Türleşmenin fotoğrafı çekildi

Türleşmenin fotoğrafı çekildi

Darwin, Türlerin Kökeni adlı kitabını yazdığında, hem yeryüzünde varlığını sürdüren çeşitli türlerin nasıl ortaya çıktığı sorununu ele almış, hem de ortak atadan türeyiş kavramını kullanmıştı.


Darwin, Türlerin Kökeni adlı kitabını yazdığında, hem yeryüzünde varlığını sürdüren çeşitli türlerin nasıl ortaya çıktığı sorununu ele almış, hem de ortak atadan türeyiş kavramını kullanmıştı.
Darwin, tüm organizmaların modifikasyonlarla (değişiklikler) birlikte ortak bir atanın soyundan geldiği yönündeki düşünceyi destekleyen tüm kanıtları kitabında tek tek ortaya koydu ve böylece evrim için güçlü bir dayanak oluşturdu.
Yeni türlerin ortaya çıkışını ise doğal seçilim yoluyla evrim kavramıyla anlatarak, evrimin mekanizmasını ortaya koydu. Darwin’in yaşadığı dönem mutasyonlar, DNA, RNA henüz bilinmiyordu. Varyasyon ve modifikasyonlardan söz ediliyordu, ancak canlılar arasında hemen göze çarpan çeşitliliğin moleküler düzeydeki nedenleri (DNA’daki mutasyonların, RNA ve protein düzeyindeki değişimlerin bunlara sebep olduğu) henüz açığa çıkmamıştı. Mikroskop bile o dönem için ileri bir bilimsel araçtı.
Evrim Kuramı’na saldıranlar, “evrim varsa yeni türlerin oluşumunu neden görmüyoruz” sorusunu ortaya atarlar sıklıkla. Bu aldatmacalı bir sorudur aslında. Çünkü evrimden söz ederken milyonlarca yıllık bir değişimden bahsederiz çoğunlukla. Bizim için göz açıp kapayıncaya kadar gerçekleşen bir süreç ve olaylar bütününden değil. Bu nedenle de onların kastettiği şekilde balığın gözümüzün önünde birden birkaç gün içinde değişim geçirip, balıktan çok farklı bir kara canlısına dönüştüğünü görmeyiz.
Türleşme, yani yeni bir türün ortaya çıkışı, evrimin önemli aşamalarından birini oluşturmaktadır. Ancak türleşme anını gözlemlemek oldukça zordur. Türleşmeyi daha iyi anlamak için tür tanımına bakmakta yarar vardır. Tür nedir? Tür, benzer anatomik, fizyolojik ve genetik özelliklere sahip, birbirine benzeyen bireylerden oluşur. Organizmalar aynı veya farklı türler olarak sınıflandırılırken, şekil, işlev ve genetik malzeme (DNA, RNA) benzerlikleri ya da farkları göz önüne alınmaktadır. Bunların yanında eş seçimi, eşeyli üreyebilme ve evrimsel yakınlık gibi özellikler de göz önünde bulundurulmaktadır. Örneğin Felix tigris (kaplan) ve Felix domesticus (kedi) isimli iki türü ele alalım. Bu iki organizma da aynı cinse mensuptur, ancak iki farklı türdür. Kendi aralarında ürediklerinde verimli döller oluşturamazlar.
Bu ay American Naturalist dergisinde yayınlanan araştırma, bir türleşme olayını gerçek zamanlı olarak ortaya koydu. İki kuş popülasyonunu türleşmeye iten moleküler nedenler, bu araştırma ile ortaya çıkarıldı. Bu araştırma, Biyolog Albert Uy tarafından Solomon Adaları’nda (Papua Yeni Gine) yaşayan kral sinekkapan kuşları üzerinde yapıldı. Kral sinekkapan kuşları; küçük, böcek yiyen kuşlardır. Uy ve ekibi iki kuş popülasyonu üzerinde yoğunlaştı. Bunlardan birincisi, daha büyük bir ada olan Makira Adası’nda, diğeri ise daha küçük çevre adalarda yaşamaktadır. Yaşadıkları çevre dışında bu iki popülasyon arasında tüy rengi bakımından da farklar bulunmaktadır. İkisi de siyah tüylere sahiptir, ancak küçük adalarda yaşayan kuş popülasyonu buna ek olarak kahverengi bir kuşağa sahiptir. Uy ve arkadaşları, bu iki popülasyon arasında üreme olup olmadığını araştırdılar. Ancak bunu gözlemlemek fiziksel olarak çok zordu. Bu nedenle başka bir test yaptılar. Erkek sinekkapanlar çiftleşme alanlarını savunurlar. Potansiyel bir rakip bu alana girdiğinde kavga kaçınılmazdır. Uy ve arkadaşları, kahverengi kuşaklı erkeklerin, Makira’daki erkek kuşların alanına girdiklerinde tehlike olarak görülmediklerini ve kavganın olmadığını gözlemlediler. Aynı şekilde tersi durumda, yani kahverengi kuşağa sahip erkek kuşların bölgesine Makira’da yaşayan kuşlar girdiğinde de aynı durum söz konusu idi.
Bu iki kuş popülasyonunun erkekleri, birbirlerini çiftleşme alanlarında artık bir tehlike olarak görmemektedir. Bu nedenlerle iki popülasyon arasındaki üremenin oldukça seyrek gerçekleşeceği kabul edilebilir. Yani iki popülasyon türleşmektedir. Bunun moleküler nedeni ise MC1R (melanokortin 1 reseptör) genindeki bir mutasyondur. MC1R geni, deriye ve tüylere renk veren melanin pigmentinin üretimini kontrol eden gendir. Bu mutasyon, renk değişimine sebep olarak türleşmenin yolunu açmıştır. Her canlı türü için aynı mekanizma geçerli olmayabilir, ancak bu araştırma, bir mutasyonun bile evrimsel bir fark yaratabileceğini göstermesi açısından önemli bir çalışma.
Günseli Bayram
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.