönemde cezaevindeki diğer tutuklulara gönderilen Tiroj, Nubihar, Hinker ve Senem Xanim, Kelha Amed, Birina Reş, Mêrê Avis ve Jar Lê Sermest adlı Kürtçe ve Mini International adlı İngilizce yayınlar da alınmamıştı.
*Kaplan ve Ber’e, temmuz ayında “gereksiz yere marş söylemek ve slogan atmak” gerekçesiyle 30+40 gün iletişim ve 40+50 gün ziyaret yasağı verildi. Her disiplin cezası ise otomatik olarak 3 ay açık görüş yasağını da beraberinde getiriyor.
*45/1 sohbet hakkı genelgesi uygulanmıyor
*Telefonda Kürtçe konuşan tutuklu ve hükümlüye adını ve soyadını söylemesi dayatılıyor.
*İlaçlar kısıtlanıyor, bazıları verilmiyor.
*Tutuklulara gönderilen boş kartpostallar, “kantinde satılıyor” denilerek verilmiyor.
(İstanbul/EVRENSEL)
www.evrensel.net