HAYAT YAZILARI

HAYAT YAZILARI

  • İktidar partisinin kuruluşunun üzerinden sekiz yıl geçti. İlk yıl hariç iktidarda geçen bu süre boyunca çözümsüzlüğü devam eden tüm sorunlara ortak haline gelmişken, geçmiş siyasetçileri eleştirmek ciddi bir göstergedir.


    İktidar partisinin kuruluşunun üzerinden sekiz yıl geçti. İlk yıl hariç iktidarda geçen bu süre boyunca çözümsüzlüğü devam eden tüm sorunlara ortak haline gelmişken, geçmiş siyasetçileri eleştirmek ciddi bir göstergedir. Yapamadıklarının hesabını vermek yerine muhalefet eleştirisi yapmak tipik bir Türkiye siyasetidir. Her seferinde söylemleri ve muhalefet tarzları ile iktidar partisinin yapamadıklarına mazeret üreten CHP ve MHP için söylenecek çok söz var şüphesiz.
    Savunulması güç gelişmeler karşısında yetkisizliğini gerekçe olarak sunan iktidar partisi, kimi olaylar karşısında da tam tersine, sorumluluk taşımıyor gibi davranmaktadır. Yetki ve sorumluluk, siyasetin birbirini tamamlayan iki önemli unsurudur. Yetkiniz yoksa sorumluluk üstlenmezsiniz. Sorumlu iseniz yetkilerinizi kullanmanız beklenir.
    Özellikle yargı üzerinden ve güvenlik bürokrasisi üzerinden gelişiyor gözüken olaylarda siyasal iktidarın payını netleştirmek zorundayız. KESK ve DTP yöneticilerine yönelik yargılama süreçlerinin başlamasında İçişleri Bakanlığı’nın sorumluluğu mutlaka masaya yatırılmalıdır. Bugüne kadar bilinen uygulama, yargı mensuplarının harekete geçmesine neden olan girişimlerin polis tarafından başlatıldığı biçimindedir. Son yıllarda bu durum tersine dönmüş ama bizim haberimiz yoksa, birisi bu tabloya açıklık getirmelidir. Yok, bildiğimiz Türkiye fotoğrafı devam ediyorsa, içişleri bakanının hiçbir rolü yokmuş gibi davranma hakkı olmadığını ifade etmeliyiz.
    Yetkisiz bir iktidarın Kürt sorununu çözmesini beklemek abesle iştigaldir. Kürt sorununu çözmeye yeltenen bir iktidarın yetkisiz olduğuna inanmak, kendini kandırmaktır. Belki de iktidar partisinin sekiz yıllık başarısı tam da bu ayrıntıda aranmalıdır. İstediğinde sorumlu, istemediğinde yetkisiz rolüne soyunmak, ciddi bir toplumsal psikoloji yönetim biçimi olarak mı değerlendirilmelidir?
    Ekonomik kriz konusunu dış gelişmelerle izah edip fatura ödemekten kurtulmak ne kadar mümkünse, Kürt sorununda çözümsüzlüğü kendisi dışındakilere fatura etmek de o kadar anlaşılabilirdir. Ekonomik tedbirleri uygulama konusunda yetki kaosu yaşanmamaktadır. Yani, hükümetin muhalefet partilerine söyleyecek sözü bulunmamaktadır. Krizi iyi yönetirse başarı kendi hanesine yazılacak, tersi olursa sorumlu olarak dış piyasalar gösterilecektir.
    Kürt sorununda ise çözüm için alınan mesafe, iktidar partisinin hanesine yazılacak, süreç başarısız sona erdiğinde ise muhalefet partileri halka şikayet edilecektir. Sekiz yılda öğrendiğimiz bu siyaset tarzı karşısında başka bir muhalefet dilinin mümkün olabileceğine önce kendimizin inanması gerekiyor. Böyle bir muhalefet dilinin inşası, gerçek bir demokrasi arayışı olanların öncelikli gündemi olmalıdır. Horoz dövüşünü aşan bir siyasi mücadele, değişimin motoru olma vasfına sahip olmak durumundadır. Değişim hayatın vazgeçilmezidir. Siyaseti hayatın doğal bir parçası olmaktan çıkarıp profesyonel zemine oturtanlar, değişimi de göstermelik ve kendi kontrollerinde tutmak istiyorlar.
    AYHAN BİLGEN
    www.evrensel.net

    0 yorum yapılmış

      Yorum yapın

      Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.