Barış virajı

Barış virajı

Son günlerde ülkenin gündemini oluşturan ve ağırlığını toplumun her kesiminde hissettiren Kürt sorunu hepimizi ilgilendiriyor. 25 yıldır süren düşük yoğunluklu çatışma süreciyle birlikte ülkenin geleceğini...


Son günlerde ülkenin gündemini oluşturan ve ağırlığını toplumun her kesiminde hissettiren Kürt sorunu hepimizi ilgilendiriyor. 25 yıldır süren düşük yoğunluklu çatışma süreciyle birlikte ülkenin geleceğini ilgilendiren konularda da etkisini hissettiriyor. Bu sorun toplumu gergin ortamlara sürüklüyor. Toplumu milliyetçi ve ırkçı politikalarla sağcılaştıran, kamplaştıran bir ortamı yaratmayı sağlıyor. Bu çatışma kültürü sonucu toplumu karşı karşıya getiren, halkları birbirine düşman eden anlayış toplumsal dokumuzu zedeleyip, geleceğimizi karartarak sistemin devamını pekiştiriyor
Geldiğimiz noktada siyasal iktidar ve toplum bu çatışmanın sonuçları üzerinden barışın ağırlığını hissetmeye başlamış durumda . Yıllardır olumsuz giden bu gidişatın hem Türk halkını hem de Kürt halkının kardeşliğini derinden etkilediğini, nihayet barışın sesini hissedenler gereklerini yerine getirmede iyimser bir hava estiriyorlar. Barışın çığlıkları toplumun her kesiminde karşılığını bulmaya başladı. 8 Ağustos’u 9 Ağustos’a bağlayan gece kadınların Hakkari- Berçelan Yaylası’nda tutukları nöbetle birlikte barış çığlıklarının dağlarda yankılandığını gördük. Barışın vazgeçilmez olduğunu, ülke topraklarının her karışında barış isteğinin yükseldiği gerçeğinin görülmesi olumludur.
Barışın kalıcı hale gelmesi, demokratik ve eşit yurttaşlık hakkının güvence altına alınması, kimlik ve kültürlerin özgürce ifade edilmesi için toplumun her kesiminin de üzerine düşeni yapması gerekiyor. Demokratik kitle örgütleri, sendikalar, siyasi kurum ve kuruluşlar bu sürece katkısını koymalıdır. Süreci kısır tartışmalara boğmadan, kültürleri geliştirici, eşit vatandaşlık hakkının teminat altına alındığı, kardeşliği geliştirici, ülkenin demokratikleştirilmesi için gerekli çalışmalara bizlerin de katkısı azımsanmayacak kadar önemli olsa gerek.
Barışı istemeyen güçler toplumda infiale yol açacak girişimler içinde olabilirler. Bu tür olumsuzlukların olabileceğini var sayarak, barışı savunanların olumsuzluklara karşı da duyarlı olmaları gerekir. Olumlu esen bu havaya dinamit koymak isteyen güçlerin açıklamalarını esefle izliyoruz. Bu güçler bugüne kadar linç kültürüne destek veren, şovenizmi tırmandıran açıklamalarıyla Türkiye halklarının kardeşliğini zedeleyici tutumlarından vazgeçmediklerini görüyoruz.
Esen olumlu rüzgarın geliştirilmesi , barışın kalıcılaşması, etkilenen tüm kesimlerin sorumlu davranması, siyasal iktidarın da sorumluluk içinde kalarak malzeme yapmadan sürecin işlemesini sürdürmesi konusunda ısrarcı olunmalıdır.
Barış, barışı savunanların sahip çıkmasıyla ve barış zeminini geliştiren bir anlayışla sağlanabilir ancak.
Şükriye Ercan (Ankara)
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.