Baykal eskisinden de geri

Baykal eskisinden de geri

CHP’nin Genel Başkanı Deniz Baykal’ın Kürt sorunuyla ilgili açıklamaları demokratik çevrelerin tepkisini çekerken, kendisini Türkiye’de ‘sosyal demokrasi’ geleneğinin temsilcilerinden...


CHP’nin Genel Başkanı Deniz Baykal’ın Kürt sorunuyla ilgili açıklamaları demokratik çevrelerin tepkisini çekerken, kendisini Türkiye’de ‘sosyal demokrasi’ geleneğinin temsilcilerinden kabul eden ve Sosyalist Enternasyonal üyesi olan CHP ve Baykal’ın da içinde yer aldığı SHP tarafından hazırlanan raporlarda geçen ibareler ise oldukça dikkat çekici. Bugünkü söylemlerinin aksine, partisi tarafından 1990 yılında hazırlanan rapor hakkında DGM tarafından açılan soruşturmaya Baykal, “Herkesin etnik kökenini ortaya koyması ve onunla iftihar etmesi doğaldır. Devlet bir sosyolojik gerçeklik olarak etnik gerçeği doğal karşılamalı” cevabını vermişti.
12 YILDA 7 RAPOR
Sosyal demokrat cenah, Kürt sorununa yönelik en fazla rapor hazırlayan kesim oldu. 1990 ve 1993 yıllarında SHP; 1993, 1998, 2000 ve 2002 yıllarında da CHP, toplam 7 kez rapor hazırlayarak kamuoyunun dikkatini soruna çekmeye çalıştı. 15 Temmuz 1990 tarihinde SHP tarafından hazırlanan ‘Güneydoğu Raporu’, ayrı bir tartışma konusu oldu. Dönemin SHP Genel Başkanı Erdal İnönü, SHP Genel Sekreteri Deniz Baykal başkanlığında Hikmet Çetin, Fuat Atalay, Eşref Erdem ve Cumhur Keskin tarafından hazırlanan rapor, parti meclisinde oy birliğiyle kabul edilmiş ve “İktidara geldiğimizde uygulayacağımız programın bir bölümüdür” diye açıklanmıştı.
1990 SHP raporu şu başlıkları içeriyordu:
- Anadil yasağı ilkel bir politika, kaldırılmalı, tek parti döneminde bile uygulanmadı.
- Koruculuk ve OHAL kaldırılmalı.
- Bölge Kalkınma Planı hazırlanmalı.
- Anadil öğrenimi güvence altına alınacak. Resmi dil Türkçe.
- Bölgedeki toprak dağılımı adaletsizliği giderilmeli.
- Değişik kültür ve diller devlet eliyle araştırılmalı.
- Değişik kültür ve diller için araştırma birimleri ve enstitüler kurulmalı.
- Kürtler kendilerini hayatın her alanında özgürce ifade edebilmeliler.
BAYKAL’DAN ‘ETNİK’ SAVUNMA
DGM tarafından soruşturma açılan rapora yönelik tepkilere Baykal, “Herkesin etnik kökenini ortaya koyması ve onunla iftihar etmesi doğaldır. Devlet bir sosyolojik gerçeklik olarak etnik gerçeği doğal karşılamalı. Devletin resmi dil dışında diğer dillerin konuşulmasından rahatsızlık duymasını komplekslik sayarım” diye cevap vermişti. SHP, 3 Nisan 1993 tarihinde ‘Kürt Sorunu’ başlığı ile ikinci bir rapor daha ortaya koymuş ve raporda, Kürtçe eğitim ve yayın sözü verilmişti.
16 Kasım 1993’te CHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Cem tarafından hazırlanan rapor, yine Cem’in Ankara’da düzenlediği basın toplantısında kamuoyuna duyurulmuştu. Raporda, ‘Güneydoğu sorununun’, can güvenliği, demokrasi, ekonomi, savunma, dış siyaset boyutları bulunan karmaşık bir sorun olduğu kaydedildi. CHP, aradan 5 yıl geçtikten sonra bir kez daha Kürt sorununa ilişkin bir rapor hazırlama gereği duymuştu. 1998 yılında hazırlanan rapor, 5 Ağustos’ta Diyarbakır’da kamuoyuna açıklandı. Doğu ve Güneydoğu Raporu başlıklı raporda, ‘Kürt sorunu’ tanımı yapılıyor ve ‘Kürt sorunu, Türkiye’nin bir iç sorunudur’ deniyordu.
1998 CHP RAPORU
- Kürt sorunu, etnik duyarlılıklara demokratik çözüm ile çözülür.
- İsteyenlere anadillerini, devlet denetimindeki özel kurslarda öğrenme olanağı sağlanacak.
- Üniversitelerde enstitü kurulacak.
- Köy koruculuğu kaldırılacak.
- CHP, Kürt sorununun çözümlenmesine öncülük etmeyi, sosyal demokrat kimliğinin ertelenemez bir temel sorumluluk alanı olarak görür.
2002 CHP RAPORUNDA KİMLİK
Altan Öymen’in CHP Genel Başkanı olmasıyla partinin Kürt sorununa ilişkin bakış açısında değişiklikler gözlendi. 11 Ocak 2000’de gündeminin birinci sırasına ‘demokratikleşme’ ve ‘Kürt sorununu’ alan Öymen’e, MYK Üyesi Algan Hacaloğlu ve 19. Dönem Kars Milletvekili Atilla Hun tarafından iddialı raporlar verildi. Hun’un raporunda, 12 Eyül döneminde uygulanan politikaların PKK’yi güçlendirdiği öne sürülerek, genel af, Kürdoloji Enstitüsü gibi öneriler sıralandı. 1998’de hazırlanan raporun aksine, ‘Kürt sorunu’ ve ‘Güneydoğu sorunu’ ifadelerinin yerine ‘etnik duyarlılıklara demokratik çözüm’ ve ‘kültürel sorun, çoğulcu demokrasi yetersizliği’ gibi kavramlar tercih edildi. (İstanbul/DİHA)
www.evrensel.net