Ekmek yoksa asfalt yesinler

Ekmek yoksa asfalt yesinler

Hafızalarımızı şöyle bir geriye saralım ve sosyal devlet neymiş anlayalım.O korkunç deprem sonrasıydı.


Hafızalarımızı şöyle bir geriye saralım ve sosyal devlet neymiş anlayalım.
O korkunç deprem sonrasıydı.
Yıkılmış evler...
Enkaz yığınları altında yüreklerimizde uğuldayan çığlıklar...
Sonra ne oldu?
Sosyal devletimiz, depremin yeterince sosyalleşmeyi sağlayamadığını gördü, tüm millete deprem vergisi koydu!
Böylece dünyada ilk kez, depremden vergi alınan bir memlekette olma şerefine eriştik ki...
Planlarını biz onaylamadık...
Arazileri yağmaya biz açmadık...
Depremi biz yaratmadık...
Ama deprem vergisiyle sosyal devletin faydalarını anladık!
Elbette bu kadarla kalmazdı...
Sosyal devlet dediğin, insanın kıçından donunu almadan rahat uyuyamazdı!
Üstelik devletimiz, sosyalleşmenin önünü açmakta son derece kararlıydı.
Sonra, hastalara göz dikti.
Hastaneler özelleşti...
Hasta olmaya katılım payları geldi.
Madem hastasın, katılım payı vereceksin.
Paran yoksa, yoksulsan, hastayım demeyeceksin; çünkü sosyal devlet ilkesine aykırı!
Yetmedi...
Emeklilerin sosyalleşmesine sıra geldi!
Ölmeden emekli olmak fiilen engellendi!
Var olan emeklilere on lira zam verildi.
Otuz sene bu memlekete alın teri üretmiş Mehmet amca, emekli kuyruğunda yere serildi.
Sosyalleşmeye kalbi yetmemişti!
İnsanlar kahırlı gözlerle yerde yatan emekliye baktılar.
Mezar taşına, “Sosyal Devlet Hatırası” yazdılar!
Bu da yetmedi; sosyal devlet, işçiydi memurdu, köylüydü, depremdi seldi derken, gözü işsize dikti.
İşsizlik fonlarını iç etti.
Çünkü asfalt yapacaklardı!
Oysa o paralar işçiden kesilmişti.
Peki işsiz ne yapacak?
Çocukları ekmek diye ağlayacak...
Sosyal devletse sivri dişlerini gıcırdatarak bağıracak:
“Ekmek yoksa asfalt yesinler!”

***
EDEPLİ OLMANIN 10 HALİ
Gençler sokağa çıkıp, hak isteyince beyefendi bozuldu.
“Edepsizlik yapmayın!” diye bağırdı.
Peki acaba gençler ne yapsalar edepli olurlardı?
Misal genç yaşta bir gemicik sahibi olsalar... Gemiciğin sermayesini nasıl bulduklarını açıklamasalar...
Babaları kanun çıkarsa... Yerli mısır üreticisinin mısırları elinde kalıp iflası boylasa, ama onlar mısır ithal edip milyarlara konsa....
Gençler harç parası bulamazken, şefin çocukları hayrına bedavadan yurtdışında okusa...
Ve okulu bitirir bitirmez dünya yoksullarının kanını emen dünya bankasında falan işe başlaşa...
Ya da belediyede otobüs işinde aracılık yapsa...
Milyonlarca doları cebe atsa...
Ormanları yağmalasa...
Deniz kıyılarını halka kapatsa...
Deniz Feneri’nin altında kazı yapıp hazine bulsa...
İşsizin parasını asfaltçıya aktarsa...
Edepli olurlar mı acaba?..
Bu sorulara hayır diyenler, edepsizlikten sınıfta kala...
Evet deyip malı götürenler, edepli çocuk olmaya hak kazana!..
Yücel Sarpdere
www.evrensel.net