Sinemada Lenin

Sinemada Lenin

Sinemanın içindeki devrimci özü ilk fark eden kişilerden biri, devrimci, düşünür, örgütçü, büyük insan Lenin’di. Lenin’in sinemanın halkın eğitimi ve devrimin yaygınlaştırılması için yararını fark etmesi...


Sinemanın içindeki devrimci özü ilk fark eden kişilerden biri, devrimci, düşünür, örgütçü, büyük insan Lenin’di. Lenin’in sinemanın halkın eğitimi ve devrimin yaygınlaştırılması için yararını fark etmesi, Sovyetler Birliği’nde sinemanın kısa sürede hızla gelişmesinin önemli nedenlerinden biri oldu. Onun, edebiyata ilgisi de, hem Tolstoy üzerine yazdıklarından, Gorki ile ilişkisinden hem de ünlü “Parti Örgütü ve Parti Edebiyatı” makalesinden bilinir.
Bu kez, Lenin’in sinema ve edebiyatla ilişkisini, bu ikinciler üzerinden anlatan bir kitap karşımızda. “Edebiyat ve Sinemada Yaşayan Lenin” Sel Yayıncılık’tan okurlarla buluştu. Kitapta yer alan beş makalenin biri genel olarak sanat eserlerinde Lenin’in yansıtılışını ele alıyor. Bir yazı edebiyat hakkında, diğer üçü ise sinema. Bunlar içinde özellikle Luda ve Jean Schnitzer’in “Gerçekliğin Yansıması”, sinemanın kısırlığı ve geleceğine ilişkin önemli bir tartışma yapıyor.
Yazılarda da görüldüğü gibi, Lenin gibi önemli bir tarihi kişiliği bir sanat eserinde yansıtmak, epey güç iş tabii. Lenin’i anlatmak demek, az ya da çok devrimi anlatmak, Rus işçi sınıfını anlatmak, partiyi anlatmak demek çünkü. Bu nedenle, ilginç tartışmalar yer buluyor kitapta. Örneğin, “Lenin beyazperdede gösterilmez” diye bir görüş var. Lenin’in kendisinin gösterilmemesinden, işlerinin gösterilmesinden yanalar. Ya da Lenin’i göstermeye karar verenlerde de bu sefer ciddi bir sıkıntı başgösteriyor; bu büyük adamı hangi oyuncu oynasın?
Kitapta tecrübeler de anlatılıyor. Yönetmen Sergey Yutkeviç, kendi filmini anlatırken, başta basmakalıp olmamaya çalıştığından söz açıyor. Bu kez de basmakalıp olmayacağım diye istemediği bir sonucun ortaya çıkma ihtimaliyle yüzleşmek zorunda kalıyor. Her halükarda, Lenin’i insanlara anlatmak gerekir diye düşünen sinemacılar için bu iş epey zor, kabul etmek gerek.
Ama meselenin asıl kısmı bu değil. Kitap daha çok, Lenin’i yansıtmanın daha doğru, daha sanatsal ve yaratıcı yanlarının ne olabileceği üzerinde duruyor. Gerçi, insanın aklına başka sorular da geliyor. Örneğin, Lenin’i ve işlerini, fikirlerini sinemada ve edebiyatta yansıtırken, yani Ekim Devrimi filmleri, romanları, eserleri verirken, etkili, ikna edici, ilgi çekici, yaygın eserler ortaya koymanın, itici, okunmayan, izlenmeyen işlere düşmemenin sırrı ne olabilir? Kitapta yazıları yer alan Filoloji Profesörü Novikov ve diğerleri bu konuyu deştiler mi hiç bilmiyoruz, ama en azından Yaşayan Lenin’deki yazılarda pek bir değinme yok.
Oysa yol gösterici de yine Lenin. Lenin’in sinemayla ve sanatla ilgili şu sözleri, kitaptan alıntı: “Her sanatçı, kendini sanatçı olarak kabul eden her insan kendi ideallerine göre, tam bir özgürlük içinde yaratma hakkına sahiptir. (...) Ama doğal olarak biz komünistiz. Ellerimizi kavuşturup oturamayız ve meydanı boş bırakıp kaos oluşmasına izin veremeyiz. Bu süreci belli bir plana göre yönlendirmemiz ve sonuçlarını tanımlamamız gerekir.”
Ne de olsa, hâlâ büyük devrimcinin söylediği gibi sinema “bütün sanatlar içinde bizim için en önemli” olanı.
Çağdaş Günerbüyük
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.