YOLCULAR İÇİN EL AYNASI

YOLCULAR İÇİN EL AYNASI

  • Bir yolcu gördüm,Kalabalık bir istasyonda karşılaşmıştık. Uzun yoldan gelmiştim, yorgundum, “Bu kadar yeter” diye geçiyordu aklımdan; “bu kadar yeter, daha fazla gitmek...


    Bir yolcu gördüm,
    Kalabalık bir istasyonda karşılaşmıştık. Uzun yoldan gelmiştim, yorgundum, “Bu kadar yeter” diye geçiyordu aklımdan; “bu kadar yeter, daha fazla gitmek istemiyorum.” Yine de bu mahşeri ortamda mı kalsam, yoksa ömür boyu yaptığım gibi yola devam mı etsem bilemedim. Kararsızdım. Bir çare gelmiyordu aklıma, bir çıkış bulamıyordum; ta ki o konuşuncaya kadar:
    “Bekle” demişti sadece.
    Hayatta bir kez işitilen ve mutlak uymaktan başka çare olmayan o keskin emir sözüydü ağzından çıkan. “Ol” gibi ya da “Öl” gibi bir söz. Halbuki ne “Ol” diyerek gitmemi söylemiş, ne de “Öl” demiş kalmamı istemişti. İkisinin arasındaki o ince çizgide durmamı söylüyordu:
    “Bekle!..”
    Beklemeye başladım.
    O andan sonra İstasyona ne bir tren ne de başka bir yolcu geldi. Daha önce gelmiş olanlar da birer ikişer gözden kayboldular. Yalnız kaldık.
    Aradan çok zaman geçti. Sessiz, telaşsız, kendi halinde bir bekleyişti bizimki.
    Bir ara,
    “Daha ne kadar bekleyeceğim” diye sormak geçti içimden; dilimin ucuna kadar geldi, vazgeçtim. Sorumu yuttum; merak ettiğim halde yuttum.
    Neden sonra bir tren sesi duyulduğunda,
    “Sıra sende” dedi kendi kendine konuşur gibi... anlamadım; “Neyin sırası?...”
    Tren geldi, durdu, bindim, yürüdü.
    Arkaya baktım, onunla ilk karşılaştığım yerde kendimi gördüm. Lakin bekleyen değildim artık. Sanki tren de istasyon da duruyor, görüntüm şaşırtıcı bir hızla uzaklaşıyordu.
    Çok geçmeden her şey silindi. Hem kalandım artık, hem de giden...
    ÖZCAN YURDALAN
    www.evrensel.net